Sağlıklı Bir Diyet İçin 30 Öneri

Çoğumuzun ortak derdi olan diyette başarılı olamama sorunu için uzmanlar bir takım önerilerde bulunuyor. 

İşte başarılı bir diyet için beslenme uzmanlarının önerdiği ve dikkat edilmesi gereken maddeler…

1. Kuruyemişlerden yararlanın
Beslenme uzmanları az miktarlarda badem ve ceviz tüketmenin yararlı olduğunu belirtiyor. Canınız atıştırmalık bir şeyler yemek istediğinde çok aşırıya kaçmadan badem, ceviz ya da fındık tüketebilirsiniz. Bu kuruyemişler kalori içerdiği için yerken dikkatli olunması şart. Bademde bulunan iyi yağlar, yağ yakma genlerini harekete geçirir ve kilo vermenize yardımcı olur.

2. Yağ ve karbonhidratları birbirleriyle karıştırmayın
Yağları ve karbonhidratları ayrı tutmalısınız. Vücudunuzun ihtiyacı olan enerjiyi karbonhidratlardan alırsınız. Enerjiyi aldıktan sonra üstüne yağ tüketirseniz, gerekli olan enerjiyi zaten aldığınız için, vücudunuz yağı depolar bu da kilo almanıza neden olur.

3. Aç kalmayın
Her gün aynı miktarda kalori alırsanız, daha İyi hisseder ve daha fazla yemekten kaçınırsınız. Bir gün çok yiyip, ertesi gün aç kalırsanız, kendinizi doymuş hissetmezsiniz. Bu nedenle, her gün aynı sakilde yemeye özen gösterin.

4. İnce arkadaşlar seçin
Belki biraz acımasız olacak ama, zayıf olmak için zayıf arkadaşlar edinmelisiniz. Yapılan araştırmalar, obezitenin bulaşıcı olduğu ve ailesinde ya da çevresinde obez insanlar olan kişilerin de yavaş yavaş obezliğe doğru yaklaştığını gösteriyor. Bu nedenle, zayıf olmak istiyorsanız, çevrenizdeki insanları da diyete yönlendirmelisiniz.

5. Paketlere dikkat
Paket tasarımları, ürünü çekici hale getirmek için yapılır. Bu nedenle ürün paketleri üzerinde yazanlar sizi yoldan çıkartmasın. ‘Tuz oranı düşük’ ya da ‘az kalorili’ gibi cümleler sizi kandırabilir. Bu yiyeceklerin sizin için uygun olup olmadığını anlamak için içeriğine göz gezdirmeli ve sonra almalısınız.

6. Protein yüklemesi yapın
Proteinin yağ yakımına yardımcı olduğu biliniyor. Protein, sizi tok tutarken kas yapmanıza da yardımcı olur. Düşük karbonhidrat diyeti, yağların saklanmasını ve sonrasında enerji için kullanılmasını sağlar.

7. Egzersizlerinizde değişiklik yapın
Kendinizi mutsuz ve sinirli hissettiğiniz zaman stres hormonu harekete geçer ve kan şekeri seviyeniz düşer. Bu durumda canınızın tatlı bir şeyler yemek istemesi normaldir. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda spor yaparak kan şekeri seviyenizi kontrol altına alabilirsiniz. Spor şeklinizi değiştirebilir, çok ağır egzersizler yapmak yerine yoga gibi daha hafif egzersizleri seçebilirsiniz.

8. Düşüncelerinizi değiştirin
Vücudunuzdan memnun olmamanız psikolojinizi de etkiler. Vücudunuz hakkında iyi hissederseniz, kötü alışkanlıklara daha az yönelirsiniz. Bu nedenle, canınız sıkkın olduğunda çikolataya saldırmak yerine, olduğunuz yerde zıplayabilir ya da bir yere uzanıp bacaklarınızı yukarıya doğru kaldırarak rahatlayabilirsiniz. Yüksek sesle “Çok iyi hissediyorum!” demek de size iyi gelecek. Eğer omuzlarınızı düşürüp, depresif bir biçimde “Çok kötüyüm!” diye etrafta dolaşırsanız, zararlı yiyeceklere saldırmak için hep bahaneniz olur ve bu da kilo almanıza neden olur.

9. Yediklerinizi unutmayın
Gün içinde neler yediğinizi fark etmeyebilirsiniz. Bu nedenle her yediğinizi ve bunların ne kadar kalori içerdiğini bir kâğıda yazın. Yediklerinizi kâğıt üzerinde görmek, ne kadar gereksiz kalori aldığınızı daha iyi anlamanızı sağlar.

10. Ağırlık çalışın
Kadınların en büyük korkularından biri de ağırlık egzersizleri yapmak. Çünkü ağırlıkların onları Arnold Schwarzenegger gibi kaslı vücutlu biri yapacağını düşünürler. Oysa bu oldukça yanlış bir düşüncedir. Erkek ve kadın vücudu arasında büyük fark vardır. Erkeklerle karşılaştırıldığında, kadınlar 30 kat daha az kas yapıcı hormona sahip. Ağırlık çalışması sadece metabolizmanızı harekete geçirir ve daha kolay kilo vermenizi sağlar.

11. İlk siparişi siz verin
Arkadaşlarınızla dışarıda yemek yiyecekseniz restoranda ilk siparişi veren siz olun. Eğer diğerlerinin sipariş vermesini beklerseniz onların seçtikleri aklınızı karıştırır ve siz de onların seçtiği zararlı yiyeceklerden denemek isteyebilirsiniz.

12. Diyet içeceklerden vazgeçin
Kısa vadede diyet içeceklerin bir zararı olmasa da, uzun süreli diyetlerde bu içecekler kilo alımına neden olur. Çünkü bu içeceklerin içinde bulunan tatlandırıcı maddeler, beyine daha fazla kalori tüketmesi gerektiği sinyalini verir ve bu da daha fazla yemenize neden olur.

13. Su için
Günde sekiz bardak su içmek, sadece sizi tok tutmakla kalmaz. Su içmeden ciğerleriniz iyi çalışmaz; bu da yağ yakımını engeller. Bu nedenle, ne olursa olsun, bol bol su içmeye özen göstermelisiniz.

