Kilonuzun değiştiğini hissediyor musunuz?

Duygusal yemek yemenin birçok nedeni vardır ve stres önemli bir yemek yedirici sebebi olabilir
Kortizol hormonu etkisi  çocuklukta besinlerin ceza veya ödül olarak kullanılmış olması bazı boşluk duygularının yemek ile doldurulması bu noktada önemlidir ve çözüme gitmekteki en önemli nokta ise farkındalıktır.
Aşağıdaki testi okuyarak kendinizi değerlendirip farkındalığınızı harekete geçirebilirsiniz.
1- Yemek yemek için kendinizi çok mu meşgul buluyorsunuz?
Bazı insanlar stresliyken, yemek yemeği unutabilir veya ara öğünlerini atlayabilirler. Bu durumda değişen kan şekeri kişide ruhsal dalgalanmalara ve sağlıksız kilo kaybına sebep olur. Gün boyunca sağlıklı ve küçük öğünler tüketmek daha iyi bir seçimdir. Sonuç olarak kendinizi daha az stresli hissedebilirsiniz.
2- Sürekli kendinizi stresli mi hissediyorsunuz ve strese karşı koruyucu teknikleri bilmiyor musunuz?
Eğer sürekli kendinizi stres altında hissediyorsanız, stresin sağlıksız bir tipi olan ve yüksek kortizol düzeyiyle birçok sağlık problemi yaratan kronik stres riski altında olabilirsiniz. Stresi hızlıca uzaklaştırmak için profesyonel destek alabilirsiniz. Bu şekilde vücut stresini azaltabilir, problemlere karşı daha sakin yaklaşabilirsiniz. Ayrıca strese bağlı olan kilo alımlarını durdurabilir ve stresin neden olduğu diğer sağlık problemlerini kolaylıkla azaltabilirsiniz.
3- Egzersiz yapmak için kendinizi gün sonunda çok meşgul veya çok yorgun mu hissediyorsunuz?
Hepimiz egzersiz yapmamız gerektiğinin farkındayız fakat birçok stresli ve meşgul insan egzersiz için ayıracak enerji ve zamanı olmadığını belirtir. Tam tersinde ise stresli insanlar egzersizden en üst düzeyde yarar sağlar, sadece bununla kalmayıp kişiler strese bağlı kilo alımlarıyla da başa çıkabilirler. Egzersiz için çok yorgun olduğunuzu düşünüyorsanız bu konuda kendinize telkinlerde bulunun ve egzersizin size sağlayacağı daha fazla enerji karşısında şaşırın.
4- Her gece yedi saatten daha az mı uyuyorsunuz?
Her gün aynı saatlerde yatmak ve yine aynı saatlerde kalkmak stresle başa çıkmada büyük katkı sağlayacaktır. Geç yattığınız zamanlarda kesinlikle geç uyanma alışkanlığı geliştirmemelisiniz. Çünkü bu durumda bir sonraki gün geç uyumanıza neden olarak uyku düzeninizi bozar. Günde yedi saat uyumanın en iyi ve yeterli dinlenme süresini sağladığı bir ok çalışma ile vurgulanmıştır.
5- Bel çevrenizde gerektiğinden daha fazla mı kütle var?
Stresli insanların kortisol seviyesindeki artışa bağlı olarak bel çevresinde daha fazla yağlanma görülmektedir. Bel çevresindeki yağlanmanın fazla olması birçok sağlık problemini beraberinde getirir. Bu durumda önemli olan nokta diyet ve egzersizi günlük programımıza yerleştirmemiz olacaktır.
6- Yorgun olduğunuzda fazla miktarda kafein tüketmek fazla enerji sağlamak için bir yol mudur?
Stres altında ve meşgul olan insanlar genellikle kafeini ekstra enerji almak için kullanırlar. Fakat bu vücudunuzdaki kortizol seviyesinin (kilo alımının nedenlerinden biri)çok fazla artmasına sebep olur ve uyku kalitesindeki düşüklük yine kortizol artışı ve kilo alımını tetiklemektedir.
7- Stres nedeniyle aç olmadığınızda dahi yemek yer misiniz?
Stres altındaki birçok insan kendini daha fazla yemek yerken bulabilir. Bu, kişiyi kısa süreli mutlu edebilir. Eğer küçüklüğünüzden beri tatlı yiyerek stresinizi bastırılıyorsanız, sinirlilik halinde sürekli ağzınızda bir şeyler olmasını istiyorsanız veya kortizol düzeyiniz sizi atıştırmaya yönlendiriyorsa bu duygusal yemek yeme durumunuzu su içerek, Çiğ sebze atıştırarak veya daha sağlıklı yiyeceklere yönelerek stresli durumunuzu azaltabilirsiniz.
8- Stresli olduğunuzda kendinizi tuzlu veya tatlı bir şey yerken buluyor musunuz?
Stresteki artış vücudumuzdaki kortizol seviyesini artırır. Bu da sizi tatlı veya tuzlu yiyeceklere yönlendirir. Bu tüketimler ise sizde kilo artışına bağlı sağlık durumunuzda olumsuzluklara yol açabilir.
9- Yeme alışkanlıklarınızın değişmeyip stres düzeyiniz ve kilonuzun değiştiğini hissediyor musunuz?
Stres birçok şekilde kilo artışına neden olabilir. Kortizol seviyesindeki artış metabolizma hızınızı yavaşlatmaktadır. Bu da aynı miktarda besin almanıza rağmen bu besinleri daha yavaş yakmanız anlamına gelir. Bu nedenle kortizol seviyesini hızlıca normal hale çevirmek için rahatlama teknikleri öğrenmeliyiz.
10- Sırf, evde sağlıklı öğünler yemek için fazla meşgul olduğunuzdan dolayı aşırı fast food yeme eğiliminiz var mı?
Dışarıda fast food tarzı beslenme alışkanlıkları olan biriyseniz yalnız değilsiniz. Birçok stresli ve meşgul insan kendisini dışarıda fast food tercihleri yaparken bulur. Bunun nedeni daha kolay ulaşılabilir olmasıdır. Ancak evde yemek pişirme alışkanlığı kazanan kişiler, vücutlarını şekillendirmenin yanı sıra bunun daha sağlıklı ve kolay olduğunu görmüştür.

Yiyerek Göbeğinizden Kurtulun

Bugünlerde hem kadınların hem de erkeklerin en büyük sorunu kiloları. Özellikle göbek hem kadın da hem de erkekte başlıca problemdir.

