Vücut güzelliğiniz için ameliyatsız uygulamalar

Kol ve bacak sarkmaları, cilt çatlakları, selülitler ve fazla yağlar kadınların en çok şikayet ettiği vücut problemlerinin başında geliyor. Ancak son yıllarda geliştirilen teknolojik cihazlar ve özel yöntemler sayesinde bu sorunlar ortadan kaldırılarak, istenilen görünüme kavuşmak mümkün olabiliyor. 

Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Makbule Dündar, vücut estetiği için uygulanan ameliyatsız yöntemler hakkında bilgi verdi.

Radyofrekans yöntemiyle kırışıklık ve sarkmalar giderilebiliyor
Kısa zamanda sıkılaşmak, vücut hatlarına şekil vermek kısacası güzel bir fiziksel görünüm elde etmek isteyen kişiler ameliyatsız estetik uygulamalara başvurmaktadır. Ameliyatsız estetik uygulamalar kadın erkek fark etmeksizin ergenlik dönemi sonrasında herkese rahatlıkla uygulanabilir. Boyun; dekolte, kol, bacak ve karın bölgelerine yapılan çeşitli ameliyatsız medikal estetik uygulamalar ile daha fit ve genç bir görünüm sağlanabilmektedir. Radyofrekans yöntemi ile boyundaki kırışıklıklar ve sarkmalar, dekolte bölgesindeki ince kırışıklıklar genel anestezi gerektirmeden yaklaşık yarım saatlik bir uygulama ile rahatlıkla tedavi edilebilmektedir.

Kadınları en çok boyun, gıdı ve kol bölgeleri rahatsız ediyor
Estetik uygulamalar için başvuran kişiler en çok boyun, gıdı ve kol bölgelerindeki sarkmalardan şikayet etmektedir. Bu bölgelere hem radyofrekans hem de mezoterapi rahatlıkla uygulanabilmekte ve problemli bölgelere kısa zamanda estetik görünüm kazandırılabilmektedir. Sıkılaştırıcı mezoterapi uygulamaları kollardaki sarkmalarda kısa sürede etkili olmaktadır. Kişinin durumuna bağlı olarak sonrasında uygulanabilen radyofrekans ve I-lipo işlemleri de daha kalıcı bir etki sağlamaktadır. I-lipo uygulaması, sarkmaların en sıklıkla görüldüğü gıdı bölgesinde de toparlanmayı destekler.

Bacaklarda sarkma ve selülit şikayeti olanlara özel yöntemler…
Bacak bölgesinde yağlanma, sarkma ve selülit problemleri olan kişilere mezoterapi ve I-lipo kombinasyonu uygulanabilir. Öncelikle yağ yakıcı ve sıkılaştırıcı bir mezoterapi uygulaması ve ardından i-lipo bacaklarda kısa zamanda incelme, toparlanma sağlar. Bu yöntemde “diod lazer” ile yağ hücrelerindeki fazla yağ dolaşıma atılmakta, radyofrekans ile cilt sıkılaştırılmakta, vakum masajıyla da dolaşım hızlandırılmaktadır.

Vücuttaki leke ve çatlaklar yok edilebiliyor
Vücudunda çatlak problemi olan kişilere “Fraksiyonel Er-YAG” uygulamaları yapılabilir. Bu yöntemlerin özellikle erken dönemde uygulanması yüzde 90 oranında başarı sağlar. Fraksiyonel Er-YAG dışında roller, mezoterapi uygulamaları da çatlak görünümünü yok ederek başarılı sonuçlar sunar. Uygulamanın başarılı olması için birer ay arayla, en az 3 seans yapılması önemlidir. Vücudundaki lekelerden şikayetçi olan kişilere de Q switch lazer, Er-YAG lazer uygulamaları, kimyasal peeling ve mezoterapi yöntemleri önerilmektedir.

Yağ yakıcı uygulamalar beslenme ile desteklenmeli
Karın ve karın çevresi yağlanmalarında yağ yakıcı lipoliz işlemi uygulanabilmektedir. Lipolize ek olarak en az 8 seans I-lipo da uygulaması yağların yakılmasında etkili olur. Ancak yağlanma problemlerinde hangi uygulama yapılıyor olursa olsun, doğru bir beslenme planı ve egzersiz ile desteklenmesi gerekir. Kişi uygulamalara ek olarak kendi vücut yapısına uygun özel beslenme planı uygulamalı ve haftada en az 3 gün egzersiz yapmalıdır. Uygulama etkinliğinin devamlılığı için bunlara dikkat edilmesi önemlidir.

Daha canlı ve dolgun dudakların sırrı

Dolgun dudaklara sahip olmak birçok kadının hayallerini süslüyor. Kalın ve dolgun dudaklar hem yüz proporsiyonu için önemli, hem de yüz güzelliğine oldukça fazla katkı sağlıyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Bülent Cihantimur dudak büyütme işlemlerinde kök hücreden zengin hale getirilmiş yağ transferi uygulamasıyla son derece etkili ve iyi geri dönüşler aldıklarını söyledi ve ekledi “Bugün dudakları daha dolgun ve estetik açıdan daha çarpıcı gösterecek, pek çok cerrahi ve kozmetik girişim bulunuyor. Daha kalıcı ve uzun süre dudaklarda kalacak konforlu bir dudak estetiği yöntemi arıyorsanız, yağ transferi uygulaması en doğru seçimlerden birisi ayrıca dudak büyütme işlemiyle aynı zamanda ağız çevresinde oluşan ince kırışıklardan kurtulmakta mümkün. ”

Cihantimur, dudak büyütmede kullanılan, bizzat geliştirdiği ve soyadıyla aynı ismi alan Cihantimur Yağ Transferi tekniğinin ayrıntılarını verdi.