14. Beş Kuralı
‘Mumya’ filminden hatırlayacağınız güzel yıldız Rachel Weisz’in de uyguladığı ‘beş kuralı’ basit bir zayıflama yöntemi. Günde beş öğünde, beş ayrı yemek yemeniz gerekiyor. Bu yemekler karbonhidrat ve protein içermeli, glisemik indeksleri de düşük olmalı. Yediklerinizin, şekersiz olmaları ve yararlı yağlar ile liflerden oluşmaları da önemli. Yapacağınız yemeklerin içerisinde beş malzeme kullanmalısınız. Haftada beş gün, beşer dakika, ısınma hareketleri ve egzersizler yapmaksa bir başka kural. Bu diyette önemli olan günde 1. 300 kalori yakmayı başarabilmek.

15. Uyku düzeni
Uykusuzluk, metabolizmanızı doğrudan etkiler. Uykusuz kaldığınızda iştahınız açılır ve doyma hissi en az seviyeye iner. Yapılan araştırmalara göre, eğer altı saatten daha az uyuyorsanız obez olma riskiniz yüzde 27 oranında artar.

16. Daha az kalori
Aldığınız kalori miktarını azaltmalısınız. Kalorili içecekler yerine su içmeli, canınız tatlı istediğinde kuru meyve tüketmelisiniz. Eğer canınız lezzetli bir akşam yemeği istediyse, kızartmalar yerine; ızgara et, tavuk, balık ve yanında bol haşlanmış sebze yiyebilirsiniz.

17. Hindistan cevizinin gücü
Hindistan cevizi ya da Omega-3 yağları, diyet programınızda size enerji verecek ve kilo vermenize yardımcı olacaklar arasında ilk sırada, özellikle Hindistan cevizi yağı, metabolizmanızı harekete geçirerek kalori yakmanızı sağlar.

18. Greyfurt
Jennifer Lopez’in diyetisyeni Richard Giorla, “Her zaman yanınızda bir şişe greyfurt yağı bulundurun” diyor. Greyfurt yağındaki aromanın, karaciğer enzimlerini etkilediğini ve yağları yakan sinirleri harekete geçirdiğini belirtiyor.

19. Çeyreğini deneyin
Uzmanlar, kilo vermenin en iyi yollarından birinin de tabağın çeyreğini bitirmek olduğunu söylüyor. Tabağınızdaki yemeğin çeyreğini yedikten sonra 20 dakika kadar bekleyin.

20. Kahvaltı önemli
Öğünlerinizin miktarını kontrol altına almalısınız. Sabah kahvaltısı en çok yediğiniz öğün olmalı. Çünkü kahvaltı metabolizmanızın çalışmasını sağlar.

21. Sirke
Yemekten önce çok az miktarda sirke içmek, kulağa çok hoş gelmese de iştah keser. Böylece daha az yersiniz.

22. Egzersizleri çeşitlendirin
Aralıklarla yapılan egzersizler, kardiyovasküler sistemi geliştirmeye yetmez. Haftada bir defa egzersizleri, yüzerek ya da bisiklete binerek desteklerseniz, daha da hızlı kilo verirsiniz.

23. Gruplara katılın
Grup içinde olmak her zaman tek başınıza olmaktan iyidir. Bu nedenle bir egzersiz programına yazılabilir ve grup egzersizi yapabilirsiniz.

24. Zamanlama
Regl döneminin iki hafta öncesi, en hızlı kalori yakabileceğiniz dönem. Bazal metabolik hızınız bu dönemde yüzde 8’den yüzde 16′ya çıkar. Bu, daha hızlı kilo vermenize yardımcı olur.

25. Kendinizi inandırın
Kilo vermek isteme nedenlerinizi ve güzel bir vücudun faydalarını maddeler halinde bir kâğıda yazın. Kendinize “Eğer değişirsem ne olacak, nasıl hissedeceğim, hayatım daha mı iyi olacak?” gibi sorular sorun.

26. Alternatifler bulun
Atıştırmalıklardan vazgeçemiyorsanız kendinize alternatif yiyecekler bulabilirsiniz. Örneğin, canınız muz istediğinde, yerine bir elma yiyebilirsiniz.

27. Tat almanızı engelleyin
Koku, iştah üzerinde etkilidir. Eğer bir yemekte çok fazla çeşni varsa kokusu da fazla olur. Bu da iştahınızın kapanmasına neden olur.

28. Süt ürünlerini ihmal etmeyin
Süt ürünlerindeki kalsiyum, yağ yakmanıza yardımcı olur. Bu nedenle, gün içinde en az iki öğününüzde süt ya da süt ürünlerinden birini tüketin.

29. Besinlerle dost olun
Yediklerinizi düşman olarak görmeyin. Size kilo aldırdıkları için özellikle kalorili yiyeceklere kızmayın. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir günde, besin değeri yüksek şeyler yiyebilirsiniz.

30. Elleriniz meşgul olsun
Boş durmak acıkmanıza neden olur. Örneğin canınız yemek istediğinde elinize telefonu alın ve bir arkadaşınızı arayın ya da tırnaklarınıza oje sürün. Böylece açlık duygunuzu, bir süreliğine de olsa bastırmış olursunuz.

Evde Kilo Vermenin Yolu

Pratik yöntemlerle evde kilo vermenin yollarını denemeye ne dersiniz?

Sıkı ve fit görünmenin tam zamanı! Pratik yöntemlerle evde kilo vermenin yollarını denemeye ne dersiniz?
Belinizi İnceltin!
Göbek ve bel çevresine toplanan yağ ve kilolardan kurtulmak istiyorsanız günde sadece 15 dakikaya ve bir oklavaya ihtiyacınız var.
Oklavayı ensenize denk gelecek şekilde, yatay biçimde iki elinizle tutun. Ayakta olmak koşuluyla sağa ve sola doğru dönün.
Bu pratik yöntem hem belinizi inceltmeye hem de kol kaslarının çalışmasına yardımcı olur.
Basenlerinizi Küçültün!
Kalça ve basenlerinizdeki fazla kilolarla vedalaşmak için günde sadece 15 dakika ve bir yastığa ihtiyacınız var.
Halının üzerine yastığı yerleştirin. Sırt üstü biçimde halının üzerine yatın. Yastığın bel kısmınızdaki boşluğu doldurduğundan emin olun. Önce sağ sonra sol bacağınızı karnınıza doğru çekip bırakın.Bu yöntem sayesinde hem basenleriniz küçülecek hem de bacaklarınız sıkılaşacaktır.
Sıkı Görünün!
Tüm vücut kaslarını çalıştırmak, kilo vermek için en etkili ve basit yöntemlerden biri yürüyüş yapmaktır. Yürüyüş aynı zamanda kalp sağlığı için de faydalıdır.
Açık havada yürüyüş yapmaya fırsat bulamıyorsanız evin için de yapabilirsiniz. Günde ortalama 15 dakika hafif tempoda evin içinde yürüyebilirsiniz. Vücudunuz yürümeye alıştıktan sonra süreyi artırabilirsiniz.
Yürüyüş için diğer bir yöntem ise hafif yüksek bir sehpa ya da ters çevrilmiş bir kova üzerine basarak step yapmaktır. Step; tüm vücut kaslarını çalıştırır özellikle de basenlerinizin küçülmesini sağlar.
Ölçülü Beslenin!
Kilo vermenin en önemli püf noktası ölçülü beslenmektir. Dilediğiniz her yiyecekten küçük porsiyonlarla yiyin. Eğer kalorisi yüksek bir yemek yediyseniz; enerji yakmak için step, oklava ya da yastıkla çalışma egzersizlerini yapın.
Su İçin!
Cilt, vücut sağlığı ve kilo vermek için en büyük yardımcınız sudur. Günde ortalama 8 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Su; hem vücuttaki yağların yakılmasını sağlar hem de iç organların sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