Yiyecekler
Fasulye, nohut, mercimek gibi gıdalar ile kiraz, çilek, vişne gibi küçük meyveler en iyi yiyeceklerdir. Kuru fasulye, böğürtlen, kuru kayısı, kış meyvelerinin taze sıkılmış suları kilo vermede en etkili yiyecekler olarak sıralanıyor. Bu yiyecekler sizin tok hissetmenizi sağladığı için kilo vermenize yardımcı olur. Bunlardan günde 25 ila 35 gr kadar tüketmeniz gerekir. Hiç yememek ise doğru değildir.
İçecekler
Buzlu soğuk su en iyi içecek. Kalorisizdir, midenizde doygunluk hissine neden olur ve daha az yersiniz. Kan basıncınızın ve adet öncesi dönemi rahat atlatmanızı da sağlar. Buzlu su içtiğinizde vücudunuz ısınmak için ekstra kalori harcadığı da aklınızın bir kenarında bulunsun. Zayıflamak için alkolden uzak durun. Likör ve bira kandaki kortisol seviyesini yükseltir ve yağların göbek çevresinde toplanmasına neden olur.
Vitaminler
Kalsiyum kemiklerinizi koruyarak omurgada çatlaklara neden olan osteoporozu engeller. Bu sistem çöktüğünde göbek dışarı fırlar. Eğer 50 yaş civarında veya daha yaşlı bir kadınsanız günde bin 500 mg kalsiyum alın. 50 yaş altındaki erkek ve kadınlar için günde bin mg kalsiyum almaları öneriliyor. Göbek veya bel çevresinden zayıflamak için zayıflama ilaçları kullanmayın. Bu cezbedici ilaçlar egzersiz veya doğru beslenme desteği olmadan hiçbir işe yaramaz. 
Jimnastik hareketleri
Yere eğimli sabit egzersiz bandı ’Decline Bench’ jimnastik aletleri içinde en iyisi. Yer çekimi nedeniyle vücudunuzun üst kısmı altından daha ağırdır. Ayarlanabilir aletle birçok zor hareket yapılabiliyor. Egzersiz aletini minimum 30 derece yere eğimli olacak şekilde kurun. Aletin oturma yerine oturun ve ayaklarınızı ayağınızı tutması için yapılan yere koyun. Yavaşça aletin üzerine doğru uzanın ve ellerinizi başınızın altına koyarak yavaş yavaş doğrulmaya çalışın. Hareketleri sürekli tekrarlayın.
Bisiklet en kötüsü
Bel çevresi için en iyi sporlar Kickbox, raket oyunları, squash, krol crawl yüzme ve tek başınıza tenis olarak belirtiliyor. Bunun yanında herhangi bir aerobik egzersizi de göbek çevresindeki yağları eritir. Tüm bu sporlar bir saatte 475 kaloriden daha fazla yakmanızı sağlar. Bisiklet sürmek bel inceltme için en kötü spordur. Bu basenler içindir. Bu kaslar tüm vücutla bağlantılı değildir.
Ev aletleri
En iyisi egzersiz topuyla hareket etmektir. Egzersiz topuyla vücudunuzu eğin, bükün. Eğer sırt ağrısı sorunlarınız varsa egzersiz topundan uzak durun. 
Alışkanlıklar
En iyi alışkanlık dik yürümek ve oturmak. Kendinizi koyuvermiş gibi yürümeniz göbeğinizin öne çıkmasına neden olur. Zaman zaman göbeğinizi içinize çekip bırakmanız da belinizin incelmesine yardımcı olur. Sigara içmek veya pasif içicilik en kötü alışkanlıklardan biri. Düzenli içicilerin bel çevresi dumanı içlerine çektikleri ve üfledikleri için daha kalındır.
Göbek şişkinliğini azaltan öneriler
– Su için.
– Cipsten vazgeçin.
– Fazla tuzlu gıdalar tüketmeyin.
– Sakız çiğnemek fazla hava yutmanıza neden olur, bu sebeple fazla çiğnemeyin.
– Sindirim sorunu yaşıyorsanız bir veya iki fincan kahve lavaboya gitmenizi sağlayabilir.
Zayıflatan kıyafetler
Vücut şekillendirici kıyafetler giyin. Bel çevresi için üretilen ’Lycia’ içeren kıyafetlerden edinin. Fazla kiloluysanız kıyafetler sıkabilir veya yağlar taşabilir. Bu nedenle üzerinize göre olanları tercih edin.

Geniş kalçaları eritmenin formülü

Kalçalarınızın genişliğinden şikayet mi ediyorsunuz? Müjde; pek çok kadının başlıca derdi olan kalça problemini ortadan kaldıran şok diyeti açıklıyoruz. 

Uygulayacağınız 6 haftalık diyetle kalça ve basen bölgelerinizdeki fazla yağlardan kurtulabilirsiniz. Amerikalı ünlülerin denediği bu diyetle sadece vitrinden izlemekle yetindiğiniz dar pantolonları üzerinizde rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Tabii rakiplerinizi kıskandırıp, partnerinizi büyülemek de cabası.

Hareketsizlik ve yanlış beslenme sonucu vücudun alt tarafında toplanan yağlardan kurtulmak için çok özel bir diyete ihtiyaç var. Uygulayacağınız diyet her yerde kolayca bulup tüketeceğiniz gıdalardan oluşuyor. En önemlisi de oldukça ekonomik oluşu. Diyetin birinci dereceden etkilediği bölüm kalça ve basen ardından da bacaklar geliyor. Özellikle binici pantolonu olarak adlandırılan kalça ve diz kapağı bölgesinde fazla kilo problemi olan kişiler tam 6 hafta içinde etkili çözüme kavuşabiliyorlar. Diyet kayısı ve badem müslini olarak tanımlanıyor.

Müslinin hazırlanışı
Hazırlayacağınız müslinin tadı oldukça leziz. İçeriğinde badem ve kurutulmuş meyveler ve tahıllar kadar pek çok vücudunuza faydalı gıdalar bulunuyor. Ancak hepsi bir araya getirildiğinde kalça bölgenizdeki yağları hızla eritip, sizi forma sokuyor. Hazırlanışına gelince:

2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı

Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirin. Hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tüketeceksiniz. Tabii üzerine yarım dilim muz da ekleyebilirsiniz.

Her günkü program
Kahvaltı: Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz
Saat 11.00: Bir elma
Öğle: Bir porsiyon müsli ve yarım muz
Öğleden sonra: Bir avuç kuru üzüm
Ana öğün: Meyveyle birlikte temel gıdalar
Yatmadan önce: Bir portakal
Meyveler: Elma, kayısı, iki kurutulmuş erik, bir mango

Ana öğünler
Pazartesi: Bir parça tavuk kanat ya da göğüs ızgara, yeşil salata ve bir meyve
Salı: İki yumurtalı omlet, domates ve rendelenmiş havuçla tüketilecek.
Çarşamba: Bir çay fincanı büyüklüğünde yer tutan spagetti. Bir meyve.
Perşembe: İnce dilimlenmiş bir tavuk göğsü. Haşlanmış havuçla servis yapılacak. Dilerseniz yanına haşlanmış brokoli de alabilirsiniz. Bir meyve.
Cuma: Ton balıklı yeşil salata. Bir adet katı pişmiş yumurta. Bir meyve.
Cumartesi: Bir parça hindi göğsü, mısırla karışık yeşil salata. Bir meyve.
Pazar: 3 dilim rosto edilmiş biftek, havuçlu brokoli salatası ve iki adet haşlanmış patates. Bir meyve.