Daha canlı ve dolgun dudaklar

Op. Dr. Bülent Cihantimur: “Cihantimur yağ transferinde bedeninizin herhangi bir yerinden alınan yağlı doku, özel bir cihazla toplanarak yağ transferinin gerçekleştirilmesine olanak sağlıyor. Cihantimur yağ transferini diğer yağ alma işlemlerinden farkı, özel bir teknikle çekilen yağlı dokunun hava ile temas etmeden, geliştirilen bir alet sayesinde, oda sıcaklığına ulaşmadan, enjekte edilmesidir. Bu şekilde dudak büyütme için alınan yağlı doku canlı kalmaya devam eder ve nakledildiği ortama daha iyi tutunarak, en doğal görüntünün sağlanmasına olanak sağlar. Cihantimur yağ transferi tekniğiyle yapılan dudak büyütme operasyonları sonrasında ayrıca daha uzun süreli dolgun dudakların sağlandığı ve işlem sırasında ve sonrasında enfeksiyon riskinin de minimalize edildiği gözlemlenmiştir. Diğer dudak büyütme tekniklerinden basit ve oldukça kolay bir işlem olmasından dolayı özellikle tercih ediyoruz” dedi.

Dudak kenarındaki kırışıklıklara en etkili çözüm

Cihantimur yağ transferi ile dolgun hale getirilen dudaklara ek olarak, dudak çevresindeki kırışıklıkları da çözümleyen tekniğin diğer avantajlarını anlatan Op. Dr. Bülent Cihantimur: “Çeşitli dolgu maddelerini kullanarak daha dolgun dudaklara sahip olmaya çalışan insanlar, yağ transferini daha çok benimsiyorlar. Birçok dudak dolgu maddesinin yapay görüntüsünden ve sürekli yinelenmeleri gerekliliğinden sıyrılarak bu teknikle ile dudak büyütme işleminin rahatlığına kavuşuyorlar” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Güzellik ürünlerinizin ömrünü uzatın

Güzellik malzemelerini sonuna kadar kullanamadan mı atıyorsunuz? Halbuki basit yöntemlerle makyaj malzemelerinizin ömrünü daha fazla uzatabilirsiniz. 

Mesela; ruju dibine kadar tüketmek, ojeyi son damlasına kadar kullanmak mümkün. İşte yöntemler…

Rimel
Kuruyan rimellerin ömrünü uzatmak için iki yol var: Ya fırçasına birkaç damla ılık su, ya da Hint yağından damlatacak, sonra da fırçayı rimelin içine sokacaksınız. Ancak suya dayanıklı olan rimellere asla su damlatmayın, bu tip rimelleri sadece yağ ile yumuşatabilirsiniz.

Ruj
Rujunuzu doğrudan dudaklarınıza sürerek kalıbına kadar kullandıysanız, artık fırçayla bitirmenizin sırası gelmiştir. Hem, rujunuzu fırçayla sürmek daha iyi sonuç verecektir.

Oje
Sakın ojenizi aklınıza ilk gelen şeyle sulandırmayın. Kuruyan oje şişelerinin içine birkaç damla koruyucu baz damlatarak ojeyi sulandırabilirsiniz. Böylece oje hem sulanmış, hem de güzel bir parlaklık kazanmış oluyor.

Far
Sıkıştırılmış bütün pudra yapısındaki allıkları, farlarınızı ve pudralarınızı dilediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Bu türdeki ürünler nem kapmadığı sürece hiç bozulmazlar.

Fondöten
İki fondöten alıp üç fondötene sahip olabilirsiniz. Avucunuzun içine açık ve koyu tondaki iki fondöten koyup karıştırdığınızda orta renkte fondöten elde edersiniz. Yoğun fondötenlerinizi akışkan yapmak da mümkün. Bunun için avucunuzun içine azıcık fondöten alıp birkaç damla losyonla karıştırın.

Kalemler
Kalemler en çok uçları açılırken ziyan edilir. Kırılmaması ve bulaşmaması için kaleminizi önce yarım saat kadar buzdolabında soğutun.

Saç dökülmesine karşı 2 etkili çözüm

Mevsim geçişlerinde özellikle bayanların en fazla muzdarip olduğu konuların başında saç dökülmesi sorunu yer alıyor. Farklı tedavi seçenekleriyle saç dökülmesi sorununun önüne geçebilirsiniz.

“Sağlıklı, dolgun ve canlı saçlar herkesin sahip olmayı arzuladığı ve özellikle yüz güzelliğine katkı sağlayan bir durumdur. Güzel saçlar insanın her zaman sosyal hayatı içerisinde iyi hissetmesine sebep olurken özellikle mevsim geçişlerindeki saç dökülmesi ve beraberinde deri yüzeyinde açık alanların oluşması, estetik dışı görüntüsüyle bu durumu tersine çeviriyor. Makul oranlarda saç dökülmesi son derece normaldir. Hatta saçlar bazı dönemlerde büyür, bazı dönemlerde ise, dinlenme ve dökülme evresi geçirir. Dökülme evresi ise genellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı mevsim geçişlerine denk gelir.

Yazdan sonbahara geçişte bu dönemlerden birisi. Bu dönemde aşırı saç dökülmesi yaşanabiliyor. Saç kökleri dinlenme evresini bir anda bırakarak ya da büyüme evresinden dinlenme evresine geçmeden dökülmeye başlayabiliyor. Bunun altında yatan en önemli sorun, saç köklerinin yeteri kadar beslenememesidir” açıklamasında bulunan Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, saç dökülmesinin önüne geçmek için 2 farklı tedavi seçeneğini anlattı.

Bu yöntem saç dökülmesini önlemekte son derece etkili

Op. Dr. Bülent Cihantimur, 2 senelik bir çalışma ürünü olan Organik Saç enjeksiyonunun mevsim geçişleri başta olmak üzere, başka sebepler yüzünden dökülen saçlarda son derece etkili sonuçlar verdiğini söylüyor.“ Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı halde, saçlarının avuç avuç döküldüğünü söyleyen hastalarımız oluyor. Bu hastalarımıza Organik Saç enjeksiyonu yaparak, dökülmesinin durmasına ve yeni saçların çıkmasına yardımcı oluyoruz. Yeni çıkan ve mevcut saçlar da bu enjeksiyon sayesinde son derece parlak, gür ve sağlıklı oluyorlar” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, Organik Saç enjeksiyonun ayrıntılarına değindi: “ Organik Saç enjeksiyonu için, öncelikle hastamızın bedeninden bir miktar yağ alıyoruz. Bu yağ kök hücreden zengin hale getiriliyor ve sonrasında hastanın saçlı bölgesine enjekte ediyoruz. Kök hücre muazzam bir yapı ve elde edilebilecek en makul alan, hastanın bölgesel yağlanma yaşadığı yerdir. Saç dökülmesi sorunu yaşayan hastamızın, kendi kök hücresini, beslenemeyen, besinsiz kalmış ve saç dökülmesiyle sonuçlanan alana enjekte ettiğimizde, saçlarda canlanma ve tutarlı bir seyir izliyoruz”.