‘Düz bir karın için 7 kolay tüyo’

Sodexo Avantaj ve Ödüllendirme Hizmetleri’nin yaşam kalitesini yükselten tavsiyeleri paylaşmak için oluşturduğu ‘İyi Yaşa” platformunda önerilerde bulunan Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber, herkesin düz bir karına sahip olmak istediğinin altını çiziyor. 

Bunun için kısa süreli bir çabadan fazlası, zaman ve emek harcamak gerektiğini belirten Şeber, “mükemmel bir karına sahip olmanın yolu sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizden geçse de kimi zaman bunlar için gerekli vakit kalmayabiliyor. O ne zamandır beklediğiniz arkadaş düğününde istediğiniz elbiseye sığmak istiyorsanız veya sunumunuzun olduğu o iş toplantısında pantolonunuzun kat kat durmasını istemiyorsanız ufak birkaç tüyo ile günü kurtarabilirsiniz” dedi.

İşte düz bir karına sahip olmak için uygulayabileceğiniz 7 kolay tüyo:

1-Duruşunuzu değiştirin
Gün içerisinde genelde boyun ve sırt kaslarımıza yüklenerek duruyoruz. Karın kaslarımız nerede ise hiç çalışmıyor. Dengeli ve dik bir duruş karın kaslarınızı kullanmanızı sağlayacağı için karnınızı daha düz gösterecektir. Gün içerisinde karın kaslarınızı hafif gergin tutmayı alışkanlık haline getirdiğinizde sadece boyun fıtığı riskiniz azalmaz, düzgün bir beden posturü yakalayarak, daha düz görünen bir karına sahip olursunuz.

2-Su için
Düzenli su tüketimi sindirimin tam olarak yapılmasını ve vücutta kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Bu da sis karnınızın ve ödemli bir vücudunuzun olmasını engeller. Günde 1,5-2 litre düzenli su tüketmeye özen gösterin.

3-Kabızlıkla mücadele edin
Tuvalete yeteri kadar vakit ayırmamak, düzensiz su tüketimi, hareketsizlik kabızlığın en büyük nedenleridir. Yapılan araştırmalarda stresin kadınlarda daha fazla kabızlığa yol açtığını göstermiştir. Mümkün olduğu kadar sakin kalmaya çalışın ve tuvalette zaman geçirin. Kabızlık probleminiz hâlâ çözülmüyorsa probiyotik yoğurt ve kefirden destek alın.

4-Lokmanızın farkında olun
Yavaş yemek hem sindirimi kolaylaştırarak midenizin şişmesine ve kan şekerinizin hızlı yükselmesine mâni olur hem de daha kolay bir şekilde ve daha az bir besin ile doymanızı sağlar. Bir lokmayı en az 10 kez çiğneyerek tüketirseniz yılda 3-4 kiloyu fark etmeden verebilirsiniz.

5-Yemekte konuşmaktan ve asitli içecek tüketmekten vazgeçin
Konuşarak yemek ve yemekte asitli içecek tüketmek daha fazla hava yutmanıza sebep olacağından ötürü kendinizi daha sis hissetmenize ve karnınızın şişmesine neden olur. Sohbeti yemek sonrasına kaydırın ve asitli içeceklerden vazgeçin.

6-Sakız çiğnemeyin
American College of Gastroenterology’nin açıklamasına göre sakız daha fazla hava yutmanıza sebep olarak karın sisliği yaratıyor. Nefesinizi tazelemek istediğinizde nane ve karanfili deneyin.

7-Rahatlayın
Stres vücutta bazı hormonların sentezini değiştirerek daha sık kabız olmanıza yol açar. Aynı zamanda stresle birlikte artan kortizol ile vücudunuz alarm durumuna geçer. Şişkinlik hissinden kurtulmak için her gün en az 20 dakika gerçekten rahatladığınız bir aktivite ile uğraşmanız gerektiği uzmanların ortak görüsü.

Bu yiyecekler diyetlerinde yardımcınız olacak

Baharın gelişiyle diyet yapmaya başlayanların en büyük destekçileri, yine mutfaktan çıkıyor. 

Elmadan bademe, brokoliden yumurtaya, her an elimizin altında olabilecek yiyecekler, gereğinden fazla yemeyi engelliyor. Hem lezzetleriyle hem de verdikleri tokluk hissiyle, bahar aylarının yıldızı olmaya aday bu yiyecekleri derlendi.

Baharla birlikte, kışın kasvetini ve fazla kiloları üzerimizden atma zamanı da geldi çattı. Bu dönemde, gereğinden fazla yemeyi engelleyen yiyeceklere yönelmek, vücuda yük getiren atıştırmalıklardan uzak durmamızı sağlıyor. Yemek.com, En Boğazına Düşkünleri Bile Fazla Yemekten Vazgeçirecek 11 İştah Kesen Yiyecek başlığı altında, işte bu lezzetleri bir araya getirdi.

Fazlasını engelleme konusunda usta: Elma
Elmanın içindeki pektin isimli madde tokluk hissi yaratıyor. Bol lifli bir meyve olması da, açlık hissini uzun süre bastırmasını sağlıyor. Bu nedenle elma, tüm dünyada nam salmış leziz ve sağlıklı bir ara öğün olarak kabul görüyor.