Hollywood starlarının egzersizleri ile zayıflama

Güzellikleriyle doğuştan şanslı olsalar da bu güzelliği her daim korumak onlar için de pek kolay değil.
Kırmızı halılarda muhteşem vücutlarıyla salınan birçok Hollywood starı, aslında düzenli (hatta ağır) egzersiz yapıyor. O seksi vücutların sırrı olan egzersizlerden 8 tanesini sizler için seçtik. İşte basit ama bir o kadar da etkili egzersizlerin uygulaması… 
PLAN- Egzersizleri haftada 3 gün 1 ya da 2 tur halinde yapın. Egzersizinizi daha efektif kılmak ve kaslarınızı esnetmek için her hareket arasında ya da egzersizinizin başında ve sonunda, yogadaki güneşi selamlama duruşlarını yapabilirsiniz.
– Egzersizler için bir yoga matına, 1.5, 2 kiloluk iki dambıla ve sırtınızı yaslayabileceğiniz bir duvara ihtiyacınız olacak. Eğer dambıl bulamazsanız hareketleri ağırlıksız da yapabilirsiniz.
– Hareketleri hızlanmadan, nefesinizi takip ederek yapın. Genelde vücut zorlanırken yani hareketin esas hamlesi yapılırken nefes verilir, aksi durumda nefes alınır.
– Kaslarınızı sıkılaştırmaya, daha fit görünmenize yarayacak bu egzersizlerin yanı sıra kilo kontrolü için tempolu yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet, ip atlama gibi kardiyo egzersizlerini de yapmanızı öneririz.
1. Yukarı ve yana uzan
[A] – Ayaklarınızı bitiştirerek ayakta durun, kollar yanlarda, avuç içleri bacaklara dönük olmalı. Yavaşça çömelirken gövdenizi hafifçe öne doğru itin ve kollarınızı yukarı doğru kaldırın. Başlangıç pozisyonuna dönerek 12-16 kez tekrarlayın.
[B] – A hareketindeki gibi başlangıç pozisyonunu alın ve sağa doğru genişçe bir adım atın; ayakları dışarı çevirin ve bacaklarınız yanlara açık squat yaparken (çömelirken) kollarınızı yanlardan omuz hizasında yukarı doğru kaldırın. Avuç içleri yere baksın. Ayaklarınızı kapatıp kolları yana indirerek başlangıç posizyonuna gelin ve hareketi bir de sol bacağınızı yana atarak tekrarlayın. Bu bir turdu, 6-8 tur olarak tekrarlayın.
Kalçayı ve bacakları çalıştırır.
2. KollarI yana kaldIrma
[A] – Sağ elinizde bir dambıl tutun ve sol bacağınızla ileri doğru bir hamle yapın. Sağ ayağınızı dışa doğru çevirin ve ön kolu (kolun bilekle dirsek arasındaki kısmı) sağ baldırınıza yerleştirin; avuç içi yukarı bakmalı. Dambılı tutan sağ kolunuzu aşağı doğru uzatın; avuç içi sola bakmalı.
[B] – Sağ kolunuzu omuz hizasında yandan yukarı doğru kaldırın. Kolunuzu alçaltıp tekrarlayın. 12-16 kez tekrarladıktan sonra dambılı diğer elinize alarak hareketin simetrisini yapın.
Bacakları, kalçayı, kolları ve omuzları çalıştırır.
3. Dambılla lunge
[A] – Her iki elinize de birer dambıl alın; avuç içleriniz bacaklara doğru baksın. Sol bacağınızla ileri doğru hamle yaparken sol kolunuzu da önünüzde, yukarı omuz hizasına kaldırın; sağ kolunuzu da arkanızda aşağı uzatın.
[B] – Bacaklarınızın dengesini sağlayarak sağ kolunuzu ileri, sol kolunuzu geri çekerek ve kolları sürekli değiştirerek 12 kez tekrarlayın. Sonrasında tekrar başlangıç pozisyonuna gelip bu kez sağ bacağınızla hamle yaparak 12 tekrar daha yapın.
Kalçayı, bacakları ve omuzları çalıştırır.
4. Ağırlık çekme
[A] – Bacaklarınızı genişçe açın, dik durun, ayak parmakları dışarı baksın. Bir ağırlığı yere ayaklarınızın ortasına koyun. Kollarınızı başınızın üzerinde avuç içleriniz birbirine bakacak şekilde kaldırın. Dizlerinizi kırarak hafifçe çömelirken (diz kapakları dışarı bakacak) kollarınızı yanlardan aşağı indirin ve yerde duran dambılı alın ve başınızın üzerine kaldırın.
[B] – Sol bacağınızla yana doğru bir hamle yapın ve hamle yaptığınız sol tarafa doğru ağırlığı indirin. Ortaya gelerek aynı şekilde bu kez sağ bacağınızla sağa hamle yapıp ağırlığı da sağ tarafınıza indirin. Sağa sola 20 kez tekrarlayın.
Sırtı, bacakları ve kalçaları çalıştırır.
5. Deniz kızı plank
[A] – Sağ tarafınıza doğru uzanın, bacaklarınızı düz bir şekilde uzatın; sağ elinizden ve ayaklarınızdan destek alarak yana plank pozisyonu alın. Yerdeki bileğiniz omuzla hizalı olmalı. Sol kolunuzu yukarı geri doğru kaldırın. Sol kolunuzla vücudunuz düz bir çizgi oluşturmalı. Yukarı doğru bakın.
[B] – Omuzlarınızı yere doğru çevirirken, kalçanızı yukarı doğru kaldırın ve havadaki sol kolunuzu da sağ baldırınıza yaklaştırın. Başlangıç pozisyonuna dönün. 8-10 kez tekrarlayın. Yön değiştirerek hareketin simetrisini yapın.
Karın kaslarını, kolları ve omuzları çalıştırır.
6. Gerİye tekme
[A] – Sağ dizinizi önünüzde kırarak yere oturun. Kolları omuz hizasında açın ve dambılları tutun. Sol bacağınızı geriye doğru uzatın. Sol ayağınız dışarı dönsün ve vücudunuza baksın. Sol ayağınızı yerden 10 cm. kadar kaldırın.
[B] – Sol dizinizi bükün ve yavaşça düzleştirin. Bu şekilde 10-12 kez tekarlayın. Sonrasında yön değiştirerek bu kez de sol dizinizi önde kırarak hareketi 10-12 kez tekrarlayın.
Karnı, bacakları ve kalçayı çalıştırır.
7. Oturarak bacak sIkIŞtIrma
[A] – Duvara yaslanarak oturun. Dizlerinizi kırın ve ayaklarınızı yere koyun; bacaklarınızı 15 cm. kadar açın. Karnınızı içeri çekin ve ellerinizi kalçalarınızın yanında yere koyun. Dizlerinizi göğsünüze doğru çekerek ayaklarınızı yerden 10 cm. kadar yukarı kaldırın.
[B] – Ayaklarınızın yüksekliğini koruyarak bacaklarınızı açabildiğiniz kadar açın. Dizlerinizi birbirine yakınlaştırarak başlangıç pozisyonuna gelin ve bacaklarınızı açıp kapatarak 12-16 kez tekrarlayın.
Tüm karın bölgesini çalıştırır.

Daha az kilo, daha fazla enerji demek…

Glisemik endeksi yüksek şekerlerden uzak duruyoruz.

Diyet yaptığımızda; enerjimizi ve moralimizi genellikle kilolarımızdan daha hızlı kaybediyoruz. Hâlbuki ince bir vücudu, sağlığımıza ve zindeliğimize tercih etmemiz söz konusu dahi olmamalı… Ancak sizinle paylaşacağımız ‘turbo’ program sayesinde, hem hızla incelebilir hem de enerji kaybetmeyerek form tutabilirsiniz!

Doğruyu söylemek gerekirse, diyet yapmak insanı yoruyor. Kalorileri kısarak vücudumuzu açlığa terk etmek zaten başlı başına radikal bir tercih… Dilediğimiz an abur cubur yerken bir anda, zinde kalmamız için gerekli olan temel besinlerden dahi kısıyor, ancak otoburları tatmin edecek kadar küçük öğünlere geçiyoruz. Yetersiz beslenmenin neden olduğu enerji eksikliği ise daha da asabileşmemize neden oluyor. Dahası beynimiz, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlayan yakıtı bulabilmek için organlarımızı gerekli besinlerden yoksun bırakmayı da göze alabiliyor. Hipoglisemiler zincir halinde sıralanıyor; tansiyonu düşürürken, kasların da erimesine yol açıyor. Mutluluk hormonu serotonin de, bu duruma boyun eğiyor. Moralimiz böylece düşüşe geçiyor ve patlamaya hazır bir bomba haline geliyoruz. İşin doğrusu, gücümüzü koruyarak ve hiç yorulmadan kilo vermemiz mümkün. Kanıtı ise kiloların kaybı kadar, canlılığın korunmasını da sağlayan özel diyetimiz! Diyetin temel ilkelerini merak ediyorsanız, günlük hayatta rahatlıkla uygulanabileceğini söyleyebiliriz…

Dengeli besleniyoruz; öğünlerde enerji veren besinler tüketmeye devam ediyoruz.

Doğal proteinlere ağırlık veriyoruz; acıkma hissini giderdikleri için balık, kümes hayvanları, kırmızı et, süt ürünleri ve yumurtaya yöneliyoruz. Proteinler, kaslarımızın kendini bırakarak gevşemesine engel oluyor ve esneklik sağlıyor.

Lipitleri koruma altına alıyoruz; sindirim sistemimizde vitaminlerin dolaşımını sağlayan lipitleri önemsiyoruz. Çünkü bazı vitaminler lipitler olmadan rahat hareket edemiyorlar. Araştırmalar, bu sayede biraz daha zayıflayabildiğimizi kanıtlıyor.

