Kilo vermek için neyin yerine ne yiyorsun?

Gerçekten kilo vermek istiyorsanız, hangi yiyeceğin yerine hangisini koyarak sağlıklı ve düşük kalorili seçim yapmış olacağınızı bilmelisiniz.

Sağlıklı kilo vermenin en önemli yolu sağlıklı beslenme kurallarını bilmekten geçiyor. Günlük beslenme programımızda dengeli olmak, fazla kalori almamak, spor yapmak hem kilo kontrolü hem de sağlıklı bir beden sağlıyor.
Uzak durmamız gereken ve tüketmemiz gereken yiyecekleri sizin için araştırdık: Beslenme düzenimizi sağlıklı yiyeceklerden oluşturmak için size harika önerilerimiz var…
Bırakmamız gerekenler
*Pastırma, sucuk, sosis
*Yağda kızartılmış köfte
*Kızartılmış hamur işi tatlılar
*Yağda kızartılmış tavuk
Tercih etmemiz gereken pişirme yöntemleri 
*Izgara
*Haşlama
*Buharda pişirme, buğulama
*Fırında pişirme
Seçmemiz gereken yiyecekler 
*Tavuk (derisiz)
*Yağsız kırmızı et
*Balık
*Mercimek, fasulye gibi baklagiller
Kahvaltıda uzak durulması gereken yiyecekler
*Poğaça ve diğer hamur işleri
*Şekerli kahvaltı gevreği
*Reçel ve kaymak
Kahvaltıda tercih etmemiz gerekenler
*Ekmek (Tahıllı kahverengi tam buğdaydan yapılmış)
*Az tuz ve az şekerli kahvaltı gevreği
*Meyve ve meyve salatası
Makarna sosu hazırlarken kullanmamız gerekenler
*Domates
*Çeşitli sebzeler
Makarna sosu hazırlarken kullanmamamız gerekenler
*Krema, tereyağı
*Peynir
Sebzeleri ve salataları tüketirken
*Sebzeleri ve salataları daima sossuz tüketin
*Salatanıza sadece limon ya da sirke ilave edin
Sebzelere ve salatalara eklememeniz gerekenler
*Tereyağı ya da tereyağlı sos
*Yoğun zeytinyağlı soslar
*Mayonez
Karbonhidrat olarak seçmemiz gerekenler
*Kahverengi pirinç ya da bulgur
*Kepekli makarna
*Haşlayarak pişirme
Uzak durmamız gereken karbonhidratlar 
*Beyaz pirinç
*Beyaz makarna
*Haşlanmış patates
*Tereyağı ve krema karıştırılmış püre halinde patates
*Cips
*Kavurarak pişirme
Tatlı olarak tercih etmemiz gerekenler
*Az şekerli sütlü tatlılar
*Kuru ve taze meyveler (Miktarlara dikkat!)
*Taze sıkılmış meyve suları
*Çok az balla tatlandırılmış meyve salatası
Uzak durulacak tatlılar
*Şerbetli tatlılar
*Her türlü pasta, kek, kurabiye
Yeme alışkanlıklarınızda yapmanız gereken küçük değişiklikler
*Restorannda yemeğiniz gelmeden önce masaya ekmek almayın.
*Tatlınızı yanınızdaki arkadaşınızla paylaşın.
*Sağlıklı tatlı yemek istiyorsanız taze meyve salatasını tercih edin.
*Yediğinizin meyve değil de illa ki tatlı olmasını istiyorsanız, meyveden yapılmış bir tatlıyı seçin.
*Sandviç seçimlerinizi beyaz ekmek yerine tahıllı ekmekle yapın. Kaşar yerine yağsız beyaz peynirle hazırlamayı tercih edin.
*Dışarıda yediğiniz et, köfte türü yiyeceklerin yanına patates cipsi almak yerine salata yemeyi tercih edin.
*Makarna sosu için hazır paketleri tercih etmek yerine evde kendiniz sos hazırlayın.
*Atıştırmak için cips yerine kurutulmuş meyveler ile taze meyveleri tercih edin.
*Süt ve yoğurdun tam yağlı olanını değil, az yağlı ya da yağsız olanını tercih edin.
*Hazır meyveli yoğurt almak yerine, sade yoğurt alıp evde kendiniz meyve ilave edin.

Kilo Vermek İçin Kestirmeden Gitmeyin!

Yaz mevsimi için geri sayım başlarken Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, son dakika diyetlerine başvurarak hızla kilo vermeye çalışanları uyardı: “Modaya uyup hızlı kilo vermek için panik yapmayın. Önce yol haritanızı oluşturun, kestirme yollara başvurup sağlığınızı tehlikeye atmayın!”

Özellikle mevsim geçişlerinde hızlı kilo verme telaşının yaşandığını hatırlatan Gürhan, kilo vermenin bir süreç olduğunu bu yüzden sağlıklı bir beslenme programı ve hayat disiplinini uygulamaya şimdiden başlamanın önemine dikkat çekti. Bu süreçte tek rehberin de diyetisyenler olması gerektiğini vurgulayan Nil Şahin Gürhan, “Kilo vermek için formül aslında belli. Sağlıklı ve ölçülü beslenin, kendi beslenme düzeninizi oluşturun, hareket edin ve bol su için.”

Yaza İnce Girmenin İlk Adımı Karar Vermek!

Kilo vermede önceliğin karar aşaması olduğunu da hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, yaza daha ince girmek isteyenlere şu uzman tavsiyelerinde bulundu…