En eski uygulamalardan biri: Saç mezoterapisi

“Mezoterapi tarihi yaklaşık olarak 250 yıl öncesine dayanan ve "derinin alt kısmına enjekte etme” manasına gelen bir çeşit tedavi yöntemidir. Saç mezoterapisinde, saçlı dokunun 2-3 mm hemen altına inerek, incecik uçlu iğneler vasıtasıyla, dokunun beslenmesini ve güçlenmesini sağlayacak vitamin, antioksidan ve hastaya özel farklı bileşimler içeren sıvı enjekte edilir. Saç mezoterapisi, yeni çıkan ve mevcut saçlarınızı beslediği gibi, mevcut saç dökülmelerine karşı da etkili bir yöntemdir ve güvenle uygulanabilir" diyen Cihantimur, her iki tedavinin de lokal anestezi altında, ağrısız bir şekilde yapıldığını belirtti.

Küçük Göğüsler Yağ Dokusuyla Büyüyor

Küçük göğüslerinden kurtulmak isteyen kadınların sayısı her geçen gün artıyor. 

Silikonun estetik başarısına rağmen bazı kadınlar, bedenlerindeki yabancı bir cisme alışamamaktan korkuyor. Bel, basen ve karın bölgesinde bulunan fazla yağlar, küçük göğüsleri büyütmek için yapılan estetik operasyonlarda dolgu maddesi olarak kullanılıyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Metin Kerem, eskiden yağ alma işlemleri sonrasında atık olarak görülen yağ dokularının, günümüzde estetik ve rekonstrüktif cerrahide öneminin giderek arttığını belirtiyor.

Yağ ve kök hücrelerinin harmanlanmasıyla oluşturulan doğal dolgunun; yüzdeki derin kırışıklıkların, çukurların ve yara izlerinin doldurulmasında, popo ve bacak biçimlendirmede ve göğüs büyütmede kullanıldığını söylüyor. Yağ dokusunun, göğüs büyütmek için silikon protez istemeyen hastalarda, alternatif bir hacim kaynağı olduğunu sözlerine ekliyor.

Kimlere Uygulanıyor?
Op. Dr. Metin Kerem, göğüs estetiğinde yağ enjeksiyonu için uygun adayların genellikle genç, göğüsleri küçük ama sarkmamış olan, vücudunda yeterince fazla yağ bulunabilecek kişiler olduğunu belirtiyor. İdeal yağ dokularının ise istenmeyen fazlalıkların toplandığı, bel, basen ve karın bölgesinde bulunduğunu söylüyor. Yağ enjeksiyonu sonuçlarının, protez uygulamasına göre daha mütevazi olduğunu, enjekte edilen yağın yaklaşık % 40’nın zaman içinde eridiğini, kişiye göre bu rakamın değiştiğine dikkat çekiyor.

Op. Dr. Metin Kerem

Nasıl Uygulanıyor?
Op. Dr. Metin Kerem, bu yöntemin “sedasyon” adı verilen hafif bir anestezi türü ile yapıldığını, yağın alındığı ve verildiği bölgelerde kesikler olmadığını belirtiyor. Kapalı cerrahi yöntemi uygulandığı için bölgede hiçbir iz olmadan bir saat gibi kısa bir sürede tamamlandığına değiniyor. Hastanede yatmayı gerektirmeyen bir uygulama olduğunu, ertesi gün kişinin işine gidebileceğini sözlerine ekliyor.

Op. Dr. Metin Kerem, meme büyütmek için silikon protezler ve yağ enjeksiyonu dışında tıbben kabul edilen hiçbir yöntem bulunmadığını söylüyor. Bu yöntemler dışında yapılan denemelerin hem para hem de zaman kaybı olduğuna değinerek, memenin içine bir şey koymadan büyüyemeyeceğinin altını çiziyor.

En doğru cilt bakım kremi hangisi?

Cildinize en doğru bakım kremini seçtiğinizden emin misiniz? Ne zaman ve nasıl uygulayacağınızı biliyor musunuz?

Bakım Kremi Nasıl Olmalı?

İşte en doğru ürünü seçmek ve etkiyi artırmak için birkaç ince noktası ve uzmanlarından 20 öneri.

1. Doğru Maske
Arındırıcı özelliği olan killi yüz maskeleri en doğru seçim. Maskeyi haftada en az bir kez uygulamanızda fayda var. Uygulamadan sonra yüzünüzü iyice temizleyerek daha sonraki bakımlar için hazırlamalısınız.

2. İyi Uyku
Pürüzsüz ve parlak bir cildin sırrı nedir? Akşamları yatmadan önce uygulayacağınız glikolik ve salisilik asit bazlı kremi cildinizi yeniler. Bu uygulamayı en az on beş gün boyunca tekrarlayın ve sabahları yüzünüzü derinlemesine yıkayarak nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin.

3. Her Zaman Taze
Kremler buzdolabında her zaman taze kalır. Dokusunu korumak için az sıklıkta kullandığınız kremleri bozulmaması için buzdolabında saklayabilirsiniz.

4. Alışkanlıklarınızı Değiştirin
Temizleyici sütü, bildiğimiz makyaj pamukları yerine avucunuzda biraz ısıtırak  5-6 kez parmaklarınızla yüzünüze yedirin ancak baskı uygulamayın. Daha sonra yüzünüzü yakmadan hemen temizleyin. Bu tip ürünler, makyaj kalıntılarını temizlerken yüzde yanma hissi yaratır. Son olarak yüzünüzü bol suyla yıkayın ve uygun bir tonik uygulayın.