Diyetin başında ve sadece kahvaltıda; pillerimizi şarj etmek için yavaş emilen tortulu glüsitlerden tüketiyoruz. (Ekmek, pirinç, makarna, patates, mercimek) Vitamin ve mineral bakımından zengin, pişmiş ve çiğ sebze ve meyvelere yöneliyoruz. Ayrıca daha fazla enerji için glisemik indeksi düşük meyveler yiyoruz. Günün başlangıcı olan, vücudu uyandıran sabah kahvaltısını kesinlikle atlamıyoruz. Böylelikle proteinlerin sinerjisi, lipitler, yavaş glüsitler ve meyveler sayesinde saat 11:00’de enerji düşüşü yaşamıyoruz. Proteinli, tatlı atıştırmalıklarla moralimizi akşam için güçlendiriyoruz. Çünkü akşam saat 19.00’da yaşadığımız bitkinlikle ancak bu şekilde başa çıkabiliriz.

Glisemik endeksi yüksek şekerlerden uzak duruyoruz. (Beyaz ekmek, püre, bisküvi gibi) Bu tür besinlerin anında yarattığı geçici canlılık hissi, çabucak yerini iki katı yorgunluk ve açlık hissine bırakıyor. Glisemide çok sert bir çıkış, ensülinde düşüşe yol açacaktır. Ensülin, adipokinlerin tekrar yüzmeye başlamasıyla birlikte şekeri yağa dönüştürür.

Mönüyü deşifre ettik

Limon: Limonun midedeki fazla asit miktarını dengeleme özelliği bulunuyor. Öğünlerde aldığımız proteinlerin de etkisiyle artan asit miktarı, organizmada birikim yaparak yorgunluğa neden oluyor. Sabah itibariyle C vitamini alarak sistemimizdeki asidi sulandırıyoruz.

Glüsitler: Sabah kahvaltısında glisemik endeksi düşük gıdalar tüketerek, saatler boyu enerji seviyemizi en yükseklerde tutuyoruz. Bunun nedeni, glisemik endeksi düşük gıdaların kandaki yavaş emilimi. Hiç açlık hissetmiyorsunuz ve vücudunuz yağ tutmuyor. Dolayısıyla kendinizi dinamik hissediyorsunuz.

Früktoz: Glisemik endeksi düşük iki adet meyveden alınan früktoz, size anında canlılık kazandıracak. Bir süre sonra  kendinizi yorgun da hissetmeyeceksiniz, çünkü meyvelerin içindeki lifler, bitkisel yağlar ve vitaminler ensülin emilimini frenliyor. Bu çok önemli, çünkü şeker beynin tek yakıtı…

Amino grup asitler: Proteinli gıdalardan alınan amino grup asitler, beyinde dinçliği güçlendiren ve açlığı kesen dopamine dönüşüyor. Proteinler ayrıca vücutta yağların dağılımını engelleyerek, açlığı kesen ve canlılık katan iki kat daha fazla enzim yayılımı sağlıyor.

Sebzeler: Mönüdeki biberde, brokolide ve limon suyunda bulunan C vitamini, karides ve etten alınan demirin emilimine katkıda bulunur.

Lipitler: Hücreler için gerekli olan yeterli miktarda yağ asitlerinin alınmasını sağlıyor.

Atıştırmalık meyveler: Pişmiş ve çiğ yenen meyveler tokluk hissi sağlar. Özellikle C vitamini ve mineral alımını artırmak için kalori miktarını artırmadan daha fazla meyve yiyebiliriz. Morale, mutluluğa etki eden serotonin miktarını artırıyor. Meyvelerin içlerinde bulunan glüsitler, proteinlere gizlenen amino grup asitlerinin beyinde serotonine dönüşmesini sağlıyor.

Glisemik endeksi düşük meyveler: Atıştırmalık olarak ve öğle yemeğinde günde iki porsiyon glisemik endeksi düşük meyve yemeye başlayarak sabah kahvaltısındaki kotamızı artırıyor, diyeti zinde bir şekilde sürdürebilmek için ihtiyacımız olan enerji miktarını topluyoruz.  Yavaş glüsitlere dönüş: Besinler aracılığıyla küçük dozlarda yavaş emilen glüsitlerden almaya başlıyoruz.“Vücudumuz eğer uygun protein ve şeker kaynaklı katkı alabilirse, diyette başarılı sonuçlar alınır” diyor Dr. Cohen. Peki hangi şartlarda? Çok düşük bir glisemik endekse sahip olması şartıyla! Az pişirilmiş makarna, kepekli pirinç, rafine edilmemiş ekmek, kabuğuyla pişirilmiş patates ve doygun tahıllar.

Lipitleri minimumda tutuyoruz: Bir damla sıvı yağ veya bir fındık büklüğünde tereyağı, yavaş glüsitlerin bağırsak tarafından emilimini yavaşlatıyor… Böylelikle yemek sonrası yorgunluğu ve yağ stoklamaya son veriliyor.

Vitaminleri tutuyoruz: Pişirme işlemi, vitaminlerin yüzde 40 oranında yok olmasına neden oluyor. Brokolide bulunan hassas C vitamini söz konusu olduğunda ise bu oran yüzde 60’lara kadar çıkıyor. Kısa pişirme yöntemini seçin (buharda, vok tavada ya da ızgarada). Buharda pişirildiğinde, brokolide sadece yüzde 17 oranında vitamin kaybı yaşanıyor. Sebzeleri suya tamamen batırmadan çalkalayıp durulayın. Öte yandan soğuk, vitaminlerin dostu çünkü vitamin kaybı göz ardı edilecek kadar az miktarda oluyor (domateste hariç).

Pişirilip dondurulmuş sebzeler: Buzdolabında dört gün beklemiş sebzelere göre pişirildikten sonra dondurulmuş sebzeler, vitamin ve mineral açısından çok daha zengin oluyor. Pişirme ve buzlukta dondurmaya alma arasında geçen zamanın çok kısa olması, besin içeriklerinin nerdeyse tazeyken olduğu kadar yoğun bir şekilde korunmasını sağlıyor.

Değeri bilinmeyen kozlar:

Taze patates: Taze patatesler C vitamini kaynağıdır (100 gr.’da 125 mg.) ama hemen tüketmek gerekir çünkü bu oran hızla düşüşe geçer. Altı ay sonra patateslerde sadece 12 mg. C vitamini kalır.

Biber: Stres nedeniyle artan yorgunlukla mücadelede etkili!

Tarçın: Her yemekte kullanmak için günde 1 gr… Glisemik endeksini uyarır ve dengeler. İçindeki polyophenol, birdenbire duyulan açlığı dizginler.

Zencefil: Besin dengenizin koçudur. Dolaşımı hızlandırır ve akıcı hale getirir, sindirimi kolaylaştırır. Süper güçlendirici petek balı: Sinir sistemi için de faydalıdır. 1 gr. petek balı, 1 gr. asetikolin maddesi salgılanmasını sağlar. Bu bal miktarın azlığı, sinir uçlarından bırakılan kimyasal maddenin kaslar, hafıza ve duyumsal algılar üzerindeki olumlu etkisi düşünülürse oldukça şaşırtıcı öyle değil mi?

Çiçek balı: Çiçek tohumlarından elde edilen balın canlılığa olumlu etkisi var ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İdeal doz: Her gün bir kahve kaşığı tüketin.

Dinamizm katan jokerler: Etkisini uzun süre hissedeceğiniz dinamizme mi ihtiyacınız var? Öyleyse en zengin C vitamini kaynaklarına başvurun: Kızılcık, kuşburnu, kiraz gibi.

Ekpres kafein: Robusta çekirdeği, Arabica çekirdeğine göre iki kat daha fazla kafein içeriyor (Bir fincanda 150 gr, espresso’da ise 80 mg.), ayrıca 100 gr. potasyum içeriyor. Bir fincanla metabolizmanızda yüzde üç ila dört oranında hızlanma olacaktır.