• Az ve Sık Beslenin: Hem metabolizmanız sürekli canlı olur, yavaşlamaz hem de kan şekeriniz dengede kalır.
• Su İçin: Su yaşamın başlangıcıdır ve yaşamın devam ettirilmesi için gereklidir. Günde 8–15 su bardağı su içmelisiniz.
• Etlerin Görünür Yağlarını Yemeyin: Etlerin görünür yağları doymuş yağ ve kolesterolden zengindir. Kalp sağlığını tehdit eder. Kilo vermenizi zorlaştırır, kilo almanıza neden olur.
• Kırmızı Et Tüketin: Kırmızı et demirin en iyi kaynağıdır. Kanda demir değeriniz düşmesi, hayat enerjinizi düşürür. Bu nedenle haftada en az 1–2 kez kırmızı et tüketin.
• Haftada 2-3 Kez Balık Tüketin: Balık içerdiği omega-3 yağları ile kalp sağlığını korur, bilişsel işlevi güçlendir, metabolizma hızınızı yükseltir. Kişinin günlük omega-3 ihtiyacını karşılayabilmesi için haftada 2-3 kez balık tüketmesi gerekir.
• Günde 2-3 Bardak Süt İçin: Süt besinsel kaynaklar içerisinde en iyi kalsiyum kaynağıdır. Günde 2–3 su bardağı süt ve 1–2 dilim peynir tüketmelisiniz.
• Tahılları Hayatınızdan Çıkarmayın: Sağlıklı bir şekilde yaşam sürdürebilmek için günde 5–7 porsiyon ekmek, pirinç, makarna gibi tahıl ürünleri tüketmelisiniz.
• Tam Tahıl Tercih Edin: Tam tahıl ürünleri içerdikleri posa nedeni ile en sağlıklı tahıl grubunu oluşturur. Beyaz ekmek yerine tam tahıl ekmeklerini, beyaz pirinç yerine kahverengi pirinci tercih etmeniz yaşam kalitenizi yükseltmekle kalmaz, kilo kontrolünde de başarılı olmanızı sağlar.
• Haftada 2 Kez Kuru Baklagil Tüketin: Kuru baklagiller posa ve B vitamini yönünden zengindir. Kan kolesterolünün ve kan şekerinin de dengelenmesinde etkin rol oynayan bu grup, beslenme düzeninizde haftada 2 defa olmalıdır.
• Her Gün Çiğ Sebze Tüketin: Çiğ sebzeler içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidanlar ile beslenmemizde çok önemli bir yere sahiptir.
• Tatlı İhtiyacınızı Mevsim Meyvelerinden Karşılayın: Yemek yedikten sonra veya ara öğünlerde fındık, fıstık, badem ile taze meyve tüketmek tatlı ihtiyacını karşılar ve beslenmenizin sağlık değerini yükseltir. Metabolizmanızın hızlanmasında etkili olur.

Bu da yeni çıkan zayıflama yöntemi

Ünlülerin de favorisi haline geldi…
Duydukları her diyet programını büyük bir titizlikle uygulayan Hollywood yıldızlarının son favorilerinden biri “metabolik balans” isimli bir yöntem oldu. Aralarında Beyonce Knowles, Madonna, Eva Longoria, Jennifer Lopez ve Jessica Simpson’ın da bulunduğu birçok yıldız, bu kişiye özel diyet programı sayesinde ideal kilolarına ulaştı.
Bir diyet programından çok kilo düzenleyici bir metabolizma programı olarak anılan ‘metabolik balans’, tüm dünyaya Almanya’dan yayıldı. Kilo almak isteyenler tarafından da uygulanabilen metod, kişinin ihtiyacı olan besinleri alması esasına dayanıyor. Günde az ve sık sık değil üç öğün beslenmeyi amaçlayan metabolik balansta; tek tip protein tüketilmesi önem taşıyor.
Bu yöntemi uygulayanların günde en az 2 litre su içmesi ve yine günde en az 8 saat uyuması çok önemli. Öğünlerin arasında 5 saatlik molalar verdiren metabolik balansın beslenme programında; akşam saat 21.00’den sonra kesinlikle bir şey tüketilmiyor. Yöntem, toplam 4 aşamalık programlardan oluşuyor.
UZMAN GÖRÜŞÜ
Uzmanlar; hamileler, epilepsi hastaları ile böbrek rahatsızlığı olanlara bu yöntemi önermiyor. Programın yaratıcısı Dr. Wolf Eckhart Funfuck ise metabolik balansla tansiyon ve diyabeti önlediğini söylüyor.
Sabah

Göbek eriten diyetler

Özellikle göbek bölgenizdeki yağları eritmenize yardımcı olacak besinlerden oluşan bu diyetlerle kısa sürede fazlalıklarınızdan kurtulabilirsiniz.

1- Sebze Diyeti
½ simit, çay ya da kahveden oluşan kahvaltının ardından, öğlen yiyeceğiniz sebze salatası, akşam ise yağsız beyaz et ve1 kase salata, göbeğinizdeki fazlalıkların azalmasını sağlıyor.

2- Yağsız Yoğurt Diyeti
Her gün yenilen 4 su bardağı yağsız yoğurt, göbek bölgesindeki yağları yüzde 81 oranında azaltıyor. Yaptığınız diyete uygun olarak 4 su bardağı yağsız yoğurt da yiyebilirsiniz.

3- Düz Karın Diyeti
Güne iyi bir kahvaltı yaparak başlayacağınız bu diyette günde 3 öğün, bol protein içeren yemekler yemelisiniz. Tavuk, kahverengi pirinç gibi tam tahıllar, bol sebze ve salatadan oluşan öğünlerin yanında gün içinde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmek de gerekiyor. Güne başlarken bir bardak sıcak suya sıkılmış limon suyu ve gün içinde en az 6-8 bardak su içmek de göbeğinizin erimesine yardımcı oluyor.

4- Kuru Meyve Diyeti
Kahvaltıda, 4 adet kayısı, bir adet C vitamini içeren meyve; ara öğünde, 3 adet diyet bisküvi ile yapacağınız bu diyette öğle yemeklerinde ise ızgara tavuk ya da balık yanında bol bol yeşillikli salata tüketebilirsiniz.

Akşam yemeği yemeden önce tüketeceğiniz iki ara öğününüzde ise 4 adet badem ve 1 adet yeşil elmaya yer verebilirsiniz. Akşamları ıspanak yemeği ve 3 dilim tam buğday ekmek yiyebilirsiniz. Yatmadan önce ılık su içine sıkılmış yarım limonlu su ile 4 adet badem, 4 adet fındık içi sizi bölgesel fazlalıklarınızdan kurtaracaktır.

5- Enginar Diyeti
3 adet enginar, 2 avuç marul, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 2 yemek kaşığı portakal suyu, 1 yemek kaşığı elma sirkesi, 2 yemek kaşığı enginar suyu sosunun katılması ile yapılan enginar salatası göbeğini eritmek isteyenler için iyi bir alternatif oluyor. Enginar salatası ile besleyeceğiniz öğünler lezzetli ve kilo verdiren bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.

6- Diyet Listesi
Göbek eriten diyetlerde yapmanız gereken en önemli şey kahvaltı öğününü aksatmamak ve yağ oranı düşük yoğurt tüketmektir. Tam tahıllı yulaf ekmeği, peynir, domates, haşlanmış yumurta gibi karbonhidrat ve protein bakımından zengin bir menü ile kahvaltınızı yapın. Siyah çay yerine yeşil çayı tercih etmeniz ve şekersiz olarak tüketmeniz antioksidan özelliği gösterecektir. Aynı zamanda kahvaltınıza salatalık, biber gibi sebzeleri de dahil edebilirsiniz.