5. Karma Ciltler
Geniş gözenekler, çabuk çıkan makyaj ve her zaman parlak bir burun. İşte en zor cilt tipi. Gündüz & gece tarzı bakım kremlerini uygulamayın ve aknelere fazla müdahele etmeyin. Sabah ve akşam cildinizi glukonolakton bazlı nemlendirici bir losyonla temizleyin. Geceyse daha çok cilt soyucu ve enfeksiyon önleyici (salisilik asit ya da alpha-beta hidroasit) bir ürün tercih etmelisiniz. Gün içinde nemlendirici bir bakımla cildinizin yağ dengesini koruyabilirsiniz. Haftada bir kere yüzde 30 sitrikasit özlü bir temizleyici maske uygulamayı ihmal etmeyin.

6. Uzun Ömürlü ve Dayanıklı
Satın aldığınız kremin son kullanma tarihi ve dayanma süresi çok önemli. Bunun için krem kavanozlarının altındaki sayı ve büyük M harfini görmelisiniz. Bu kremin açıldıktan sonra ne kadar süre kullanılacağını belirtir. Örneğin kutunun altında 12M yazıyorsa bu krem açıldıktan sonra 12 ay dayanabilir. Fazla uzun olmayan dayanıklılık süreleri, ürünün kullanışsız olduğunu göstermez; aksine tamamen el yapımı ve içeriğinde organik maddelerin olduğunu anlatır. Sentetik formüllüler daha uzun süre dayanıklılığını korur.

7. Süreklilik Önlemi
Güzel ve bakımlı bir cilt için bakım sürelerine dikkat etmelisiniz. Uygulayacağınız her bakım belli bir süre sonra etkisini gösterir. Ancak etkiler genel olarak en az üç hafta sonra başlar. Kesin çözüm için kremlerinizi 2 ya da 3 boyunca düzenli olarak kullanmalısınız. Ürünlerin faydasını daha sonra değerlendirmelisiniz.


8. Daha İyi Bir Sonuç İçin
Cildinizin tüm gözeneklerini doğru nemlendirmek için hyaluronik asit serumu, krem ya da dolgu ürünleri tercih edilebilir. Etkiyi kuvvetlendirmek için yemek arasında ve gün içinde sıkça su içmeyi ihmal etmeyin. Böylece cildinizi hem içten, hem de dıştan nemlendirirsiniz.

9. Güzellik Ritüeli
Cilt serumlarının kullanımında bilmeniz gereken birkaç püf noktası var. Günlük bakım kreminizden önce uygulamak yerine haftada bir kez, nemlendirici bakımla birlikte kullanmanız daha iyi sonuç verir. Böylece gece bakım kreminizin de etkisini artırırsınız.

10. Alışkanlık Kazanın
Cildinizi daha iyi tanımak, ihtiyaçlarını belirlemek ve stresten arındırıcı uygulamalar için ayda bir kez bir estetiysen kontrolünü ihmal etmeyin.

11. Kırmızı Alarm
Hassas ve alerjik bir cildiniz mi var? Göz kenarları için uyguladığınız hafif, antiallerjik ve yağsız kreminizi rahatlıkla kullanabilirsiniz.

12. Gözler
Anlamlı bakışlar için bakım uygulamasını yumuşak hareketlerle ve içten dışa doğru yapın. Eğer kullandığınız ürün biomimetrik peptidler içeriyorsa ve lifting etkisi yaratıyorsa kremi, göz çevrenizdeki çizgileri parmaklarınızla hafif açarak ve iyice yedirerek uygulamalısınız. Mimik ve “kaz ayağı” çizgileri için, kaşların başlangıcından şakak yönüne doğru tüm gözkapağının üstüne uygulama yapmalısınız.

13. Koruyucu Kalkanlar
Cildinizi korumak için sabahları antioksidan ve güneş korumalı bir krem sürmeden dışarı çıkmayın.

14. Hayatı Kolaylaştırmak
Cilt bakımında en doğrusu, aynı markanın cilt bakım ürünlerini (serum, gündüz ve gece bakımı ve göz kremi) kullanmak. Böylece farklı ürünlerin etkisini yok etmeden cildinizde sinerji yaratarak doğru bir uygulama yaparsınız.

15. Hareket Edin
Günlük fiziksel aktiviteler cildinizin oksijen alımını hızlandırarak bakımların etkisini pekiştirir. Özellikle yogadaki mum duruşu, vücudun ve cildin gün boyunca artan gerginliğini alarak rahatlamasını sağlar ve çizgileri yumuşatır.

16. Birlikten Kuvvet Doğar
Stresli ve yoğun günlerde kivi, portakal ve havuç kürü cildinizi rahatlatabilir. Bunları bir çay kaşığı buğday tohumuyla karıştırarak sürebilirsiniz. Konunun uzmanları pek çok farklı malzemeyi kremlerle karıştırarak cilt rahatlatıcı formüller hazırlayabiliyorlar.

17. Cildinizi Dinlendirin

Canlı ve enerjik bir yüz için günlük kreminizi uygulamadan önce nemlendirici serumu steril bir gazlı beze dökün ve yüzünüzde 10 dakika tutun.

18. Haydi Fırçalayın!
Kimileri için cilt bakımı tam bir keyif. Bu zevki artırmak için yüzünüze yaklaşık 5 dakika parmak uçlarınızla içten dışa doğru masaj yapabilirsiniz. Kan dolaşımını hızlandırmak için bakımı bir fondöten fırçası yardımıyla yapabilirsiniz. Bu, cildinizi kızıştırarak makyajın dayanıklılığını da artırır.

19. Doğru Zamanlama
Her bakımın bir mevsimi var. Örneğin antioksidan bakımlar yaz mevsiminde iyi sonuç verir, oysa cilt yenileyici bakımlar için en uygun zaman kış aylarıdır. Ancak cildinizin nem bakımını yılın 365 günü uygulayabilirsiniz. Kullanacağınız ürünleri cilt tipinize (genç, olgun, hassas ya da kuru) göre seçmeyi unutmayın.