Tokluğu hisset: Yulaf ezmesi
Yulaf ezmesi diyet yapanların en yakın dostlarından. Karbonhidrat ağırlıklı olmasına rağmen içinde bolca potasyum, magnezyum, folik asit ve besin lifi de bulunuyor. Bu nedenle diyetlerde sıkça kullanılıyor. Süt ya da yoğurtla karıştırılarak yenen yulaf ezmesi, uzun süreli tokluk hissi veriyor.

Yeşilin her tonu kabul: Salata
Salatanın içindeki yeşillikler, lifli yapıları sayesinde mideyi uzun süre aç kalmaktan koruyor, tokluk hissi oluşturuyor. Bu nedenle de yıllardır forma girmek isteyenlerin en büyük yardımcısı bol yeşillikli salatalar oluyor.

Protein deposu: Yumurta
Yumurtanın içerdiği bol miktardaki protein, açlığını bastırmak isteyenlere leziz bir seçenek sunuyor. Sabahları yenen bir haşlanmış yumurta, kişiyi uzun süre tok tutuyor. Böylece abur cuburlardan uzak kalmak mümkün oluyor.

Sofradan eksik olmasın: Baklagiller
Kuru fasulye, mercimek, barbunya gibi baklagiller, gaz şikayeti yarattığı gerekçesiyle evlerde çok sık yapılmıyor. Oysa onlar kolesistokinin adlı hormonun salgılanmasında önemli rol oynuyor. Bu hormon sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayarak aç hissetmenin önüne geçiyor. Üstelik de protein bakımından çok zengin olduğundan, sağlıklı bir öğünün anahtarı oluyor.

Marifeti sadece kokusu değil: Tarçın
Tarçın, insülin dengesini korumaya yardımcı oluyor. Kan şekeri ve kolesterolün dengelenmesinin yanı sıra tatlı yeme isteğine de en masumundan çare oluyor. Bir çay kaşığının yarısı kadar toz tarçın bitki çayına karıştırıldığında veya çubuk tarçın çayın içinde bekletildiğinde, tatlı krizinin de önüne geçiliyor.

Mideniz bahar yeri: Karnabahar
Karnabahar da en önemli diyet yardımcıları arasında yer alıyor. Çünkü sevenlerinin yanında pek çok sevmeyeni de bulunan bu sebze, besin lifleri açısından çok zengin olmasıyla biliniyor. Bu nedenle mutfaklarda daha çok yer almayı hak ediyor.

Karnabaharın kuzeni sayılır: Brokoli
Karnabahara çok benzeyen brokolinin diyete yardımcı olma gücü yine aynı sebebe dayanıyor. Brokoli de besin lifi açısından oldukça zengin. Bu da midenizde daha uzun süre tokluk hissi yaratabileceği anlamına geliyor.

Gerçek bir efsane: Sarı leblebi
Sarı leblebi, midede fazlaca üretilmiş olan ve vücudu açlığa hızlıca götüren mide asitlerini azaltıyor. Bu nedenle bir avuç sarı leblebi, fazla yemeyi engellemek için en pratik yardımcı olma özelliği taşıyor.

Kalsiyum ve protein güçlerini birleştiriyor: Yoğurt
Yoğurt, içindeki bolca kalsiyum ve proteinin güçlerini birleştirmesi sonucu diyetlerin vazgeçilmezi olarak öne çıkıyor. Üstelik doyurucu ve besleyici olmasının yanı sıra, nefis lezzetiyle de keyif veriyor.

Aşırıya kaçmamalı: Badem
Açlık hissi baş gösterdiğinde, gönül rahatlığıyla yenebilecek bir seçenek de badem. Hali hazırda içinde birçok besin lifi, vitamin ve mineral bulunan güzeller güzeli badem, içeriğinde omega 3 yağ asitleri bulunması sebebiyle de düzenli olarak tüketmemiz gerekenlerden.

‘Uzman olmayan kişiler beslenme anlatıyor’

İstanbul Bilim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, sürdürülebilir beslenme konusunda, konunun uzmanı olmayan kişilerin fikir yürütebileceği bir konu haline geldiğini belirten Prof. Dr. Elmacıoğlu, sağlıklı olmak için dengeli ve yeterli beslenmenin yanında sürdürülebilir beslenmenin de gerekli olduğunu belirterek, beslenme konusunda uzman olmayan kişilere karşı vatandaşları uyardı.

Yeni kavram: Sürdürülebilir beslenme
Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, yeni kavramın sürdürülebilir beslenme olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Sürdürülebilir beslenme, vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerinin organizmanın ihtiyacı kadar alınımıdır. Bunun için gerekli olan yeterli kelimesini ayırt etmemiz mümkün değil. Beslenme denildiği zaman bu tarifi kimse topluma anlatmıyor. Çünkü bilmiyor. Herkes dengeli ve yeterli beslenmenin sağlıklı yaşam için yeterli olduğunu söylüyor. Bunun üçüncü bir ayağı da sürdürülebilir beslenmedir. Yeni bir kavramdır. 21 yüzyılın yeni tanımı budur.”



Aktif yaşam, temiz su, ekonomik gıda

Sürdürebilir beslenme kavramını daha açık şekilde anlatan Elmacıoğlu, “Aktif bir yaşam tarzını olası kılan, yeterli, güvenilir ve besleyici gıda, temiz su ve bunun yanı sıra fiziksel ve ekonomik olarak ulaşılabilir olmak en büyük özellik. Beslenmenin içinde aktif bir yaşam tarzını mümkün kılan şeklinde bir kavram da sunuyoruz. Öyle bir beslenmeliyim ki, ben aktif yaşam tarzımı da mümkün kılayım. Tek başına aşırı beslenirsem, fazla kilo alırsam bu benim hareketli yaşam tarzımı da etkiler. Yanlış beslenme modeli de buradan kaynaklanıyor. Nereden gıda alıyorsam antibakteriyal ve antimikrobiyal özelliklerine bakmam lazım. Temiz suya ulaşmam lazım. ‘Her gün 2,5 litre su için’ diyoruz. Bunu bir prensip olarak söylememiz lazım” diye konuştu.

“İyi veya kötü besin yoktur”
Beslenme konusunda birçok kişinin yorumlar yaptığını dile getiren Prof. Dr. Elmacıoğlu, “Medyada birtakım çatlak sesler çıkıyor. 5 yumurta yiyin 3 yumurta yiyin gibi. Ben bir beslenmeci olarak hiçbir besin grubunu iyi veya kötü şekilde ayıramam. Besinin iyi veya kötü olarak nitelendirilmesi tüketicinin onu ne kadar miktarda ve ne sıklıkla tükettiği ile ilgili bir kavramdır. Bugün asitli içecekler bile ishal vakalarında acil hastalarda kullanılıyor. Günde 1 kilo pirzola yiyemezsin. Ama etin de önemli faydaları vardır. Şeker ise stratejik bir ürün ve katkı maddesidir. Şeker zehirdir demek son derece yanlış. Anadolu’da kışın reçel yaparlar. Şeker gıdayı koruma maddesidir. Glikoz hayat kurtarıcıdır” dedi.