Öğle öğünlerinde az ekmek kullanarak içeceğiniz yayla çorbası, mercimek ya da sebze çorbası ve sebze salatalarını tercih edebilirsiniz.

Tavuk eti, 1 kase yoğurt, sebze salataları ve kepekli ekmek ile başlayacağınız akşam yemeklerinde, kuru tahıllar, az yağlı sebze yemekleri, taze balık çeşitleri ve yağsız daha eti tüketebilirsiniz.

Ara öğünlerinizde ise bir elma, bir kase çilek, bir muz, bir incir, mandalina ya da taze sıkılmış bir meyve suyu, az yağlı yoğurt, havuç ya da birkaç domates tercih edebilirsiniz.

Diyet yapmadan fazla kilolardan kurtulmanın 12 yolu!

Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli’ beslenmek! Üstelik aç kalmadan ve sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!

Fazla kilolarınızdan kurtulmanın vakti geldi! Siz de fit bir vücudun hayalini kuruyor, ancak diyetlerle bir türlü baş edemiyor musunuz? Telaşlanmayın, çünkü ideal kilonuza kavuşmanız için ağır ve sıkıcı diyetlere ihtiyacınız olmayacak. Fit bir vücut için yapmanız gereken tek şey; ‘yeterli’ ve ‘dengeli” beslenmek! Üstelik aç kalmadan, sıkıcı listelere bağlı yaşamadan!

Büyük şehirlerde yaşamanın en büyük dezavantajlarından biri, yoğun iş hayatı ve günlük koşuşturmalar nedeniyle düzensiz beslenmek zorunda kalmanız. Hemen hemen herkes sabahları kahvaltısını ayakta atıştırıyor, gündüz tabağındaki besinleri hızla tüketiyor, akşam öğününü de neredeyse yatma vaktine yakın yiyebiliyor. Bunun faturasını da hızla aldığınız kilolar ile ödemek zorunda kalıyorsunuz. Fazla kilolarınızdan kurtulup fit bir vücuda sahip olabilmeniz için başladığınız diyetleri de genellikle düzensiz yaşantınız ya da aynı besinleri yemekten sıkılıp iradenize yenik düşerek yarım bırakıyorsunuz. Büyük bir irade örneği gösterip diyetlerine devam ederek fazla kilolarından kurtulanlarımız da bir süre sonra eski beslenme düzenine dönüyor, verdiği kiloları fazlasıyla geri alıyorlar. Aslında fazla kilolarınızdan kurtulmak ve ideal kilonuzu ömür boyu korumak için ‘diyet’ yapmanıza hiç gerek yok! Sadece ‘yeterli’ ve ‘dengeli’ beslenerek, yani kendinize yeni bir beslenme programı oluşturarak ömür boyu ideal kilonuzu korumanız mümkün. Üstelik aç kalmadan, en önemlisi de hiçbir besin kısıtlamasına girmeden! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Cirit, fazla kilolardan kurtulmak için neler yapmak ve nelerden kaçınmak gerektiğini anlatıyor:

1-Besinleri yavaş çiğneyin
Zamanınız olmasa bile tabaktaki yemekleri hızlı yemekten vazgeçin. Ana öğünleriniz en az 15 – 20 dakika sürmeli. Çünkü beynin ‘tokum’ sinyalini vermesi için yaklaşık bu kadar süreye ihtiyacı var. Eğer besinleri hızlı çiğnerseniz kontrolünüzü yitirerek bu süre içinde daha fazla yemek tüketme riskiyle karşı karşıya kalırsınız.

2-Her öğünden önce su için
Her gün 1.5 – 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. Gün içinde düzenli olarak tüketeceğiniz su metabolizmanızı hızlandırmak gibi önemli bir işlev üstleniyor. Ancak bu özelliğinden faydalanmak için suyu gün içine yayarak içmeniz şart. Eğer akşam su içmediğinizi fark edip bolca tüketmeye kalkarsanız, sık sık tuvalete gitmek dışında hiçbir değişiklik sağlayamazsınız. Bu nedenle her öğün öncesinde bir bardak su içmelisiniz. Böylece hem açlık hissinizi azaltarak gereksiz atıştırmalardan korunmuş, hem de günde en az 6 bardak su içmeyi garantilemiş olursunuz. Yemek yerken su tüketiminden ise kaçının, aksi halde mide hacmini artırmış olursunuz ki bu da daha fazla besin tüketmeniz anlamına geliyor. Yemekten sonra su içmek için en az 1 – 1.5 saat geçmiş olmalı. Çünkü mide boş iken su, doğrudan bağırsaklara karışıyor ama besinle karıştığında mideyi genişletmekten başka bir işlev üstlenmiyor.

3-Sebzeye ağırlık verin
Ana öğünlerinizden birinin mutlaka sebze ağırlıklı olmasına dikkat edin. Böylelikle hem bağırsakların daha hızlı çalışmasını sağlar, hem de daha az kalorili bir menüye sahip olursunuz. Örneğin ana öğününüzde et ve makarna yerseniz sebzeden çok daha fazla enerji alabilirsiniz. Ancak sebzeler bir porsiyon ete göre neredeyse dörtte biri kadar enerjiye sahip olsalarda, hemen hemen aynı derecede tokluk sağlarlar. Örneğin etin sindirimi 3 – 4 saat sürüyorsa, sebzenin sindirimi 2 saat kadar sürer. Fakat sebzeyi bir dilim ekmekle desteklerseniz, etli menü kadar uzun süre tok kalabilirsiniz. Bu nedenle gün içinde minimum 2 -3 porsiyon sebze, yine aynı oranda meyve almayı alışkanlık haline getirin.

4-Porsiyonlarınızı küçültün
Meyvede bir porsiyon derken, aklınıza dolu bir tabak gelmesin. Bir porsiyonun 50 kalori olduğu, bunu da yarım muz, büyük bir mandalina, küçük bir elma veya ayvanın dörtte biri ile alabileceğiniz belirtiliyor. Sebzelerde de, 4 yemek kaşığı bir porsiyona karşılık geliyor.