20. Hangi Ambalaj?
Gün içinde hızlı davranmak isteyen ve fazla vakti olmayanlar için en uygunu, tüp formunda şişeler. Kavanoz tipi tercih ediyorsanız kremi sürerken ellerinize bulaştırmamak için minik spatula ya da kulak çubukları kullanabilirsiniz.

10 Yaş Daha Genç Gözükmek Mümkün mü?

Tüm dünyanın genç ve sağlıklı kalmanın peşinde koştuğu bir gerçek. Estetik cerrahi genç kalabilmenin sihirli anahtarını sunuyor ve elveda denilen yıllara inat, günden güne tazelenen bir cilde, yenilenen bedene kavuşma imkanını veriyor. Peki, siz de en az 10 yaş daha genç gözükebilmek için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Estetik International Sağlık Grubu doktorları olduğunuzdan daha genç gözükmenin sırlarını veriyor: “Hemen herkes 30’lu yaşlarda aynalardaki aksine bakıp, hafif form kayıpları yaşadığının farkına varır. Özellikle 30-40 yaş arası geleceğe yatırım yapmak için en doğru yaş aralıklarıdır. Bu yaş aralığında yaptıracağınız önlem uygulamaları, 40’lı, 50’li ve hatta 60’lı yıllara daha rahat, dinç, diri ve daha genç girmenizi sağlayacaktır. Önce beslenmeyle başlayalım. Hayatınızdan suyu, sebzeyi ve meyveyi eksik etmeyin. Cildinizi nemlendirin ve güneş ışığından koruyun. Hiç alternatifi yok, kesinlikle sigarayı terk edin. Spor, sabit kiloda kalma ve stresden uzak bir yaşam tarzı şart. Tüm bunları yaptıktan sonra medikal ve estetik cerrahiden yardım alabilirsiniz.”

Yaşlı Gösteren Yüz Kusurları

Yüzümüzdeki yaşlı gösteren kusurları sıralayan Estetik International, ince çizgiler, gıdık ve boyun bölgesinin yaşı en fazla belli eden alanlar olduğunu söylüyor ve ekliyor:
“Hindi boynu olarak da tanımlanan sarkmış, kırışmış gıdık ve boyun bölgesi, yüz güzelliğinize gölge düşüren ve sizi olduğunuzdan çok daha fazla yaşlı gösteren alanlardır. Yine ince çizgilerle başlayıp, giderek derinleşen kaz ayakları, dudak üstü ve alın çizgileri, form kayıplarını belli ederler. Bunun için kliniklerimizde öncelikle ameliyatsız tekniklere yöneliyoruz çünkü cerrahi girişimlerde kesi yapıldığı için, iyileşme süreçleri uzuyor, komplikasyon riski artıyor. Botoks, yağ enjeksiyonları, Örümcek Ağı Tekniği, tüm bu sorunların önüne geçmemizi sağlıyor.”

Saçlar Çok Önemli

“Seyrekleşen ve gençlik zamanlarındaki gibi canlı ve gür kalamayan saçlar kesinlikle yaş alma sinyalleri verir” saçların canlanması için, Estetik International laboratuvarlarında geliştirilen Organik Saç Ekimi enjeksiyonunu öneriyoruz diyen sağlık grubu doktorları ayrıca şunları söyledi: “ Normalde Organik Saç Ekimi için kullandığımız, hastanın bölgesel yağlanma alanlarından alınarak, kök hücreden zengin hale getirdiğimiz yağlı sıvıyı, saçların canlanması ve tekrar sağlık kazanması için de kullanıyoruz. Bu sıvı sayesinde, saçların dökülmesi duruyor ve etkili bir şekilde canlanma başlıyor”.

Dudakların Parlak ve Diri Gözükmesi Gerekir

Dudakların güneşten en fazla etkilenen bölge olması ve zaman içinde renk ve diriliğinde kayıplar yaşanması yine yaşlı gösteren unsurlardan bir tanesi.“ Öncelikle yaz kış dudakların nemsiz bırakılmaması gerekiyor. Yüksek koruma faktörlü dudak koruyucularını önerebiliriz. Eğer bir form kaybı yaşanıyorsa, dudaklara yapay enjeksiyonlar yerine, hastanın kendi yağıyla hazırlanan kök hücreden zenginleştirilmiş yağ enjeksiyonu yapılabilir. Bu sayede hem dudaklara dirilik kazandırılır, hem de kaybolan canlılığı kök hücre sayesinde tekrar yerine gelir.”

Yaşlı gösteren yüz kusurları

Tüm dünyanın genç ve sağlıklı kalmanın peşinde koştuğu bir gerçek. 

Estetik cerrahi genç kalabilmenin sihirli anahtarını sunuyor ve elveda denilen yıllara inat, günden güne tazelenen bir cilde, yenilenen bedene kavuşma imkanını veriyor. Peki, siz de en az 10 yaş daha genç gözükebilmek için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Estetik International Sağlık Grubu doktorları olduğunuzdan daha genç gözükmenin sırlarını veriyor: “ Hemen herkes 30’lu yaşlarda aynalardaki aksine bakıp, hafif form kayıpları yaşadığının farkına varır. Özellikle 30-40 yaş arası geleceğe yatırım yapmak için en doğru yaş aralıklarıdır. Bu yaş aralığında yaptıracağınız önlem uygulamaları, 40’lı, 50’li ve hatta 60’lı yıllara daha rahat, dinç, diri ve daha genç girmenizi sağlayacaktır. Önce beslenmeyle başlayalım. Hayatınızdan suyu, sebzeyi ve meyveyi eksik etmeyin.

Cildinizi nemlendirin ve güneş ışığından koruyun. Hiç alternatifi yok, kesinlikle sigarayı terk edin. Spor, sabit kiloda kalma ve stresden uzak bir yaşam tarzı şart. Tüm bunları yaptıktan sonra medikal ve estetik cerrahiden yardım alabilirsiniz”.