Baharda Beslenme Düzeniniz de Yenilensin!

Bu bahar yeni bir beslenme düzenine geçmeye ne dersiniz? Beslenme düzenimizi değiştirerek sağlıklı ve zinde hayata merhaba diyebiliriz.

Neler Yapabilirsiniz?
Beslenmenizi çeşitlendirin: Besin seçiminde çeşitliliğe gitmek iyi beslenme ve sağlığın temelidir. Sağlıklı beslenmek için insan organizması 50’den fazla besin öğesine ihtiyaç duyar. Bunu karşılamanın yolu da çeşitliliktir.

İdeal kilonuzu koruyun, fazla yağlarınız varsa kurtulun: Vücut yağının fazla olması pek çok hastalık için çıkarılmış davetiye gibidir. Sağlıklı ve dengeli beslenirseniz vücudunuz fazla yağ depolamaya eğilimli olmaz.
Asit karbonhidratlardan kaçının: karbonhidrat beslenmemizin olmazsa olmaz parçasıdır ancak iyi karbonhidratlar. Tahıl ürünleri, sebze ve meyvelerde ki karbonhidratlar iyi karbonhidratlardır.

Yüksek yağdan kaçının: İster sağlıklı olsun ister sağlıksız yüksek yağ içeren diyetlerin kan yağlarının yükselmesinden, kalp hastalıklarına ve hatta kansere yol açtığını biliyoruz. Yağsız bir diyet değil ancak ılımlı miktarda yağ içeren diyetler en sağlıklısıdır tabi ki iyi yağları seçmek kaydıyla.

Tuzu sınırlayın: Tuz hemen hemen yediğimiz içtiğimiz bütün doğal ve işlem görmüş besinlerin içinde tuz derken kastettiğimiz sodyum vardır. Fazla sodyum tüketimi kan basıncını artırırken, ödemin başlıca nedenidir aynı zamanda.

Hareket edin: Kilonuzu vermek-korumak için, kas ve kemik sisteminizin sağlığı için, kalp–damar sisteminizin için, depresyondan çıkmak için hareket edin. Yürüyün, yüzün, dans edin, adımlarınızı sayın 10000 adımı hedef koyun ne yaparsanız yapın bir motivasyon kaynağı bulup hareket edin.

Diğer Aile Fertlerini Sağlıklı Beslenmeye Nasıl İkna Edebilirsiniz?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Canan Aksoy, bu konuda şu önerilerde bulunuyor: “Benim bu konuda ki yaklaşımım biraz adaletsizdir. Ben küçükken annemin pişirdiği herhangi bir yemeğe itiraz etmek ne demek, tadını beğenmiyorum bile diyemezdim. Annelerin bu konuda kararlı olması gerektiğine ve yumuşak yüzlü olmaması inanırım. Annenin evin diğer yaşayanları için idol olması gerektiğine inanırım. Annenin yemediği bir yemeği çocuğunun yiyebilmesine bence imkan yoktur. Keza annenin pişirdiği yemeği beğenmeyen aile fertlerine ee o zaman size şunu hazırlayayım alternatifini sunmaması gerektiği gibi.”

Baharın Öne Çıkan Gıdaları
Balık: Avlanma yasağı bitmeden denizden taze taze çıkan çok iyi bir protein, omega 3, fosfor, demir, selenyum kaynağıdır. Haftada 2 kez mutlaka sofralarımızda yerini bulmalıdır.

Enginar: Karaciğer dostu olan enginar aynı zamanda iyi bir posa kaynağıdır. Sezonunun çok uzun sürmediğini düşünürsek baharla beraber sofralarımızda sık sık yer vermekte fayda var.

Semizotu: Omega 3 kaynağı olan ender bitkilerden biri olan semizotu aynı zamanda yüksek posa kaynağıdır Düşük kalorisi ve posası sayesinde uzun süre verdiği tokluk hissiyle zayıflama diyetlerinin de baş tacıdır.

Bakla: Baharın kısa sezonlu sebzelerinden olan bakla beta karoten ( a vitamini öncüsü ) açısından zengindir.

Baharın Öne Çıkan İçecekleri
Su: Her zaman her mevsim birinciliği tüm içecekler içinde yer alan yaşamsal sıvımız. Suyun olmadığı bir hayat sürdürülebilir değildir, sağlıklı değildir.

Limonata: Annelerimizin evde yaptığı gibi limonun hem suyunun hem kabuğunun kullanıldığı bardak basına bir çorba kaşığı şekeri aşmadan yapılırsa enerjisi kontrol altında tutulan lezzetli ve geleneksel içeceğimiz.

Soğuk bitki çayları: İlla sıcak içilecek diye bir şart yok bitki çaylarını .Birkaç yaprak ıhlamur, elma kabuğu, kabuk tarçın, karabiber ve kakuleyi daha taşım kaynatıp daha sonra buz ilavesiyle içebilirsiniz farklı bir tat ararsanız.

Komposto: Sezon meyveleriyle ve fazla şeker kullanmadan yapılan kompostolar baharın farklı tatlarından biri olabilir. Çilek kompostosu içerdiği antioksidant sayesinde ve tat itibariyle her yaş grubuna rahatlıkla hitap edebilecek bir tattır.

Okuldan Gelen Çocuğunuza Sağlıklı Menü
Bu konuda ilk yapılması gereken okulda yemek yiyen çocuklar için mutlaka okulda verilen menünün takip edilmesidir. Okuldaki menüyü dengeleyecek aynı yemeklerin çıkmadığı menüler çocuklarınız için hem daha dengeli hem de daha tüketilmesi kolay olacaktır.

Ara öğünler için:
Evde hazırlanmış sebzeli fırın börekleri, tost+ayran, sütlü tatlılar, taze veya kuru meyve çeşitleri yanında kuruyemişlerle, evde yapılmış meyveli az şekerli kekler, evde yapılan krep (bunun Türkçesi düşündüm düşündüm aklıma gelmedi) bu kreplerin içine peynir, mevsim yeşillikleri ilavesiyle.
Ana öğün içinse okulda yedikleri kombine olacak öğünler planlamak gerekir, okulda yenilen öğün sebze ağırlıklıysa akşam protein ağırlıklı ya da tersi şekilde ana öğünleri planlamak gerekir. Öğünlerde çocukların özellikle yeterli kalsiyum alımı sağlanmalı, iyi karbonhidratların beslenmenin temeli olduğu unutulmamalıdır.