5-Tatlılara ‘ambargo’ koyun!
Gün içinde yeteri kadar karbonhidrat tüketmediğinizde enerji ihtiyacınızı karşılayamıyorsunuz. Bunun sonucunda da beyniniz size ‘tatlı’ yemenizi emrediyor. Siz de ‘krizim tuttu’ diyerek tatlılara saldırmaya başlıyorsunuz. Oysa tatlı ihtiyacınızı önlemenin tek yolu düzenli beslenmek ve enerjiyi dengeli bir şekilde almaktan geçiyor! Şeker gibi basit karbonhidrat grubunda yer alan besinleri haftada 1, en fazla 2 kere tüketmeniz öneriliyor. Çünkü tatlı yediğinizde 300 -350 gibi yüksek bir kalori alırsınız ama kan şekeriniz hızla yükselip tekrar düştüğü için yarım saat sonra tekrar acıkırsınız. Bunun aksine bol peynirli kepekli sandviç yerseniz neredeyse 3 saat boyunca tok kalabilirsiniz. Gün içinde 2 – 3 porsiyon meyve yediğinizde de tatlı krizinin önüne geçebilirsiniz. Eğer canınız tatlı çok çektiyse, baklava ve şekerpare gibi kalorisi bol tatlılar yerine, daha az kalori içeren sütlü tatlıları tercih edin.

6- Çeşitli beslenin!
Besinleri sadece kalori veren maddeler olarak düşünmeyin. Vücudunuzun iyi enerji harcaması, günlük işlerini yerine getirebilmesi ve aynı zamanda sağlıklı olarak hayatına devam edebilmesi için ihtiyacı olan besin öğelerini size gıdalar verir. Tüm besin öğelerini içinde bulunduran tek bir besin olmadığı gibi aynı besin grubunda yer alan besinlerin de içeriği farklılık gösterir. Kilo vermeye de çalışsanız, kilonuzu korumaya da çalışsanız çeşitli beslenmeyi ihmal etmemelisiniz.

Bunları yapmayın!  

1-Yağları ‘yasak’ listesine almayın
Kilo vermek uğruna yağdan vazgeçmeyin. Çünkü yağlar sindirimi en uzun süren grup oldukları için yemeklere ilave etmezseniz tokluk süreniz kısalır, siz de kendinizi yine sofra başında bulabilirsiniz.  Fakat çok hareketli bir yaşantınız yoksa, et, peynir ve yoğurt tüketirken zaten vücudunuzun ihtiyacı kadar aldığınız için doymuş, yani katı yağlardan kaçının. Gün içinde yemeklere katacağınız sıvı yağ miktarı 4 – 5 tatlı kaşığını geçmemeli. Bunun için de 4 – 5 su bardağı ile yapacağınız çorbaya yarım yemek kaşığı, bir kiloluk sebze yemeğine de yarım çay bardağı, salatalara da 1 tatlı kaşığı kadar sıvı yağ eklemeniz yeterli gelecektir.

2-Karbonhidrattan vazgeçmeyin
Kilo vermeye karar verdiğinizde çoğunuzun yaptığı ilk şey, ‘karbonhidratlı besinleri sofradan kaldırmak oluyor. Oysa hem yeterli beslenmek hem de midenizin tok kalması için günlük enerji ihtiyacınızın yüzde 50 – 60’ını karbonhidrat kaynaklı besinlerden sağlamanız şart. Bu da günde 300 – 350 gr karbonhidrat anlamına geliyor. Diyelim ki et ve yanında da bolca salata yediniz. Karbonhidrat içeren besin tüketmezseniz vücudunuz ihtiyaç duyduğu ‘enerjiyi’ alamadığı için 1 – 1.5 saat sonra acıkmaya başlarsınız. Bunun aksine yanında karbonhidrat içeren bir besin tüketirseniz en az 2 – 2.5 saat tok kalır, bu sayede bir sonraki öğüne kadar gereksiz şeyler atıştırmazsınız. Dolayısıyla her öğünde karbonhidrat içeren besinlere mutlaka yer verin. Ancak seçiminiz kan şekerini hızla yükseltmedikleri için lif içerenlerden yana olmalı. Örneğin pilav ya da patates yerine, sindirimleri nispeten daha uzun süren, böylece kan şekerini hızla yükseltmeyen kepek ekmeğini, tam buğday makarnasını, kuru baklagilleri veya bulgur pilavını tercih etmenizde fayda var. Tabii her öğünde karbonhidrat içeren besinleri 3 – 4 yemek kaşığını geçmeyecek miktarda yemeniz gerektiğini de unutmayın!

3-Öğün atlamayın
Zayıflamanın öğün atlamaktan geçtiği yolundaki hatalı bilgilerle hareket etmeyin. Çünkü aç kaldığınızda vücudunuz bunu bir tehdit olarak algılıyor ve ihtiyaç duyulan enerjiyi yağ dokusundan almaya başlıyor. Fakat vücut uzun süre açlıktan sonra yağ deposundan sağlanan bu enerjiyi, öğün tüketilmesi ile beraber besinlerle gelen enerjiyi tekrar yağ dokusuna geri gönderiyor, hem de fazlasıyla. Bu da kilo verememenize, hatta kilo almanıza yol açıyor! Dolayısıyla kahvaltıyı uyandıktan sonra en geç 1 saat içinde yapmalı ve sonraki öğünleri 2 – 4 saat sonra olacak şekilde planlamalısınız. Bunun için her gün 3’ü ana öğün olmak üzere günde en az 5 – 6 kez beslenmelisiniz. İsterseniz, ara öğün sayısını 4’e bile çıkarabilirsiniz. Bu sayıyı kahvaltı saatinize göre belirleyebilirsiniz. Örneğin kahvaltınızı saat 7.00’de yapıyorsanız, ana öğünden önce mutlaka bir ara öğününüz olmalı. Ancak sofraya saat 10.00 gibi oturuyorsanız, bu durumda 2 – 3 saat sonra öğle yemeğine geçebilirsiniz.

4-Sofraya geç saatlerde oturmayın
Yoğun iş temposu nedeniyle bunu başarmak pek kolay olmasa da akşam yemeğini çok geç saatlere bırakmamaya çalışın. Akşam saat 19.00 gibi sofraya oturabiliyorsanız, çok şanslısınız. Ancak bu mümkün değilse ve diyelim ki saat 24.00’te yatağa gireceksiniz, hiç olmazsa yatmadan en az 4 saat önce akşam öğününü tamamlayın ki hareketsiz kaldığınız için kaloriler vücudunuzda depolanmasın.  Akşam yemeğinde ağır yemekler yerine kalorisi az ve sindirimi kolay hafif yemekleri tercih edin! Eğer geç kalmışsanız, akşam yemeğini atlamayı bir çözüm olarak da görmeyin. Çünkü öğünü tamamen atlarsanız yetersiz beslenmiş olur ve vücudunuz uzun süre aç kalacağı için bazal metabolizmanızın hızının düşmesine yol açabilirsiniz.