Yaşlı gösteren yüz kusurları

Yüzümüzdeki yaşlı gösteren kusurları sıralayan Estetik International, ince çizgiler, gıdık ve boyun bölgesinin yaşı en fazla belli eden alanlar olduğunu söylüyor ve ekliyor: “ Hindi boynu olarak da tanımlanan sarkmış, kırışmış gıdık ve boyun bölgesi, yüz güzelliğinize gölge düşüren ve sizi olduğunuzdan çok daha fazla yaşlı gösteren alanlardır. Yine ince çizgilerle başlayıp, giderek derinleşen kaz ayakları, dudak üstü ve alın çizgileri, form kayıplarını belli ederler. Bunun için kliniklerimizde öncelikle ameliyatsız tekniklere yöneliyoruz çünkü cerrahi girişimlerde kesi yapıldığı için, iyileşme süreçleri uzuyor, komplikasyon riski artıyor. Botoks, yağ enjeksiyonları, Örümcek Ağı Tekniği, tüm bu sorunların önüne geçmemizi sağlıyor.”

Saçlar çok önemli

“Seyrekleşen ve gençlik zamanlarındaki gibi canlı ve gür kalamayan saçlar kesinlikle yaş alma sinyalleri verir” saçların canlanması için, Estetik International laboratuvarlarında geliştirilen Organik Saç Ekimi enjeksiyonunu öneriyoruz diyen sağlık grubu doktorları ayrıca şunları söyledi: “ Normalde Organik Saç Ekimi için kullandığımız, hastanın bölgesel yağlanma alanlarından alınarak, kök hücreden zengin hale getirdiğimiz yağlı sıvıyı, saçların canlanması ve tekrar sağlık kazanması için de kullanıyoruz. Bu sıvı sayesinde, saçların dökülmesi duruyor ve etkili bir şekilde canlanma başlıyor”.

Dudakların parlak ve diri gözükmesi gerekir

Dudakların güneşten en fazla etkilenen bölge olması ve zaman içinde renk ve diriliğinde kayıplar yaşanması yine yaşlı gösteren unsurlardan bir tanesi.“ Öncelikle yaz kış dudakların nemsiz bırakılmaması gerekiyor. Yüksek koruma faktörlü dudak koruyucularını önerebiliriz. Eğer bir form kaybı yaşanıyorsa, dudaklara yapay enjeksiyonlar yerine, hastanın kendi yağıyla hazırlanan kök hücreden zenginleştirilmiş yağ enjeksiyonu yapılabilir. Bu sayede hem dudaklara dirilik kazandırılır, hem de kaybolan canlılığı kök hücre sayesinde tekrar yerine gelir”.

Gözaltı morlukları için uzmandan tavsiyeler

Gözaltında beliren morlukların en belirgin nedeni, göz çevresindeki pigmentlerin fazlalığından kaynaklanıyor. Ayrıca bölgedeki yağ katmanının azalması, yine Panda göz diye tabir edilen bu estetik dışı görüntüyü tetikliyor. Fakat sorun çözümsüz değil!

“Asyalı ve Afrikalı kadınlarda daha sık rastlanan gözaltı morlukları, derinin doğal bir parçası olan gözaltında mavimsi siyah gölgelere sebep olurken, daha ilerlemiş vakalarda gözaltlarında sarkma ve yağ yoksunluğuyla birlikte kan damarlarının daha fazla görülmesine neden oluyor” diyen Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, gözaltı morluklarının nasıl tedavi edilebileceğini açıkladı.

Gözaltı Morlukları Nasıl Giderilir?

“Aynaya baktığınızda, göz çevrenizde koyu halkalar görüyorsanız, yalnız olmadığınızı, hatta yapılan araştırmalar neticesinde her 3 kadından birinin gözaltı morluk sorunu yaşadığını söyleyebiliriz. Kliniklerimize gözaltı morluk tedavisi amacıyla gelen hastalarımızın hemen hemen hepsi, özellikle uykusuz kaldıklarında ve yorgun olduklarında, gözaltlarında beliren koyu halkalardan ve şişliklerden rahatsız olduklarını belirtirler. Öncelikle sorunun neden kaynaklandığına bakmak lazım. Eğer gözaltı morlukları bölgedeki yağ miktarının azalmasıyla beliren çöküklükten kaynaklanıyorsa, yağ transferi gerektirir. Sadece pigment sorunu varsa, bunun için de fraksiyonel lazer ve duruma göre iğneli mezoterapi uygulaması yapılabilir.

Yağ transferinde hastanın kendi bölgesel yağından alarak, kök hücreden zenginleştirilmiş şekilde enjeksiyon yapıyoruz. Son derece hassas olan gözaltı bölgesi, bu yağ transferiyle yenileniyor, canlanıyor ve olası komplikasyon risklerini de barındırmıyor” diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, hangi tedavinin uygulanması gerektiğine muayene sırasında karar verildiğini belirtti.

Demir eksikliği en büyük neden

Gözaltı morluğu sorunuyla gelen hastalarda başarılı sonuçların alınabilmesi için, öncelikle altında yatan nedenlerin belirlenmesi gerektiğini söyleyen Cihantimur, “Hastanın öncelikle demir eksikliği veya böbrek yetmezliği gibi sorunları olup olmadığını irdeleriz. Eğer var ise, bunların tedavisi için yönlendirme yaparız. Dolayısıyla uygun kişiye, uygun tedavi yapıldığı takdirde en verimli sonuç alınacaktır” dedi ve diğer olası nedenleri sıraladı:

Panda gözleri olarak da bilinen gözaltı morlukları aynı zamanda kötü beslenme, alkol, sigara kullanımıyla ortaya çıkabilir ve hatta bir başka hastalığın nedeni olabilir.

Burun tıkanıklığı gözaltlarınızda morluklara sebep olabilir. Tıkanan burun kanalları, bu bölgede bulunan damarların şişmesine yol açar. Ayrıca alerji sorunları, saman nezlesi gibi hastalıklarda aynı şekilde, zaman içinde gözaltı morluklarına neden olabilirler.

Kullanılan kozmetik ürünlerinin yaşattığı hassasiyet ve yaptıkları tahriş, cilde zarar vererek, gözaltı derisinin morarmasını sağlayabilirler.