Meyveli kek:
2 su bardağı un ( bir bardağı tam buğday bir bardağı beyaz un )
3 elma veya havuç
6 tane kuru kayısı
1 çay bardağından bir parmak az şeker
3 yumurta
1 bardak süt
Kabartma tozu, vanilya
Şeker ve yumurtayı çırpın, sonra üzerine unu ve sütü ilave ederek karıştırın, elmaları rendeleyip, kayısıları minik minik doğrayıp ilave edin, kabartma tozunu ilave ederek fırında pişirin.
Bir dilim kek ve yanında bir bardak süt keyifli ve sağlıklı bir ara öğün olur.

Krep:
1 Su Bardağı un
2 tane yumurta
Yarım su bardağı süt
Yarım su bardağı su
Bütün malzemeler çırpılır. Yağlanmış tavada pişirilir, krep tavasına bir kere yağ sürmek genelde yeterli olur.
Bu krepin içine peynir ve mevsim yeşillikleriyle yanında ayranla servis edilebilir.

‘Kırmızı etsiz bir yaşam sağlıklı değil’

Her öğün et tüketmenin sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyleyen Mahallenin Kasabı’nın Beslenme Uzmanı Gizem Şeber, “Kırmızı et, protein kaynağı olmasının yanı sıra, demir, B12 vitamini açısından önemli bir besin. Haftada üç gün düzenli olarak tüketilmeli” diyor.

Özellikle protein ağırlıklı diyetlerle birlikte, “Günlük et tüketimimiz ne kadar olacak?” sorusu sıklıkla aklımıza geliyor. Son zamanlarda ülkemizde en çok tartışılan konulardan da biri olan et tüketiminin ne kadar olması gerektiği konusunda uzmanlar da farklı farklı görüşlere sahip. Uzmanların bir kısmı tamamen et ağırlıklı beslenmemiz gerektiğini söylerken, bir kısmı ise etten uzak durmamız gerektiğini düşünüyor. Peki, hangisi gerçekten doğru?

Nostaljik mahalle kasabı konseptini modern dokunuşlarla büyükşehirlere taşıyan ‘Mahallenin Kasabı’nın Beslenme Uzmanı Gizem Şeber’e göre et, tavuk, balık gibi protein kaynakları beslenmemiz dolayısı ile sağlığımız için olmazsa olmazlardan. Özellikle kırmızı etin bazı uzmanlar tarafından aklandığı bazı uzmanlar tarafından karalandığı bir dönemde protein ağırlıklı beslenmeyi seçmekte zorlanabileceğimize dikkat çeken Şeber, “Kırmızı etsiz sağlıklı bir yaşam söz konusu değil. Ancak her öğün et tüketimi de başka sağlık sorunlarına neden olabilir” diyor.

“KIRMIZI ETİN ÖNEMİ YADSINAMAZ”
Kırmızı etin çok kaliteli hayvansal kaynaklı bir protein kaynağı olmasının yanı sıra; demir, B12 vitamini açısından da oldukça önemli bir besin olduğunu belirten Gizem Şeber, o nedenle kırmızı etin haftada üç gün düzenli olarak tüketilmesini öneriyor. Hatta ameliyat olmuş kalp hastalarına dahi günlük beslenme düzenlerinde haftada iki kez yaklaşık 100 gram yağı alınmış (2 köfte kadar) kırmızı et tüketmelerinin önerildiğini söyleyen Beslenme Uzmanı ve Yaşam Koçu Şeber, özellikle çocuklar, ergenlik döneminde olanlar, gebeler ve emzikliler, yani protein gereksinimi yüksek olanlar için kırmızı etin öneminin yadsınamaz olduğunu ifade ediyor.

Fakat her şey gibi kırmızı etin de kararında tüketilmesi gerekinin altını çizen Şeber, konuyla ilgili görüşlerini şöyle paylaşıyor: “Günlük beslenmenin tamamında sadece kırmızı etin kullanılması, gelecekte kalp-damar hastalıkları, kolon kanseri ve gut hastalığına yakalanma riskini arttırabilir.

Kırmızı etin yetersiz tüketimi ise demir yetersizliğine ve buna bağlı kansızlığa, B12 vitamini yetersizliğine ve buna bağlı unutkanlığa neden olabilir. Ayrıca proteinler vücudumuzda yapım ve onarım işleminde kullanılır. Bu nedenle yetersiz protein alımı vücudumuzun kendini onarma yeteneğini kaybetmesine ve yara iyileşmelerinde gecikmeye neden olabilir.”

HANGİ ETİ NE KADAR TÜKETMELİYİZ?-Bir yetişkin günde ortalama 150 gram et veya tavuk veya balık tüketmeli.
-Haftada 2-3 defa kırmızı et tüketebilir.
-Eğer kırmızı et az yağlı tercih ediliyorsa ve ızgara, haşlama, fırında pişirme gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanıyorsa, yanında zeytinyağlı sebze yemeği veya salata gibi bir lif kaynağı varsa, haftada üç yerine her gün bir öğün de tercih edilebilir.

10 bitkiyle sağlıklı zayıflama teknikleri

Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

Atkuyruğu bitkisi

İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz

Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı

Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen

Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik

Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi

Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye

Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere

Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki

Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu

Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Kilo kontrolünde beklenmedik yardımcı Kafein

Acı tada ve vücudumuzda birden fazla etkiye sahip kafein kilo vermede destek olabilmektedir. Kafein nasıl kilo vermeye yardımcı olur;

Alkoloid yapıda olan kafein, tein veya matein olarak da bilinir. Çay ve kahvede doğal olarak bulunan kafein kolalı içeceklere de tat vermesi amacı ile eklenir. Ayrıca birçok besin desteğinde ve ilaçta da kafein maddesi yer alır. Acı tada ve vücudumuzda birden fazla etkiye sahip kafein kilo vermede destek olabilmektedir.
Kafein nasıl kilo vermeye yardımcı olur;