5-Kızartmayın, haşlayın
Fazla kilolarınızdan kurtulmak için besinlerinizi pişirme şekline de dikkat etmelisiniz. Kızartmaları ayda bir veya iki kez ile sınırlamalı, bunun yerine haşlama veya fırında pişirme şekillerini tercih etmelisiniz. Eğer patates kızartmasını çok veriyorsanız, baharatlandırarak fırında elma patates şeklinde hazırlayabilirsiniz.

6-Proteini abartmayın
Protein tüketiminde aşırıya kaçmayın. Çünkü bol protein almak aynı zamanda ‘yağlı’ beslenmek anlamına geliyor. Çok yağlı beslenmek de metabolizmanın hızlı çalışmasına engel oluyor. Bu nedenle günlük besin ihtiyacınızın sadece yüzde 18’inin proteinden oluşmasına özen gösterin. Fazla protein alımının böbrekleri yorduğunu da unutmayın.

Kaynak: HT hayat

Yağ yakan 6 kolay ara öğün

Günde 4 saatten uzun süre aç kalmak kan şekerimizi düşürdüğünden ötürü metabolizmamızın yavaşlamasına sebep oluyor. Bu nedenle çok sık olmasa da ara öğün tüketmemiz gerekiyor. Sağlık açısından tüketmemiz gereken ara öğünleri yanlış seçmemiz de ulaşmak istediğimiz sonucun aksine daha çok kilo almamıza yol açabilir. 

Sağlıklı ve dengeli bir ara öğün; kişinin sağlık durumu ve vücut ağırlığına göre 150-250 kalori arasında olmalıdır. Protein içerikli ara öğünler metabolizmayı hızlandırarak yağ yakılmasına da yardımcı olur. Diyetisyen Gizem Şeber yağ yakan altı kolay ara öğünü açıklıyor.

Lor peynirli avokado: Avokadoyu ortadan ikiye bölün ve çekirdeğini çıkarın. İçerisine lor peyniri doldurun. İsterseniz 5-10 dakika fırına verin isterseniz ısıtmadan tüketin. 200 kalorilik bu ara öğünde 9 gram protein 7 gram lif tüketmiş olacaksınız. Avokado, içerdiği sağlıklı yağlar ile vücutta yağ yakılmasını desteklediği gibi yanında tüketildiği besinin vücutta kullanılma oranını arttırır.

Haşlanmış yumurta ve kepekli grisini: Yumurta hem sarısı hem de beyazı nedeniyle çok kıymetli bir besindir. Sarısı içerdiği B vitaminleri ile metabolizmanın daha iyi çalışmasına yardımcı olur, beyazı ise yüzde yüz protein içerdiğinden ötürü metabolizmayı hızlandırır. İki adet kepekli grisini ile tüketeceğiniz haşlanmış yumurta sadece 140 kalori. Ne kadar uzun süre tok kalacağınıza siz bile şaşıracaksınız.

Ton balıklı tapas: 80 gramlık ton balığının yağını süzün ve üzerine yarım limon sıkın. Pul biber ve karabiber ilave ederek ezerek karıştırın. 2 adet krakerin üzerine eşit olarak paylaştırın ve tapaslarınızın tadını çıkarın. İçerdiği omega-3’ün kendinizi daha mutlu ve enerjik hissetmenize yardımcı olacağı biliniyor. Ayrıca omega-3’ün kilo vermeyi kolaylaştırdığı bilimsel çalışmalar ile kanıtlandı. 200 kalorinin altındaki bu ara öğün ile 10 gramdan daha fazla kaliteli protein alacaksınız.

Menemen ve 1 dilim tahıllı ekmek: Bir tatlı kaşığı zeytinyağına 1 adet soğan, 2 adet biber ve 1 domates ile menemen içi hazırlayın, karışım hazır olduğunda 1 adet yumurta kırarak pişirin. Bir dilim tahıl ekmeği ile tüketin. 210 kalorilik ara öğününüz size 8 gram protein sağlayacak. Lezzetli olduğu kadar sağlıklı olan bu ara öğünün tok tutma süresi de oldukça uzun.

Hindi fümeli dürüm: Yarım adet tam tahıllı lavaşa bir dilim hindi füme ve bolca maydanoz ve dereotu koyarak hazırlayacağınız ara öğün iki yüz kalorinin altında ve yağsız protein içeriği ile metabolizmanızı hızlandırma konusunda size destekçi. Tam tahıllı lavaş ile aldığınız kaliteli karbonhidratta güne daha rahat ve enerjik devam etmenizi sağlayacak.

Yeşil çaylı milk-shake: 1 su bardağı badem sütüne ½ su bardağı soğuk su ve 1 tatlı kaşığı matcha çayı ilave edin ve iyice karıştırın. Matcha çayı, bir yeşil çay çeşididir ve yüksek oranda antioksidan içerir. Badem sütü de hem hafif hem de farklı bir lezzete merhaba demenizi sağlayacaktır. Kalori 200’ün yine altında ve günlük antioksidan ihtiyacınızın neredeyse hepsini karşılıyor.

“Göbek” Kalbi Vuruyor!

Pek çok hastalık, göbek yağlanması ve obezite sonucu ortaya çıkıyor. Bu nedenle obeziteye yol açan beslenme yanlışlarının da değiştirilmesi gerekiyor. 

Gıda çeşitliliğinin sağlıklı beslenme için önemli olduğu düşüncesiyle her besinden bol miktarda yemek, kişiye yarar yerine zarar getirebiliyor. Bunun için kişiye uygun beslenme tarzının benimsenmesi, altın kural olarak gösteriliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Kani Gemici, ideal kiloyu korumak ve kalp hastası olmamak için kişiye özel sağlıklı beslenme kuralları hakkında bilgi verdi.

Göbekteki Yağlanma Hastalıklara Davet Çıkarıyor

Hipertansiyon, kalp hastalıkları, metabolik hastalıklar, insülin direnci, diyabet, ortopedik problemler, diz ve eklem hastalıkları, bel fıtıkları ile kanser gibi hastalıklar, aşırı kilolar sonucu ortaya çıkan başlıca sağlık sorunlarıdır. Kişiyi obeziteye götüren v/ 104e göbekte başlayan yağlanma, vücuttaki bütün hastalıkların başlangıç noktası gibidir. Bu hastalıkların yanı sıra; kalp hastalıkları oluşma riski, kilolu olan kişilerde kilolu olmayan kişilere göre 3-4 kat daha yüksektir.

Bel Çevrenizle Göğüs Çevreniz Eşitse Dikkat!