Özellikle hamile kadınların, değişen hormonal düzeyleri, kan damarlarında artan dilastasyona bağlı olarak da gözaltı morlukları görülebilir.

Gözaltı Morlukları Tedavisi için Pratik Öneriler

Op. Dr. Bülent Cihantimur, ayrıca gözaltı morlukları için evde yapılabilecek diğer pratik uygulamalara değindi:

Kafein içeren jeller, niasinamid, suda eriyen B vitamini kompleksleri, temel kan damarlarının renklerini açmaya yardımcı ürünlerdir.

Kan damarlarını büzmeye ve gözaltı torbalarını indirmeye yardımcı olan soğuk salatalık kompresleri, aynı zamanda göz çevresinin nemlenmesine de yardımcı olur.

Gözaltı torbalarının inmesine ve gözaltı morluklarının giderilmesine yardımcı olan çay kompresleri, içerisinde barındığı tanen maddesi sayesinde, etkili sonuçlar almanızda fayda sağlayabilir.

Aloe vera da yüzyıllardır gözaltı morlukları için kullanılan şifalı bir bitkidir.

Gözaltı şişliklerini azaltmak için kullanılan kremler, gözaltı morluklarını tedavi etmek amaçlı kullanılan medikal serumlar, vitamin, antioksidan ve farklı kimyasal içeriklere sahiptirler. Mutlaka doktor tavsiyesi üzerine ve kullanma talimatlarına uyarak kullanılmalılar.

Saçlara güç kazandıran yöntemler

Sağlıklı saçlara kavuşmanın sırları bu haberde…
Güzel ve bakımlı saçlar için sık sık fön çektirmek, boyamak ve farklı şekillendiriciler kullanmak gerekiyor, fakat tüm bu işlemler saçı mahvediyor.
Sağlıklı ve gür görünen saçlar güzelliğimizin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle dökülmeye başladıklarında hemen herkeste ‘Hepsi dökülecek mi’ kaygısı yaşanıyor. Uzmanlara göre, günde 50-100 saç telinin dökülmesi olağan bir durum. Ancak saç kaybı gittikçe artıyorsa bu tehlikeli olabilir. Dermatoloji Uzmanı Dr. Belma Bayraktar, saç dökülmesi ile ilgili merak edilen tüm soruları yanıtladı.
4 YILDA BİR DOĞUYOR
Bayraktar, hemen her yetişkinde ortalama 100-150 bin adet saç bulunduğunu ve bunların ayda ortalama 1 santim uzadığını belirterek şunları söyledi: Saçlarımız büyüme, gerileme ve dinlenme olarak 3 evreden oluşan bir döngüde yaşamını sürdürüyor. Her bir saç teli için büyüme evresi ortalama 4 yıl. Ancak bir kısım saç telleri büyürken, bir kısmı da yaklaşık 3 ay süren dinlenme evresinde oluyor. Saçın doğal döngüsü gereği son evreye giren saçlar dökülüyor. Sağlıklı bir kişinin günde 50 ila 100 tel saçı dökülür. Eğer sayı bundan fazlaysa bir sorun var demektir.
NEDENE GÖRE TEDAVİ
Birçok hastalık ve hormonal, metabolik, besinsel etkiler ile saç dökülmesi oluşabiliyor. Saç dökülmesi şikayetiyle kendilerine başvuran hastanın öncelikle detaylı öyküsünün alındığını belirten Dermatoloji Uzmanı Belma Bayraktar, şöyle konuştu: Sorunun kaynağını bulabilmek için hasta detaylı olarak sorgulanıyor. Çünkü bazen sadece kullanılan ilacın kesilmesi bile saç dökülmesinde çözüm olabiliyor. Ya da hastanın aşırı diyet yaptığı tespit edilirse, protein ve vitaminden zengin beslenmesi öneriliyor.
HAFTADA BİR FÖN YETERLİ
– HAFTADA 3 GÜN YIKAMANIZ YETERLİ: Saçları sık yıkamak, derideki koruyucu bakterileri yok ederek dökülmelere neden oluyor.
– KIL FIRÇA KULLANIN: Sık ve sert fırça kullanmaktan kaçının. Saçlarınıza zarar vermeyecek yapıda olan, tercihen kıl fırça ile tarayın.
– DOĞAL HALİNDE KURUTMAYA ÇALIŞIN: Saçlarınızın havlu veya saç kurutma makinesiyle değil, doğal halinde kurumasını sağlayın.
– SAÇ MASKESİ YAPIN: Haftada 2 kez yapılan saç maskeleri, saçlarınızın güçlenmesinde yarar sağlıyor.
– JÖLEYİ SAÇINIZDA UZUN SÜRE TUTMAYIN: Saçınıza jöle, saç köpüğü veya briyantin gibi ürünler uyguladıysanız, gece yatmadan önce saçınızı yıkayın.
– PROTEİNDEN ZENGİN BESLENİN: Güçlü saçlar için dengeli ve saçın ana maddesi keratinin yapı taşı olan proteinden zengin beslenin.
– ZARAR VEREN İŞLEMLER YAPTIRMAYIN: Perma, boya ve düzleştirme gibi saçlarınıza zarar veren işlemlerin sık sık yapılması da saçların zayıflayıp kırılmalarına yol açıyor.
– ÇOK SIK FÖN ÇEKTİRMEYİN: En fazla haftada bir fön çektirin ve sık toplamaktan kaçının.
MODERN ÇAĞ SAÇ DÖKÜYOR
Günümüzde pek çok kadın saçının aşırı derecede döküldüğünden şikayet ediyor. Dermatolog Belma Bayraktar, ‘Çalışma ve yaşam koşulları nedeniyle kariyer sahibi bazı kadınlar, bu sorunu daha çok yaşayabiliyorlar. Bunun da nedeni, iş yaşamından kaynaklanan stres, bakımlı görünmek amacıyla saçlara sıkça yapılan boya ve fön gibi zarar veren uygulamalar, kullanılan doğum kontrol hapları’ diye konuştu.
BİLİYOR MUSUNUZ?
– Tek bir saç telinin kalınlığı 0.02mm – 0.04mm arasıdır.
– Sarışınlarda, kızıl veya koyu renkli olanlara göre daha çok saç teli bulunur.
– Kafa derisinde ortalama 100.000 saç teli bulunur.
– Saçlar günde 0.35 mm, ayda yaklaşık 1cm uzar.
– Ömür boyunca sahip olacağınız saç folikülleri anne karnındaki bebeğin altıncı ayı civarında oluşur.
GÜÇ KAZANDIRAN YÖNTEMLER
MEZOTERAPİ: Derinin orta tabakasına enjeksiyon ile yapılan bir tedavi şekli. Vitamin, mineral ve dolaşım güçlendirici maddelerle uygulanan tedaviyle saç diplerindeki kıl köklerini besleyerek saçların canlanmasını sağlıyor. Ağızdan alınan ilaçlara göre avantajı, doğrudan saç diplerine ulaşabilmesi. Enjeksiyon elle veya mezoterapi tabancası ile yapılıyor. Özellikle mevsimsel, strese bağlı, gebelik sonrası (emzirme dönemi hariç) saç dökülmelerinde, bölgesel saç dökülmelerinde tedavi ve destek amaçlı, hormonal kaynaklı dökülmelerde ise destek amacıyla kullanılıyor.
İLAÇLAR: Son dönemde saç dökülmesini engelleyen ve yeniden saç çıkartan birtakım ürünler eczanelerde satılıyor. Bunlardan bazıları tablet şeklinde ağızdan, bazıları ise losyon şeklinde. Bu ilaçlar saçı kökünden besleyip nemlendiren, yaşlanma karşıtı buğday tohumu yağı içerikli ve bunlara ek olarak aminoasit, E vitamini, B Vitamini, çinko, magnezyum, yağ asitleri ile antioksidanlar içeriyor. Son derece faydalı olan ilaçların en az 3 ay süreyle kullanımları gerekiyor.
TONİK VE LOSYONLAR: Saç dökülmesinde yararlı bu ürünlerin cilt hekimi tarafından önerilmesi gerekiyor.
Akşam