Hamilelik öncesi diyeti

Et, balık ve yumurtada kısırlık yapan dioksin bulunduğunu vurgulayan Dr. Halit Fırat Erden: ’Hamileliğe hazırlanan çiftlere üç ay boyunca özel diyet öneriliyor.
Et, balık ve yumurtada kısırlık yapan dioksin bulunduğunu vurgulayan Dr. Halit Fırat Erden: “Hamileliğe hazırlanan çiftlere üç ay boyunca özel diyet öneriliyor. Bu programda kırmızı etin yerini alacak vitaminler ve yiyecekler bulunuyor.” diyor.
Bahçeci Kadın Hastalıkları& Doğum, Teşhis ve Tedavi Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Halit Fırat Erden, bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin nasıl beslenmesi gerektiğini anlatıyor…
DİYET YAPMAK ŞART
Gebeliğe hazırlanan kadınların içeriğinde dioksin bulunan gıdalardan kaçınması gerekir. Dioksin, kırmızı et, tavuk, balık ve yumurtada var. Bunların hepsinin beslenme programından çıkartılmasını istemiyoruz. Çünkü bu kez de yine kısırlığa neden olan D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Ama nedensiz kısırlık sorunu yaşayan çiftlere, üç ay önceden özellikle bir diyet programı öneriyoruz. Yani yalnızca kadınlara değil, erkeklere de bir program öneriyoruz.
Hamileliğe hazırlanırken daha çok sebze ve meyve ağırlıklı bir diyet programı öneriyoruz, ama tamamen vejetaryen diyemeyiz. Çünkü bu besinleri hayatımızdan çıkarıp yalnızca sebze-meyve ile beslenmek de sağlıksız beslenmek anlamına gelir. Bunlar beslenme programından çıkartılırken, onların yerine geçecek bir takım vitamin takviyeleri gerekir. Bu besinlerin yerine bebek isteyen çiftlerin neler yemeleri gerektiğini belirliyoruz. B12, demir, kalsiyum ve çinko takviyeleri yapıyoruz. Dioksin yağda birikir. Kilo vererek vücutlarında daha önce biriken dioksini atmalarını sağlamaya çalışıyoruz.
DİOKSİNİN ZARARLARI
Dioksinler şu anda çevrede ve besin zincirinde baştan sona bulunuyor. Özellikle süt ürünleri, et, balık ve yumurta gibi yağlı yiyecekler yoluyla hepimizin günlük beslenmesinin içinde. Dioksin kanser yapmasının yanında, sinir, bağışıklık ve üreme sistemlerine (sperm sayısında azalma dahil) zarar veriyor, doğmamış bebeklerde sakatlıklara sebep olabiliyor. Sadece kadın için değil, erkek için de son derece tehlikeli. Endokrin sistemini bozabiliyor, kadınlarda endometriozis ve daha birçok olumsuz etki yapabiliyor. Doğal beslenme kaynaklarına dönmek bile bazen çevremizi bu derece sarmış olan toksik ajanlardan kurtulmamıza yetmeyebiliyor.
İDEAL KİLO ÖNEMLİ
Obez olmak, birçok olumsuzluğun yanında kadınlarda doğurganlığı da azaltıyor. Hastalarım arasında, ideal kilosuna ulaşıp, yaşam şeklini düzenleyen ve tüp bebek tedavisine gerek kalmadan gebe kalan pek çok anne var. Şişmanlığın, doğurganlığa pek çok olumsuz etkisi vardır. Adet düzensizliği, düşük riskinde artış, üremeye yardımcı tedaviyle gebelik şansının azalması gibi. Şişmanlığın gebelik boyunca da yaratacağı olumsuzluklar vardır; yüksek tansiyon, şeker hastalığı, idrar yolu enfeksiyonu, bebekte doğumsal şekil bozukluğu, fazla kilolu bebek nedeniyle müdahaleli doğum, erken doğum nedeniyle prematürite, doğum süresinin uzaması, doğum sonrası kanama miktarının artışı, kesi yerlerinde enfeksiyon gibi sorunlara neden olur. Bütün bunlardan kurtulmak için moda diyetler yerine, hamilelikte mutlaka bir uzman yardımıyla kilo vermek gerekir.
SIFIR BEDENLER ANNE OLAMAZ!
Sıfır beden olayım derken ömür boyu çocuksuz kalabilirsiniz. Adet düzensizliği, yumurtlama bozukluğu gibi sorunlar aşırı zayıflıktan kaynaklanarak, infertiliteye sebep olabilir. Benzer durum, atletler, yüzücüler gibi ağır spor yapanlarda da sık görülür. Vücudun, normal ağırlığının 10-15 kilo altında olmasına zayıflık, 15-20 kilonun altında olmasına ’ciddi zayıflık’ denir. Tiroid hormonlarının aşırı salgılanması, metabolizmayı hızlandırarak besinlerin daha hızlı yakılmasına yol açar. Sonuçta kilo alınamaz ve yumurtlama fonksiyonları üzerine olumsuz etki yaratır. Kısacası; hanımlar vücudunuzun yağ oranı yüzde 20-22’nin altına düşmemeli!
İŞTE FORMÜL
• Hamileliğe hazırlanan kadın zayıf ya da şişman olmayacak.
• Hamilelik sırasında bol kırmızı et, yumurta, balık yemekten kaçınılacak.
• Hamilelikten üç ay önce çiftlerin dioksinden uzak bir beslenme programı uygulaması gerekecek.

Hangi egzersiz sizi yansıtıyorsa, öyle zayıflayın!

Kendinize uygun, zevk alacağınız egzersizi bulmanız, daha kolay kilo vermenize ve vücudunuzun şekillenmesine yardımcı olur.

Hem dans ediyoruz, hem zayıflıyoruz! 
Malum kış ayları, dışarıda yürüyüş yapmak zor olduğundan sıcak evimizde oturmak cazip geliyor. Spor salonları da, spor yapmak istemeyenler için sıkıcı geliyor. Fakat sporunuzu daha zevkli ve eğlenceli hale getirmek istemez misiniz? Bu sene trend olan sporlar çok eğlenceli olmasının yanında çok kalori yakmanızı sağlıyor.

Zumba
Bu spor latin müziği eşliğinde basit adımlar ve kolay hareketlerle yapılıyor. Shakira’nın kareografı Beto Perez tarafından geliştirilen zumba, herkes tarafından jkolaylıkla yapılabilecek ve bolca ters atabileceğiniz egzersizlerden biri. Zumba sayesinde dans etmeyi öğreneceğiniz gibi bir derste yaklaşık 700 kilo yakmanızda cabası.

Dance for life
Latin, house, techno gibi birçok dans türünün birleştiği bu egzersiz bol kalori yakmanızı, denge sağlamanızı ve vücudunuzun sıkılaşmasını sağlar.

Oryantal
Karın ve kalça probleminiz mi var? O zaman Türk kadınlarının en iyi olduğu dans olan oryantal bu bölgelerdeki problemleriniz için ideal bir seçim olacaktır. Oryantal sırasında hem bolca ter atarsınız hem de karın ve kalça bölgenizin şekillenmesini sağlarsınız.

Sakinliğe ihtiyacım var diyenlerdenseniz… 

Aqua Gym 
Bel bölgenizde veya eklemlerinizde sorun yaşıyorsanız, Aqua Gym sizin için biçilmiş kaftan. Müzik eşliğinde yapılan bu egzersiz boyunca suyun kaldırma kuvvetinden yararlanılarak, bu kuvvete direnç gösterilmesi sağlanıyor. Bu egzersiz için yaşınız ve kondisyon durumunuz çok önemli değil.

Yoga
Eski bir Asya öğretisi olan ve  2 bin yılı aşkın süredir uygulanan bu egzersiz sayesinde, stres, despresyon, astım ve hipertansiyon etkilerinin azalmasını sağlıyor. Bununla da kalmıyor, farkındalığınızı artırıyor, duruş ve nefesinizi bir düzene sokuyor.

Acelem var, yerimde duramıyorum diyenlerdenseniz…

Step ve dans
80’lerin modası step adım egzersizlerini, dansla birleştiren bu spor sayesinde hem eğlenecek hem de hızla kilo yakmış olacaksınız.

Indoor cycle
Bir nevi, kapalı alanda yerinde duran bisiklerle turnuva yapılan bu egzersiz sırasında sizi hareketlendirmek için müzik ön planda tutuluyor. Bu egzersizi yaklaşık 50 dakika boyunca yaptığınızda, bu süreçte tahmini 600 ile 700 arasında kalori yakmış oluyorsunuz.