Kafeinin en iyi bilinen özelliklerinden biri uyarıcı etkisidir. Gün içinde yoğun iş temposunda performansımızı yükselttiği için kilo verimini kolaylaştırıyor. Ayrıca işimize daha konsantre olmamızı sağlayabilmektedir. Tabi miktar olarak abartmamak şartıyla.
Kafeinli bir içecek aldıktan30 ila 60 dakika sonra kana karışır ve 4 – 6 saatte temizlenir. Tüketilen kafein miktarı ve tüketen kişinin kafein toleransına bağlı olarak vücutta solunum ve kalp atım sayısında artış, fiziksel performansta artış ve kan basıncında yükselme olmaktadır. Böylece performans ve uyanıklık artmış olur.  
Kafein idrar miktarında artış sağlayarak vücuttan su kaybını arttırır. Bu durum da dehidrasyona sebep olarak metabolizmamızı yavaşlatır. Buna meydan vermek için en az içtiğimiz kafeinli içecek miktarı kadar ilave su içmeliyiz.
Kafeinin uyanıklığı ve performansı arttırıcı etkisi olumlu olarak kabul edilebilir. Yapılan birçok araştırma kafein içeren içeceklerin dikkati ve konsantrasyonu arttırdığını göstermektedir.

Etkileri kana ilk karıştığı anda daha fazlayken, kandaki miktarı azaldıkça etkiler de ortadan kalkar. Bunu göze alarak uykusuzluk çekmemek adına tüketim saatlerinde dikkatli olmalıyız.
Kafein in günlük hayatımızda bir çok artısı varken fazla ve kontrolsüz kullanımı da bir çok yan etki gösterebilmektedir.

Kalp ve solunum sayısında Kalp atım hızını arttırdığından kalp hastalarının,
tansiyonda Tansiyonu yükselttiğinden yüksek tansiyon hastalarının
mide asidinde sağladığı artış ise olumsuz etkilerindendir.ve mide asit salgısını arttırdığından dolayı gastrit, ülser ve reflü hastalarının kafeini sınırlı tüketmeleri gerekir.
Kafeinin bir olumsuz etkisi de diüretik yani idrar miktarını arttırıcı olmasıdır. Vücuttan su atımını arttığı için dehidratasyon riskini arttırabilir. Aşırı miktarda kafein tüketiminden sakınmanın bir gereği de budur.
Kafein fazla miktarda tüketildiğinde vücuttan kalsiyum gibi bazı minerallerin atımını arttırır. Bu nedenle uzun zaman fazla miktarda kafein tüketen bireylerde osteoporoz riski artabilir.
Sürekli kafein alan kişilerde zamanla uykuya dalma ile ilişkin sorunlar gözlenebilir. Uykuyla ilgili sorunların devamı uykusuzluk hastalığını ortaya çıkarabilir. Fakat kafein kullanımı bu durumu maskeler. Gün boyunca uykusuzluk yüzünden kendini halsiz hisseden kişi, kafeinli içeceklere yönelir. Tüketilen fazla kafein gece uykunun gelmesine engel olduğu gibi aynı zamanda uyku süresini de kısaltır. Kısa bir zaman sonra bu bir kısır döngü halini alır ve sürekli tekrarlar. Bu döngüyü kırabilmenin tek yolu kafein alımını azaltmaktır. Uykusuzluk problemi olan  kişilerin uyku vaktinden 8 saat önce kafeinli içecek tüketimini sonlandırması gerekir.

Ekmek, makarna, kırmızı et, meyve ve abur cubur diyeti

Ölçülü olarak yendiğinde ekmek ve makarna şişmanlatmaz. Ancak ekmeğin türü ve makarnayı pişirme şekli önemli…

Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, ekmek, makarna, kırmızı et, meyve ve abur cuburun diyetimizi nasıl etkileyeceğini açıklıyor.
Ekmek kilo aldırır mı?
Evet, kilo aldırır. Bir insanı herhangi bir yiyeceğin şişmanlatmaması için kalorisi olmaması gerekir, ancak ekmeğin kalorisi vardır. Günde 20 dilim ekmek yiyorsanız, bir dilim ekmek ortalama 50 kalori ise 1000 kalori alıyorsunuz demektir. 
Seçtiğiniz ekmeğin karşılığında vücudunuzun harcadığı enerjinin nerede durduğu önemlidir. 6 dilim ekmek yiyorsanız, ona karşılık gelen enerjiyi harcıyorsanız, diğer yediklerinizde de denge varsa kilo almazsınız. Ekmek, yapısı gereği un, su ve tuzdan oluşur. Şimdi cevizli, çok tahıllı, çavdarlı ekmekler de var. Değişen şey, sadece içine konulan tatlandırıcılar, ama özü yine aynıdır. Yediğimiz ekmekten aldığımız enerjinin yerine ne koyduğumuzu idrak etmek gerekir. 
Günde kaç dilim ekmek yenmeli?
Bu kişiden kişiye değişir. Tüketeceğiniz ekmek miktarı, karbonhidrattan gelen enerji miktarının vücutta ne kadar olduğuyla paraleldir. Sağlıklı beslenmeye çalışan bir yapıdaysanız, besininizin yüzde 50-60’ını karbonhidrattan sağlamalısınız. Ama bunu sağlarken meyvede, yoğurtta, sebzede, çok az miktarda da olsa ette, makarna, bulgur ve pilavda da karbonhidrat olduğunu unutmamak lazım. 
Karbonhidrat belirleyicisi sadece ekmek değildir. Diğerlerini gün içinde tüketiyorsanız, ekmeğin gün içinde üç dilime düşmesi gerekir. Hiç makarna tüketmiyorsanız, bunu 6-7 dilime çıkarabilirsiniz. Bireysel özelliklere göre diyet hazırlamak çok önemlidir. 
Makarna şişmanlatır mı? 
Makarna, aldığımız enerjinin yükselmesini sağlayan unsurlar içerir. Un, tuz, su ve yumurtadan yapılan makarnanın şişmanlatması için onu nasıl hazırladığınıza dikkat etmelisiniz. 
Makarnayı haşladığınız suyu döküyor, sosunu hazırlarken tam yağlı bir kıymayı tereyağı ile kavuruyorsanız, üstüne de tam yağlı yoğurt döküp bir tabak yerine dört tabak yiyorsanız makarna şişmanlatır. 
Diyetteyken makarna nasıl pişirilmeli? 
Makarnayı haşladığınız suyu tamamen çekecek ve hiç dökmeyecek şekilde ayarlarsanız, çok güzel bir sebze sosu hazırlarsanız ve az yağlı bir yoğurdu sarımsakla yaparsanız ve sadece bir tabak yerseniz, bu makarna şişmanlatmaz. Bu iki makarna arasında farkı anlayıp ne yediğinizi çok iyi bilmeniz gerekir. 
Gün içinde istediğimiz kadar meyve tüketebilir miyiz?
Meyve, şekerin şekil değiştirmiş, içinde mineral ve vitamin bulunan halidir. Çay şekerini iki molekül olarak alıp içine biraz vitamin ve mineral kattığınızda, kiraz, çilek, karpuz, kavun ya da kiviyi elde edersiniz. Buradaki en önemli faktör, meyvenin ne kadar ne nasıl yeneceğinin bilinmesidir. 
Günde kaç porsiyon meyve kilo aldırmaz? 
Meyveyi, günde dört porsiyonu geçmeyecek şekilde, yemekten iki saat sonra yemelisiniz. Diyabet gibi bir rahatsızlığınız varsa, mutlaka yoğurtla ya da sütle tüketmelisiniz meyveyi. 
Meyvenin zararsız olarak görülüp çok fazla tüketilmesi kilo aldırır. Şeker oranı azaldıkça meyvenin masumiyeti artıyor. Örneğin erik ve vişneyi diyetlerde sınırsız verebiliyoruz. Muz, kavun, incir, üzüm ve duttan uzak duruyoruz. Çünkü bunlar glisemik indeksi yüksek olan meyveler. Tatlı yerine meyve tüketebiliriz, ama ne kadar tükettiğimiz ve ne kadar ihtiyacımız olduğunu bilerek tüketmeliyiz. Örneğin, bir kase muhallebi yerine bir kilo elma yiyorsak bu sakıncalıdır. 
Ara öğün ile abur cubur arasındaki fark nedir?
Abur cubur, yenildiğinde vücudumuza faydası olmayan ve kalori değeri yüksek şeylere verilen addır. Ara öğün ise ana öğünümüze destek olan, ana öğüne tok başlamamıza neden olan ve daha az yememizi sağlayan, genel açlığımızı azaltan şeylerdir. İçinde şeker olan yiyecekler, gazlı içecekler, tatlı, çikolata, kek, pasta gibi beyaz undan yapılmış gıdalar genellikle ülkemizde tercih edile abur cuburlardır. Bunların yerine ara öğünlerde kepekli tost, bir avuç badem, bir kase yoğurt gibi sağlıklı atıştırmalıklar yemek gerekir. 
Kilo vermek için kırmızı eti tamamen bırakmalı mıyız?
Kırmızı eti bırakmak demek, demir ve B12 eksikliğine bağlı olarak oluşan anemiye ve bunun yanı sıra alzheimera yol açmak demektir. Diyetten kırmızı eti çıkarmak, onun yerine geçecek hem besin değeri açısından hem de kalori açısından daha düşük bir ürünü kullanmak demektir. Kırmızı eti haftanın iki günü mutlaka tüketmelisiniz.