Aşırı kiloların en önemli göstergesi, göbek ve bel çevresinin genişlemesidir. Bel çevresinin; kadınlarda 83, erkeklerde ise 92 santimetreyi geçmesi, obezitenin işaretidir. Ancak obezite sınırına ulaşmamak için yalnızca rakamları takip etmek yeterli değildir. Çünkü aşırı kilo tehlikesi ile karşı karşıya kalmadan, kişinin vücut ağırlığının artışını gözlemlemesi çok önemlidir. Bunun için alınması gereken önlemlerin başında, kişinin belirli aralıklarla kendini boy aynasında izlemesidir. Ayna karşısındaki görüntüde, bel çevresi ile göğüs genişliği eşitlenmişse, kilo sorunu başlamış demektir.

Sağlıklı Bir Kalp İçin…

Yanlış beslenme alışkanlıkları yüzünden sağlıksız gıdalar tüketen çocuklar, ileri yaşta bilgisayar başında sürekli yemek yiyen insanlar haline gelmektedir. Özellikle atıştırmalık olarak yenilen içerisindeki katkı maddesi ve yağ oranı yüksek yiyecekler, çocukların erişkin çağına geldiklerinde ciddi kilo sorunları yaşamalarına ve metabolizmanın yıllar içerisinde bozulmasına neden olmaktadır. Bu nedenle sorunlara erken yaşta müdahale edilmelidir.

Tıka Basa Değil Tadımlık Yiyin

Acıkmadan yemek, 5-6 çeşit yemekle tabağı doldurmak, her sebzeden ve meyveden bol miktarda yemek sağlık açısından zararlıdır. Çünkü her gıda her insanın yapısına uygun değildir. Sebze ve meyvelerin her çeşidi tadımlık olarak tüketilebilir; ancak hepsinden bol miktarda yenilecek diye bir kural yoktur.

Vücudunuza Rahatsızlık Veren Besinleri Tüketmeyi Bırakın

Coğrafi durumlar, yaş grupları, genetik yapılar, kan grupları beslenme şekillerinin oluşturulmasında önemli kriterlerdir. Örneğin; çölde yaşayan bir kişi için belki de en uygun olan et deve etidir, balık da deniz kenarında oturanlar için en sağlıklı besindir. Çok sağlıklı bir besin olan domates, birçok kişi için yenildiğinde rahatsızlık vericidir ya da yoğurt bazılarında sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir. Kişi, aldığı bir gıdaya vücudunun verdiği tepkiyi rahatlıkla ölçebilir; yaptırdığı testlerle birlikte iyi bir gözlemle, kendisi için en sağlıklı olan beslenme şeklini belirleyebilir.

Tüm Meyvelerin Suyunu Bir Bardakta Toplamayın

“Karışık meyve suyu” adı altında, birkaç çeşit meyveyi bir araya getirerek suyunu sıkıp içmek de vücuda yarar yerine zarar getirir. Çünkü çeşitli meyvelerden oluşan karışım, mide ve bağırsak sistemi açısından olumsuz etki yapabilir. Meyve suyu tüketiminin dışında, birkaç çeşit meyvenin bir arada yenilmesi de doğru değildir. Kişi, hangi meyveyi yediğinde ya da hangi meyvenin suyunu içtiğinde kendini iyi hissediyor, ferahlıyor ve herhangi bir sorun yaşamıyorsa onu tüketmelidir.

Sahanda Yumurtayı Sade Yiyin

Beslenme alışkanlıklarınız içinde etin yeri mutlaka olmalıdır. Ancak et tüketirken sağlıklı olmasının yanında, kişi için uygun olan et türünün tercih edilmesi de önemlidir. Yararlı Izgara tabağı adı altında karışık et tüketimi de, sağlık açısından kabul edilemez bir beslenme şeklidir. Vücut bir süre sonra bu yanlış beslenmeye teslim olsa da bunun getirdiği sağlık sorunları hayatın bir döneminde ortaya çıkacaktır. Bunun için; özellikle etle ekmek bir arada yenmemeli, peynirli ve sucuklu yumurta gibi menüler sofrada asla bulunmamalıdır. Eğer sahanda yumurta yenilecekse, haftada 1- 2 kez kaliteli bir tereyağında sade olarak tüketilebilir.

Adet öncesi sendromu’na karşı dengeli beslenme

Kadınların çoğunun ortak sorunu adet öncesinde yaşanan farklı sorunlar. Gerginlik, halsizlik, aşırı iştah gibi sorunlar kadınların hayatını kabusa çevirebilir. 

KadıköyŞifa Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı – Dyt. Rabia Yurdagül Adet Sendromu hakkında bilgi veriyor ve dengeli beslenme ile şikayetleri nasıl azaltabileceğinizi anlatıyor.

Adet Öncesi Sendromu (Premenstrual sendrom, PMS), kadınlarda regl öncesi dönemde başlayıp ruhsal ya da fiziksel birtakım belirtilerle kendini gösteren ve reglin başlamasından bir hafta kadar önce ortaya çıkarak reglin bitiminden bir kaç gün sonra kaybolan durumu ifade eder. Karın bölgesinde şişkinlik, ağırlık artışı, iştah artışı, sık yeme ihtiyacı, tatlıya düşkünlük, cilt bozukluğu, uyku sorunları, göğüslerde hassasiyet, bel ağrısı, kabızlık, baş ağrısı, çarpıntı, duygusal dalgalanmalar, olumsuz düşünceler, depresyon hali, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, kendine güvenin azalması, gerginlik, kızgınlık ve öfke hali, seksüel isteklerde değişiklik gibi fizyolojik ve psikolojik birtakım belirtiler gözlemlenir.

Nedeni tam olarak belli olmamakla birlikte, genelde mineral ve vitamin yetersizlikleri, hormonal dengesizlikler, (progesteron yetmezliği ve diğer hormonal değişimler), kan şekerinin düşük olması, vücutta aşırı sıvı tutulumu, beyindeki bazı kimyasal ileticiler, bastırılmış cinsel arzu, psikolojik nedenler üzerinde durulmaktadır.

Regl öncesi döneminde genellikle aldatıcı bir kilo artışı görülür; ancak bu gerçek bir yağ artışı değildir. Bu durum östrojen ve progesteron hormonlarının dengelerindeki değişiklikler sonucu vücutta biriken ödemden kaynaklanır. Yine hormonal değişimler nedeniyle bağırsak sisteminin çalışma düzenindeki değişiklikler kabızlığın görülmesine neden olur ve kabızlıkta şişkinlik hissi yaratarak ağırlıkta artışın olduğunu düşündürür.