Dişlere teknolojik selfie dokunuşu!

Diş Hekimi Pertev Kökdemir: “Hem sağlığınız, hem de fotoğraflarda dilediğiniz şekilde gülümseyebilmeniz için diş hekiminize gitmeniz ve çok ufak dokunuşlarla gülüşünüzü güzel hale getirebilmeniz mümkün.”

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Son yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde her ne kadar çeşit çeşit filtreler olsa da, selfie merakı sayesinde çene ve diş sağlığına da önem verilmeye başlandı” diyor.

HATALAR GİZLENEMİYOR
Diş Hekimi Pertev Kökdemir, selfie meraklılarının en çok tercih ettikleri diş estetiği yöntemleri hakkında bilgi verdi…

“Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte cep telefonu kameralarının oldukça gelişmesi, fotoğraf kalitelerinin artması özçekim dediğimiz selfie fotoğraf çekimlerinde dişlerinizdeki en ufak hataların bile görünmesi ve bu hatayı saklayabilmek için kendi fotoğrafımızı onlarca defa çekmenizi gerektirebiliyor.

Uzun yıllar önce yapılmış porselen dişler, eski dolgular, diş taşları ve ön dişlerdeki ufak çürükler bile selfie çekimlerinde çok net bir şekilde görünebilmekte ve fotoğraflarda bu hataların gizlenmesi bazen mümkün olamamakta; bu da dişlerinizi gizlediğiniz fotoğraflarla sonuçlanabilmektedir. Oysa hem sağlığınız, hem de tek bir fotoğrafta güzel bir gülüş gösterebilmeniz için bir diş hekimine gitmeniz ve çok ufak dokunuşlarla gülüşünüzü güzel hale getirebilmeniz mümkün.”

FLAŞLI ÇEKİMDEN SONRA BİLE DİŞLERİNİZİ AYIRT EDEMEZSİNİZ
Kökdemir yapılabilecekleri örneklerle anlatıyor; “Örneğin dişlerin uçlarındaki ufak kırıkların düzeltilmesi eskiden çok sağlam olmayan beyaz dolgular ile yapılmaktaydı. Son nesil kırık tamir ajanları ise en ufak kırıkların tamirini bile dişte hiç aşındırma yapmadan mümkün kılmaktadır. Ayrıca dişlerdeki çapraşıklıklar, bonding denen sistemle dişleri hiç aşındırmadan veya çok az miktarda aşındırma yaparak tamamen düzeltilebilmektedir. Yine eskiden dişlerinizdeki çapraşıklıkları düzeltebilmek için birkaç yıl boyunca dişlere yapıştırılan metal tellerin yerini artık günümüzde şeffaf plaklar almış durumda. Şeffaf plaklar sayesinde günlük ve sosyal yaşantınız hiç etkilenmeden dişlerinizdeki çapraşıklıklar hızlı bir şekilde düzeltilebilmektedir. Ayrıca bu şeffaf plaklar ile tedavi yöntemi sayesinde dişlerinizin bitmiş halinin nasıl olacağını da bilgisayar programı üzerinden ekranda görmeniz mümkün.


Diş eksikliklerinde ise önceden uygulanan metal alt yapılı porselenler yerine günümüzde metalsiz zirkonyum porselenler kullanılıyor. Diş ile ışık geçirgenliği hemen hemen aynı olan bu porselenler sayesinde özellikle flaşlı fotoğraf çekimlerinde kendi dişleriniz porselenler ile aynı renk tonunda görünmektedir. Böylece flaşlı çekimlerden sonra fotoğrafınıza baktığınızda hangi dişleriniz porselen hangi dişleriniz gerçek dişiniz olduğu ayırt edilememektedir.”

ŞİMDİ TAM ZAMANI
Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Eğer ‘Dişlerim çok sarı, biraz daha açık renk olsun’ diyorsanız dişlerinizi beyazlatmak için şimdi tam zamanı. Dişlere zarar vermeyen materyallerle yapılan beyazlatma işleminden sonra, güneşle birlikte bronzlaşmış teninizde dişleriniz çok daha açık renk görünecek ve çok daha estetik duracaktır” diyor.