Deşarj olmam lazım diyenlerdenseniz…

Tae-Bo
Bu spor, 90’lı yıllarda ünlü tekvando ustaası Billy Blanks tarafından ortaya çıkmıştır. Birçok dövüş sanatının harmanlanmasından oluşan Tae-Bo’da yaklaşık bir saat içerisinde müzik eşliğinde aerobik adımlarla tekme ve yumruk atılıyor. Siz, bir yandan stresinizi atıyorsunuz, bir yandan da bolca ter atıyorsunuz. Karşınızda bir rakip olmadan yapılan hareketler sayesinde denge, esneklik ve koordinasyon sağlıyorsunuz.

Çabuk zayıflamak için tipinize göre diyet yapın

Her insanın 6 gen tipinden birine uyduğunu söyleyen diyetisyene göre, sağlıklı bir kiloya kavuşmak için bu grupların bazı besinlerden uzak durması, bazılarının da bol bol tüketmesi gerekiyor. İşte D’Adamo’ya göre gen tipleri ve nasıl bir beslenmeleri gerektiği…

Dünyaca ünlü Amerikalı talk şov yıldızı Oprah Winfrey’i 107 kilodan 68 kiloya indiren Dr. Peter D’Adamo, yıldıza 39 kilo verdiren diyetini ilk kez açıkladı.

90’lı yıllarda, kan grubu diyetini bulan D’Adamo, ilk kez Oprah üzerinde uyguladığı Gen Diyeti’ni, bir kitapta topladı.

Birinci tip

Uzun boylu ve zayıftırlar. Adrenalin seviyeleri yüksek, hareketli, alerjiye ve astıma yatkındırlar.

Nasıl beslenmeliler?
Bol et ağırlıklı bir menü seçmeliler. Buğday ve tahıl gibi glüten içeren besinlerden uzak durmalılar.

Ne yemeliler?
Biftek, pirzola, sert peynirler, beyaz ya da kahverengi pirinç, brokoli, greyfurt.

Nelerden kaçınmalılar?
Fındık, insülin hormonu salgılayabilecek kuruyemiş ve tahıl ürünleri, buğday unu, eritme peynirler.

İkinci tip

Güçlü, adaleli ve dayanıklıdırlar. Birçok bakteriye karşı dirençlidirler.

Nasıl beslenmeliler?
Beyaz et, sebze ve balık ağırlıklı bir diyet uygulamalılar.

Ne yemeliler?
Hindi, balık, fasulye, bezelye, keten tohumu, zeytinyağı, avokado, havuç…

Nelerden kaçınmalılar?
Karbonhidrat içeren beyaz besinler, şekerli gıdalar ve kırmızı et…

Üçüncü tip

Geniş omuzlu, kaslı, dar kalçalıdırlar. Vücuttaki yağ oranı düşüktür. Kafein ve alkolden hoşlanmazlar.

Nasıl beslenmeliler?
Bakır oranı yüksek olan baklagiller, ciğer, fasulye, peynir ve kırmızı et tüketmelidir.

Ne yemeliler?
Dana ciğeri, koyun eti, mozarella peyniri, mercimek, turp, zencefil ve ahududu…

Nelerden kaçınmalılar?
Alkol, kahve ve ağrı kesiciler…

Dördüncü tip

Kemikleri iri, şişman olmasalar da geniş vücutlu kişiler. Obeziteye meyillidirler.

Nasıl beslenmeliler?
Yüksek proteinli gıdalar almalılar.

Ne yemeliler?
Kuzu eti, hindi, yumurta, peynir, ıspanak, ceviz…

Nelerden kaçınmalılar?
Fast-food ve kızartmalar.

Beşinci tip

Gençken zayıf ve uzun boyludurlar. Yaşları ilerledikçe kilo alırlar.

Nasıl beslenmeliler?
Sebze temelli ve düşük yağ oranlı gıdaları seçmeliler.

Ne yemeliler?
Deniz ürünleri, bezelye,fındık, ceviz, fındık yağı

Nelerden kaçınmalılar?
Beyaz ekmek, makarna ve süt ürünleri.

Altıncı tip

Uzun bacaklı ve küçük kalçalıdırlar. Bağışıklık sistemi sorunları yaşayabilirler

Nasıl beslenmeliler?
Süt ve kırmızı et ürünleri tüketmeliler..

Ne yemeliler?
Biftek, dana ciğeri, uskumru, kırmızı et, peynir, zeytinyağı, fındık…

Nelerden kaçınmalılar?
Arpa, çavdar gibi besinler yememeliler.

Daha az kilo, daha fazla enerji demek…

Glisemik endeksi yüksek şekerlerden uzak duruyoruz.

Diyet yaptığımızda; enerjimizi ve moralimizi genellikle kilolarımızdan daha hızlı kaybediyoruz. Hâlbuki ince bir vücudu, sağlığımıza ve zindeliğimize tercih etmemiz söz konusu dahi olmamalı… Ancak sizinle paylaşacağımız ‘turbo’ program sayesinde, hem hızla incelebilir hem de enerji kaybetmeyerek form tutabilirsiniz!

Doğruyu söylemek gerekirse, diyet yapmak insanı yoruyor. Kalorileri kısarak vücudumuzu açlığa terk etmek zaten başlı başına radikal bir tercih… Dilediğimiz an abur cubur yerken bir anda, zinde kalmamız için gerekli olan temel besinlerden dahi kısıyor, ancak otoburları tatmin edecek kadar küçük öğünlere geçiyoruz. Yetersiz beslenmenin neden olduğu enerji eksikliği ise daha da asabileşmemize neden oluyor. Dahası beynimiz, vücudumuzun sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlayan yakıtı bulabilmek için organlarımızı gerekli besinlerden yoksun bırakmayı da göze alabiliyor. Hipoglisemiler zincir halinde sıralanıyor; tansiyonu düşürürken, kasların da erimesine yol açıyor. Mutluluk hormonu serotonin de, bu duruma boyun eğiyor. Moralimiz böylece düşüşe geçiyor ve patlamaya hazır bir bomba haline geliyoruz. İşin doğrusu, gücümüzü koruyarak ve hiç yorulmadan kilo vermemiz mümkün. Kanıtı ise kiloların kaybı kadar, canlılığın korunmasını da sağlayan özel diyetimiz! Diyetin temel ilkelerini merak ediyorsanız, günlük hayatta rahatlıkla uygulanabileceğini söyleyebiliriz…

Dengeli besleniyoruz; öğünlerde enerji veren besinler tüketmeye devam ediyoruz.

Doğal proteinlere ağırlık veriyoruz; acıkma hissini giderdikleri için balık, kümes hayvanları, kırmızı et, süt ürünleri ve yumurtaya yöneliyoruz. Proteinler, kaslarımızın kendini bırakarak gevşemesine engel oluyor ve esneklik sağlıyor.

Lipitleri koruma altına alıyoruz; sindirim sistemimizde vitaminlerin dolaşımını sağlayan lipitleri önemsiyoruz. Çünkü bazı vitaminler lipitler olmadan rahat hareket edemiyorlar. Araştırmalar, bu sayede biraz daha zayıflayabildiğimizi kanıtlıyor.

Diyetin başında ve sadece kahvaltıda; pillerimizi şarj etmek için yavaş emilen tortulu glüsitlerden tüketiyoruz. (Ekmek, pirinç, makarna, patates, mercimek) Vitamin ve mineral bakımından zengin, pişmiş ve çiğ sebze ve meyvelere yöneliyoruz. Ayrıca daha fazla enerji için glisemik indeksi düşük meyveler yiyoruz. Günün başlangıcı olan, vücudu uyandıran sabah kahvaltısını kesinlikle atlamıyoruz. Böylelikle proteinlerin sinerjisi, lipitler, yavaş glüsitler ve meyveler sayesinde saat 11:00’de enerji düşüşü yaşamıyoruz. Proteinli, tatlı atıştırmalıklarla moralimizi akşam için güçlendiriyoruz. Çünkü akşam saat 19.00’da yaşadığımız bitkinlikle ancak bu şekilde başa çıkabiliriz.