Regl dönemi biter bitmez, bağırsakların tekrar normal hızda çalışması sonucu, kabızlık sona erer ve hormonların normal dengeye ulaşmasıyla birlikte vücutta biriken sıvının atılmasıyla beraber kiloda normale döner.

Ancak regl döneminin başlangıcından birkaç gün önce, değişen iştah durumu kontrol altına alınmayıp vücudun ihtiyacından fazla enerji alınması ağırlık artışı ihtimalini yükseltir.

Regl dönemi öncesi çikolata ve bunun gibi tatlı, şekerli yiyeceklerin yenilmek istenmesinin nedeni, östrojen hormonunun vücutta dolaşımının azalmasıdır. Östrojen kadınlar için uyarıcı bir hormondur, vücuttaki seratonin, noradrenalin ve endorfin hormonlarının üretimini artırır. Östrojen azalmasıyla, kan şekerindeki düşme eğilimi artar dolayısıyla bu durum iştah metabolizmasının uyarılmasına neden olur ve sürekli tatlı yeme ihtiyacı hissedilir. Bu nedenle, özellikle bu dönemde az ve sık aralıklarla beslenmek ve glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmek oldukça önemlidir.

Dyt. Rabia Yurdagül

İştahının artışının nedeni, vücutta progesteron seviyesinin artması sonucu metabolizma hızında artış görülmesi ve beyne daha fazla kaloriye ihtiyaç duyulduğunun sinyallerini gönderilmesi sonucu vücudun daha fazla kalori alma isteğinin oluşmasıdır.

Vücudun su tutmasının nedeni; bazı araştırmalara göre, östrojen hormonunun vücutta tuzu tutması ve bu durum sonucu vücudun tuz seviyesini normal ve sağlıklı düzeyde tutabilmek için suyu yapısında toplamasıdır. Bazı çalışmalarda ise vücuttaki suyun korunmasında rolü olan vitamin ve minerallerin eksik olması sonucu bu dönemde hassasiyetin arttığı belirtilmektedir. Ödemler genellikle karın bölgesi, göğüsler ve yüz çevresin olmaktadır.

Beslenme;
1. Kan şekeri dengesinin sağlaması için ana ve ara öğün düzenine dikkat edilerek azar azar ve sık sık beslenilmeli.
2. Karbonhidrat kaynağı olarak şeker, tatlı, çikolata gibi besinler yerine ekmek, kepekli makarna, esmer pirinç, bulgur, kuru baklagil ve sebzeler gibi kompleks karbonhidrat kaynakları tüketilmeli.
3. Tuz ve tuz içeriği yüksek salamura besinler, tuzlu bisküviler gibi besinlerin tüketimi minimuma indirilmeli.
4. Bağırsakların çalışmasına yardımcı olan ve tokluk hissini artırmayı sağlayan lif içeriği yüksek besinlerin (sebze ve meyveler gibi) tüketimine ağırlık verilmeli.
5. Çay, kahve, kola gibi kafein içeren içecek tüketiminden ve alkol tüketiminden kaçınılmalı.
6. Su başta olmak üzere yeterince sıvı tüketilmeye özen gösterilmeli.
7. Hormonal denge üzerine olumlu etkisi olduğu için egzersize mutlaka yer verilmelidir.

Kilolar sadece bedenen değil ruhen de bizi etkiliyor

Kış boyunca alınan kilolar artık daha fazla göze çarpıyor. Kıyafetlerin çoğu dar geliyor. Birçok kişi zayıflamak adına diyet yapıyor ve spor salonlarına gidiyor. Aslında kilolar sadece bedenen değil ruhen de bizi etkiliyor.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kilo kontrolünün özellikle kadınlarda depresyonu tetikleyen bir unsur olduğunu belirtiyor ve depresyona varabilecek kilo problemleri ile ilgili şunları anlatıyor…

Kilo Almak Ruhsal Problemlere Yol Açıyor…

Beslenmedeki yanlış alışkanlıklar, yaşanan iş stresi ve benzer birçok problem ile kilo alımı hızlı olarak gerçekleşebilir. Alınan kilolar ise fiziki ve ruhsal birçok probleme yol açabiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kilolu olup da “ben kendimle barışığım” diyenlerin çoğunun gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor ve ekliyor: “Aslında kilo, başlı başına yoğun bir anksiyete nedenidir.” Kilo almanın depresyona neden olabileceği gibi depresyonda olmanın da kilo almayı beraberinde getirebileceğini belirten Yavuz, kilo almanın muhtemelen artan stres veya duygusal bir aksaklık sonucu ortaya çıkacağını söylüyor.

Kilo Almaya Başlayan Kadın Kendini Sorgulamalı…

Dr. Yavuz, yemek yemenin birçok kadın için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabileceğini, spor yapmaktan kaçan ve kilo almaya başlayan bir kadının mutlaka kendini sorgulaması gerektiğini söyledi.  Durumun kısa bir süre sonra kısır döngüye dönüşeceğini ve kilolu olma gerçeğine daha fazla yemek yiyerek karşılık verip spor yapmaktan kaçınarak kiloların alıp başını gidebileceğini vurguladı.  Depresyon sonucu kilo alan bayanların antidepresan konusunda dikkatli olmaları gerektiğini aktaran Dr. Yavuz, “Böyle bir tedavinin sonucu yine kilo almak olabilir, bu antidepresanlardan kaçmak için bir neden değildir fakat fazla kilolarla baş etmek için kullanılacak bir yöntem de değildir” açıklamasını yaptı. Depresyon nedeniyle ilaç kullanan kişilerin kilolarını sık sık takip etmeleri, eğer kontrolsüz bir kilo alma söz konusu ise derhal hekimleri ile görüşmeleri gerektiğini özellikle vurguladı.

Hamilelik Geçirenler ve Masa Başı Çalışanlar Risk Altında

Dr. Mehmet Yavuz, kadınların kilo almaya en müsait oldukları dönem olarak bilinen gebelik dönemi ve sonrasında vücutta kalan fazla kiloları atmak için bir çaba harcanmıyorsa ve gerçekleşen birden fazla doğum varsa yine şişman adayı bir kadınla karşı karşıya kalırız açıklamasında bulundu. Doğum dışında kadının hayatında oluşan çeşitli değişiklikler nedeniyle fiziksel aktivitelerinin azalması, örneğin bedensel olarak aktif olduğu bir işten masa başı bir işe geçmesi, iş bırakma veya emeklilik, araba kullanmaya başlamak gibi nedenlerle enerji tüketiminin azalmasının da kilo kontrolünde sorunlara yol açtığını söyledi.  Dr. Yavuz, şişmanlığın artışına neden olan etkenler arasında yaşlılık, beslenme alışkanlığının ayaküstü yenen tost, sandviç, pizza gibi hazır yiyeceklere kaymasının da bu duruma zemin hazırladığını belirtti. Ayrıca toplumda yaşamanın, evliliğin, alkol tüketimindeki artışın ve en önemlisi genetik özelliklerin de kilo almada etkili olduğunun altını çizdi.