Fazla Kilolar Ruh Sağlığınızı Bozmasın

Bazen psikolojik problemler yeme isteğini artırıp beraberinde fazla kiloları getirebilirken, bazı durumlarda da fazla kilolar kişiye stres ve depresyon belirtileri ile geri dönebilir. Kilo problemlerinde diyet ve egzersizin yanında psikolojik destek alınması da önemlidir. 

Memorial Hizmet Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Psk. Sevda Sevimli Yurtseven, depresyon ve kilo problemi ilişkisi hakkında bilgi verdi.

Mutsuzluk çikolata ve hamur işine itebiliyor
Depresyon ve kilo arasında her zaman yakın bir ilişki vardır. Depresyondaki kişiler keyifsizlik ve mutsuzluk problemi yaşar, sosyal hayata katılmak istemez ve enerjisini toplayamaz. Bu durumda kişi hiçbir şeyden zevk alamadığından daha çok yemek yemeye yatırım yapabilir. Bu yatırımda tercihler genellikle mutluluk veren yiyecekler olan çikolata, şekerli ürünler ya da hamur işleridir. Ancak burada geçici bir haz duygusu yaşanır ve tekrar bu yiyeceklere yönelme ve kilo artışı gündeme gelir. Depresyona bir de kilo problemi eklenmiştir. Daha çok depresyon kilo alımına sebep olur ancak kısa sürede kilo kaybı da depresyonda görülebilen bir durumdur.

Görünümünden memnun olmamak da depresyon nedeni olabilir
Beslenmeyi düzenleyememe, tiroit, diyabet, kronik hastalıklar, uzun süre yatak istirahati, genetik yatkınlık, düzensiz yaşam, düzensiz yemek yemeler, hareketsizlik gibi pek çok sebeple alınan kilolar da depresyona sebep olabilir. Beden imajından hoşnut olmama, kendini beğenmeme, kilolu olma sebebiyle etraftan gelen bakışlar, eleştirilere maruz kalma, flört ilişkilerine başlayamama, kendine güvenin azalması durumları ve hayal edilen beden imajında olamama mutsuzluk getirebilir.

Stresten yemeyin
Kendine değer veren kişi bedeni ve ruhsal durumu ile yeterince ilgilenen, kendine iyi bakabilmek için mesai harcayan bir yapıdadır. Duygusal eksiklikler yemekle doldurulmaya çalışıldığında probleme problem eklemekten başka bir sonuca götürmeyecektir. Her streste yemek yemekten geçici haz almalar, uzun vadede daha derin mutsuzluklara yol açabilir. Mutsuzlukların ve duygusal boşlukların çözümü yemek yemek ile gelmeyecektir.

Diyet ve spor kadar psikolojik yardım da önemli
Sürekli diyete başlama, sürdürememe, bırakma, başarısızlık ve hayal kırıklığı döngüsünün tekrar tekrar yaşanması ve vücuda besin alımının ayarlanamaması psikolojik sorunların varlığı ve stres yönetiminin iyi yapılmadığına işarettir. Burada psikolojik destek almak, sorunun kaynağına yönelme, içsel farkındalık kazanma, kısırdöngüyü içsel olarak kırma ve problem davranıştan uzaklaşma için etkili olacaktır. Kilo probleminde, psikolojik destek ile aynı zamanda yapılan, kişiye özel beslenme programının depresyon ve anksiyete bozukluğunda azalmaya yol açtığını ve kilo verme programında daha başarılı olunduğuna dair çalışmalar vardır.

Kilo kontrolünde altta yatan bir psikolojik stres varsa sadece beslenme programı almak başarı oranını düşürür, eş zamanlı terapi görmek fiziksel ve ruhsal sağlığa kavuşmada etkilidir.