Glisemik endeksi yüksek şekerlerden uzak duruyoruz. (Beyaz ekmek, püre, bisküvi gibi) Bu tür besinlerin anında yarattığı geçici canlılık hissi, çabucak yerini iki katı yorgunluk ve açlık hissine bırakıyor. Glisemide çok sert bir çıkış, ensülinde düşüşe yol açacaktır. Ensülin, adipokinlerin tekrar yüzmeye başlamasıyla birlikte şekeri yağa dönüştürür.

Mönüyü deşifre ettik

Limon: Limonun midedeki fazla asit miktarını dengeleme özelliği bulunuyor. Öğünlerde aldığımız proteinlerin de etkisiyle artan asit miktarı, organizmada birikim yaparak yorgunluğa neden oluyor. Sabah itibariyle C vitamini alarak sistemimizdeki asidi sulandırıyoruz.

Glüsitler: Sabah kahvaltısında glisemik endeksi düşük gıdalar tüketerek, saatler boyu enerji seviyemizi en yükseklerde tutuyoruz. Bunun nedeni, glisemik endeksi düşük gıdaların kandaki yavaş emilimi. Hiç açlık hissetmiyorsunuz ve vücudunuz yağ tutmuyor. Dolayısıyla kendinizi dinamik hissediyorsunuz.

Früktoz: Glisemik endeksi düşük iki adet meyveden alınan früktoz, size anında canlılık kazandıracak. Bir süre sonra  kendinizi yorgun da hissetmeyeceksiniz, çünkü meyvelerin içindeki lifler, bitkisel yağlar ve vitaminler ensülin emilimini frenliyor. Bu çok önemli, çünkü şeker beynin tek yakıtı…

Amino grup asitler: Proteinli gıdalardan alınan amino grup asitler, beyinde dinçliği güçlendiren ve açlığı kesen dopamine dönüşüyor. Proteinler ayrıca vücutta yağların dağılımını engelleyerek, açlığı kesen ve canlılık katan iki kat daha fazla enzim yayılımı sağlıyor.

Sebzeler: Mönüdeki biberde, brokolide ve limon suyunda bulunan C vitamini, karides ve etten alınan demirin emilimine katkıda bulunur.

Lipitler: Hücreler için gerekli olan yeterli miktarda yağ asitlerinin alınmasını sağlıyor.

Atıştırmalık meyveler: Pişmiş ve çiğ yenen meyveler tokluk hissi sağlar. Özellikle C vitamini ve mineral alımını artırmak için kalori miktarını artırmadan daha fazla meyve yiyebiliriz. Morale, mutluluğa etki eden serotonin miktarını artırıyor. Meyvelerin içlerinde bulunan glüsitler, proteinlere gizlenen amino grup asitlerinin beyinde serotonine dönüşmesini sağlıyor.

Glisemik endeksi düşük meyveler: Atıştırmalık olarak ve öğle yemeğinde günde iki porsiyon glisemik endeksi düşük meyve yemeye başlayarak sabah kahvaltısındaki kotamızı artırıyor, diyeti zinde bir şekilde sürdürebilmek için ihtiyacımız olan enerji miktarını topluyoruz.  Yavaş glüsitlere dönüş: Besinler aracılığıyla küçük dozlarda yavaş emilen glüsitlerden almaya başlıyoruz.“Vücudumuz eğer uygun protein ve şeker kaynaklı katkı alabilirse, diyette başarılı sonuçlar alınır” diyor Dr. Cohen. Peki hangi şartlarda? Çok düşük bir glisemik endekse sahip olması şartıyla! Az pişirilmiş makarna, kepekli pirinç, rafine edilmemiş ekmek, kabuğuyla pişirilmiş patates ve doygun tahıllar.

Lipitleri minimumda tutuyoruz: Bir damla sıvı yağ veya bir fındık büklüğünde tereyağı, yavaş glüsitlerin bağırsak tarafından emilimini yavaşlatıyor… Böylelikle yemek sonrası yorgunluğu ve yağ stoklamaya son veriliyor.

Vitaminleri tutuyoruz: Pişirme işlemi, vitaminlerin yüzde 40 oranında yok olmasına neden oluyor. Brokolide bulunan hassas C vitamini söz konusu olduğunda ise bu oran yüzde 60’lara kadar çıkıyor. Kısa pişirme yöntemini seçin (buharda, vok tavada ya da ızgarada). Buharda pişirildiğinde, brokolide sadece yüzde 17 oranında vitamin kaybı yaşanıyor. Sebzeleri suya tamamen batırmadan çalkalayıp durulayın. Öte yandan soğuk, vitaminlerin dostu çünkü vitamin kaybı göz ardı edilecek kadar az miktarda oluyor (domateste hariç).

Pişirilip dondurulmuş sebzeler: Buzdolabında dört gün beklemiş sebzelere göre pişirildikten sonra dondurulmuş sebzeler, vitamin ve mineral açısından çok daha zengin oluyor. Pişirme ve buzlukta dondurmaya alma arasında geçen zamanın çok kısa olması, besin içeriklerinin nerdeyse tazeyken olduğu kadar yoğun bir şekilde korunmasını sağlıyor.

Değeri bilinmeyen kozlar:

Taze patates: Taze patatesler C vitamini kaynağıdır (100 gr.’da 125 mg.) ama hemen tüketmek gerekir çünkü bu oran hızla düşüşe geçer. Altı ay sonra patateslerde sadece 12 mg. C vitamini kalır.

Biber: Stres nedeniyle artan yorgunlukla mücadelede etkili!

Tarçın: Her yemekte kullanmak için günde 1 gr… Glisemik endeksini uyarır ve dengeler. İçindeki polyophenol, birdenbire duyulan açlığı dizginler.

Zencefil: Besin dengenizin koçudur. Dolaşımı hızlandırır ve akıcı hale getirir, sindirimi kolaylaştırır. Süper güçlendirici petek balı: Sinir sistemi için de faydalıdır. 1 gr. petek balı, 1 gr. asetikolin maddesi salgılanmasını sağlar. Bu bal miktarın azlığı, sinir uçlarından bırakılan kimyasal maddenin kaslar, hafıza ve duyumsal algılar üzerindeki olumlu etkisi düşünülürse oldukça şaşırtıcı öyle değil mi?

Çiçek balı: Çiçek tohumlarından elde edilen balın canlılığa olumlu etkisi var ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İdeal doz: Her gün bir kahve kaşığı tüketin.

Dinamizm katan jokerler: Etkisini uzun süre hissedeceğiniz dinamizme mi ihtiyacınız var? Öyleyse en zengin C vitamini kaynaklarına başvurun: Kızılcık, kuşburnu, kiraz gibi.

Ekpres kafein: Robusta çekirdeği, Arabica çekirdeğine göre iki kat daha fazla kafein içeriyor (Bir fincanda 150 gr, espresso’da ise 80 mg.), ayrıca 100 gr. potasyum içeriyor. Bir fincanla metabolizmanızda yüzde üç ila dört oranında hızlanma olacaktır.

Zayıflamak için haftada 4 kez spor gerekli

Daha sağlıklı, mutlu, kaliteli ve uzun bir yaşam için hangi sporu seçmeli, ne kadar spor yapmalısınız? İşte yanıtlar… 
Uzun yaşamak, hayatı zinde, kaliteli, nitelikli geçirmek istiyorsanız spor yapıyor olmalısınız ya da en yakın zamanda spora başlamalısınız! Fiziksel görünüşünüzü güzelleştirmek ve zindelik sağlamak için yarışmalara katılacak profesyonellikte sporcu olmak zorunda da değilsiniz.
“Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme” bütünü kas gücünü, dayanıklılığı, koordinasyonu artırıp, kardiyovasküler uyumu sağlar, şişmanlık riskini azaltır, daha mutlu ve stressiz bireyler yaratır.
Doğru kilo kaybı yağ kaybıdır; bunun için vücudun “çalışan işçileri” olan kas kitlesini artırmalı metabolik faaliyeti yükselterek yağ yakımını hızlandırmalısınız. Bunun en temel yolu da diyet programları için her zaman söylediğimiz “kişiye özel” ilkesinin spor programları için de uygulanmasından geçmektedir. Kendi vücudunuza, yaşam şartlarınıza ve isteğinize uygun bir spor seçip o sporu yapmayı sürdürmelisiniz.
Kısırlığa yol açabilir!
Son çalışmalar kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiklerini, bunun da kısırlığa giden sonuçlara neden olabileceğini, hamile kalmakta zorlanabileceklerini göstermiştir.
Dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, harcanan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur. Spor hekimi efor testiyle egzersiz nabzını belirleyebilir. Eforunuzun yoğunluğu, egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdakilerle konuşmanızın mümkün olacağı bir şiddette olmalıdır. Ayrıca, egzersiz yoğunluğu çok hafif de olmamalı, ter atılmalıdır.
Nasıl ve ne kadar?
Uzmanlar kilo kontrolü için haftada en az 2, kilo kaybı içinde haftada en az 4 kez spor yapmayı öneriyor. Spor öncesi ne çok aç, ne de tok olmalısınız. Sıvı alımını takip etmelisiniz.
Egzersiz konusunda kendinizi test edin
1. Haftada kaç kez spor yapıyorsunuz?
a. Hiç
b. Haftada 1 veya 2 kez
c. Haftada 3-4 kez
d. Haftada 5 veya daha fazla
2. Bir günde spor yapmak amacıyla ortalama kaç dakika hareket ediyorsunuz…
a. 10 dakikadan az
b. 10-20 dakika
c. 20-30 dakika
d. 30 dakika veya daha fazla
3. Spor yaparken ya da ağır bir aktivite sonrasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
a. Pek hareketli sayılmam.
b. Nefesim kesilmez, terlemem.
c. Normalden hızlı nefes alırım.
d. Normalden çok daha hızlı nefes alırım, terlerim.
A’lar çoğunluktaysa:
Sağlığınızı ciddi şekilde riske atıyorsunuz. Az hareket bile hareketsizlikten iyidir. Azar azar başlayın, performansınız yükseldikçe yaptığınız aktiviteyi artırın.
B’ler çoğunluktaysa:
Fena değil. Az da olsa hareket ediyorsunuz. Fayda sağlamak için biraz daha aktif olmalısınız. 10 dakikalık aktivitelerle başlayıp, birkaç hafta içinde bunu günlük 30 dakikaya, daha sonra da 60 dakikaya çıkarmak hedefiniz olmalı.
C’ler çoğunluktaysa:
Düzenli egzersizin faydalarını hissediyor olmalısınız. Haftanın çoğu günü yarım saatlik bir aktiviteniz var. Amacınız bunu artırmak her güne yaymak ve aktivite süresince hafif ısınma hissedip hafif şekilde nefes nefese kalmak olmalıdır.
D’ler çoğunluktaysa:
Süpersiniz! Aktivite süresince ciddi ısı artışı hissediyor, nefes nefese kalıyorsunuz. Egzersizin sağlığınız açısından faydalarını görmeye başlamış olmalısınız. Eğer performansınızdan memnunsanız bu seviyede tutmak için çalışın, artırmak niyetindeyseniz bir egzersiz uzmanı eşliğinde çalışın.

Belinizin kalınlaşmasına sakın ola izin vermeyin

İş beslenmedeki porsiyon ölçülerine gelince, gerçekten aşırı büyük bir dünyada yaşıyoruz gibi görünüyor. Amerikalılar sadece fast food restorantlarında değil, evlerinde de çok büyük porsiyonlar ile yemek yemeye bağımlı hale geldiler. 
Uzmanlar sağlıklı zayıflamanın sırlarını açıkladı..
Aslında, son 20 yılda birçok ülkede porsiyon oranları dramatik bir şekilde gittikçe büyüdü kalori oranından çok yüklü miktardaki porsiyonlar artık aşırı kabul edilmemeye başlandı. Kendimize evde yemek hazırladığımızda çok büyük porsiyonlar kullanmaya başladık ve bunu çok doğal karşılıyoruz.

Bunlarla beraber maalesef bel kalınlığımız da aynı ölçüde büyümeye devam ediyor. Aşağıdaki 3 sözde küçük ama yararı çok büyük öneri ile daha iyi bir Beslenme düzenine sahip olun, belinizin kalınlaşmasına izin vermeyin :

1: Gözlerinizi tekrar açın
Kilo verip zayıflamak veya sahip olduğunuz kiloyu korumak istiyorsanız yemek miktarını ayarlamak aynı hangi yemekleri seçmeniz gerektiği ile aynı önemi taşımaktadır. Basitçe söyleyelim, makul miktarda porsiyonlar alarak, hem sevdiğiniz yiyecekleri yiyip hem de kilo verebilirsiniz.

Yiyecek miktarını ölçerken küçük ve derin olmayan tabaklar kullanmak, büyük ve derin tabaklara oranla gözlerinizi oranlamakta daha faydalı olacaktır. Ayrıca küçük tabağa dolduracağınız yemek ile beraber psikolojik olarak doyurucu ve yeterli miktarda yemek yediğinizi daha kolay anlayabilirsiniz.

2. Yiyecek etiketlerine kolayca aldanmayın
Markete girdiğinizde yiyecekleri etiketlerine bakarak karşılaştırırsınız. Bu sizin yaptığınız rejim için iyi bir yoldur. Ama hemen etiketlere kanmayın, etikete şöyle bir Göz atmak size hikayenin tümünü anlatmayacaktır. Eğer siz de birçok tüketici gibiyseniz, ilk olarak kalori etiketine bakarsınız fakat önemli olan o yiyecekten yiyeceğiniz porsiyona göre kalori hesabını yapmaktır. Genelde birçok hazır yiyecek ürünü karmaşık besin değerleri sunar. Mesela bir çikolatalı kurabiye kutusuna bakın, aynı miktarda yiyeceğiniz tereyağ ve fıstıklı bir krakerin porsiyonu ortalama 80 kaloriyken, çikolatalı kurabiyelerin bir porsiyonunun ortalama 160 kaloriye denk geldiğini göreceksiniz.

Hangisini almanız gerektiği konusunda çok kolay bir karar önünüzde duruyor değil mi? Şimdi daha yakından bakın. Tereyağ ve fıstıklı krakerin tüm kalorisinin 80 olduğunu, fakat baktığınız çikolatalı kurabiyenin sadece bir tanesinin 160 kalori olduğunu pakette ise 3 tane bulunduğunu fark edeceksiniz.

3. Beslenme Bilgilerini Avantaja Dönüştürün
Son zamanlarda birçok fast food restoranı ürünleri hakkında beslenme bilgilerini müşterileri ile paylaşmaya başladı. Mesela çok meşhur bir hamburgerin 260 kalori ancak daha ünlü ve daha büyük bir burgerin de 560 kalori olduğu bilgilerini bizlere sunuyor. Bununla beraber gittiğimiz diğer restoranlarda bu bilgilere rastlamıyoruz çünkü oralarda da büyük porsiyonlar artık çok sıradan doğal şekilde karşılanıyor.

Alacağınız kaloriyi azaltmak ve normal ölçülerde beslenmek için sipariş verirken porsiyonu biraz küçük yapmalarını söyleyebilir, bir çocuk menüsü şeklinde istediğinizi belirtebilirsiniz.Ayrıca unutmamalısınız ki önünüze gelen tüm porsiyonu bitirmek zorunda değilsiniz, birazını ayırır yemezseniz faydalı olacaktır. Doğru porsiyonları öğrenip, beslenme değerleri hakkındaki bilgileriniz de arttıkça siz farkında olmadan aşırı yemek yemekten kurtulacaksınız ve beslenme stiliniz çok doğru bir yönde gelişecektir.

Beslenme rejiminize ekleyeceğiniz bir dondurma veya kurabiye sizin sağlıklı düzeninizi bozmayacaktır, yeter ki miktarı ve sıklığını uygun ölçülerde tutmayı başarın. Porsiyonlar hakkında daha akıllıca düşünmeye başladığınızdan itibaren kilo vermeye başlayacak ve bunu sağlıklı bir şekilde başaracaksınız.