Depresyondan Kurtulmak İçin Beslenmenizi Değiştirin…

Toplum olarak beslenme tarzının özelliklerinin de şişmanlık için belirleyici olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, çok yağlı yemek türleri fazlaca tüketiliyorsa ya da özellikle sanayileşmekte olan ülkelerde tercih edilen hazır yemek türleri tüketiliyorsa şişmanlığın toplumsal bir sorun haline gelebileceğini belirterek bireyleri beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri konusunda uyardı.

Dr Mehmet Yavuz,  kişilerin daha sağlıklı beslendikleri sürece hem kilo vereceklerini hem de depresyondan kurtulabileceklerini açıkladı.

Kilo Depresyonundan Kurtulmak İçin Öneriler…

— Sabah kahvaltısı yapın. Öğün sayısını azaltmadan 3 öğün yemek yiyin, hatta ara öğünlerle günlük öğün sayınızı arttırın.
— Sebze ve meyve tüketimini artırın.
— Alkol tüketiminizi azaltın veya tamamen bırakın. Alkol, yüksek kalorisi nedeniyle gün boyu tatlı isteğinizi de artıracaktır.
— Çikolata, bisküvi gibi besin değeri düşük ama kalorisi yüksek besinler yerine taze veya kurutulmuş meyve yiyin.
— Yemeğinizi yavaş yiyin. Hızlı yemek yediğinizde, doyduğunuzu anladığınız zaman zaten gerektiğinde fazla yemişsinizdir.
—Hayvansal yağlardan kaçının. Tavukların derilerini, etlerin yağlı kısımlarını ayırın.
— Katı yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçeği yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.
— Bol su için.
— Mümkünse her gün aynı saatte kalkın.
— Yemeklerden sonra dişlerinizi fırçalayın. Diş fırçaladıktan sonra muhtemelen canınız bir şey yemek istemeyecektir.
— Tatlı yemekten kaçının. Daha az tatlı tüketin.
— Tuz ve şeker kullanımınızı azaltın.

Tok olduğunuzda açlık hisseder misiniz?

Bazen duygusal sebeplerden dolayı kimi yiyeceklere saldırabiliriz ama yemek yemek duyguları ayarlamak için insanın tek ve ana stratejisi haline gelmemelidir.
Mutlu olduğunuzda, yemek seçiminiz biftek ya da pizza olabilir, üzgün olduğunuzda dondurma ya da şeker ve sıkıldığınızda patates cipsi… Yemekler midemizi doldurmaktan fazlasını yapar, aynı zamanda duyguları tatmin ederler ve aç bile olmadığınız halde bu duyguları uygun yiyeceklerle doyurduğunuzda, buna ‘duygusal yemek’ denir.
Bir duyguyu doğurmak için yediğinizi nasıl anlarsınız?
İstek aniden gelir. Fiziksel açlıkta ise zamanla oluşur.
Bir boşluğu doldurmak için yediğinizde, bunun boş bir mideyle alakası yoktur, pizza ya da dondurma gibi belirli bir yiyecek istersiniz ve sadece o yiyecek sizin ihtiyacınızı karşılayabilir. Acıktığınız için yediğinizde ise opsiyonlara açıksınızdır ve midenizin verdiği rahatsızlığı bastırmak istersiniz.
Duygusal açlık, istediğiniz o yiyecek ile hemen tatmin olma arzusu doğurur, bir an önce telafi edilmesi gereken bir durumdur.
Fiziksel açlık bekleyebilir, bekletilebilinir.
Duygusal yeme, suçluluk gibi kötü duygular bırakılabilir arkasında; fiziksel açlığı doyurmak için yenen yemek bırakmaz.
Tok olduğunuzda bile, bir duyguyu tatmin etmek için yiyor iseniz, bundan sonra da yemeye devam edeceksiniz demektir. Aç olduğunuz için yediğinizde ise doyduğunuzda duracaksınızdır.
Duygusal açlık bastırdığı zaman, en önemli belirtilerinden biri belirli bir yiyecek üzerine odaklanmanızdır, ve evet, bunun daha çok bir rahatlatma yemeği olduğunu bilirsiniz.
Rahatlatıcı yiyecekler, insanların bir duyguyu sağlamak ya da sürdürmek için tercih ettikleridir. Negatif ruh halleriyle birlikte gelen istek yeterince ilginç değilmiş gibi bazı insanlar kendilerini ancak bu yemeklerle iyi hisseder.
Dondurma rahatlatıcı yemekler listesinin en başında gelenlerden birisidir. Dondurmadan sonra, kadınlar için çikolata ve kurabiye; erkekler için pizza, biftek ve güveçler gelir…
Hepimiz bazen duygusal sebeplerden dolayı yeriz. Ama yemek yemek duyguları ayarlamak için insanın tek ve ana stratejisi haline gelmemelidir. Özellikle de o insan seçimlerini son derece sağlıksız yiyeceklerden yana yapıyorsa…
Eğer yiyorsanız ancak aç değilseniz, vücudunuzun kaloriye ihtiyacı yok demektir. Bu sıklıkla olmaya başlarsa, bu ekstra kaloriler vücudunuzda yağ olarak depolanmaya başlanır ki bu da ileride çok daha ciddi sağlık problemleri ile karşılaşmanıza sebep olur.
Yemek yemek yerine bir arkadaşı aramak, yürüyüşe çıkmak, evi toparlamak ya da aklınızdaki arzuyu bastıracak başka bir üretici eyleme yönelmek çok daha sağlıklı olacaktır, fiziksel ve ruhsal olarak.
Bir günlük edinin ve neler yediğinizi yazın. Bu şekilde ne zaman ne yemek istediğinizi fark edeceksiniz. 2-3 hafta yazmayı sürdürdüğünüzde ise duygusal bir yiyici olup olmadığınıza karar vereceksiniz. Eğer öyle iseniz, profesyonel yardıma ihtiyacınız var demektir.

Kadınlar İçin 9 Süper Gıda

Tükettiğimiz gıdalar ile sağlıklı kalmak arasındaki güçlü bağı hepimiz bilsek de iş uygulamaya gelince başarılı olamıyoruz. 

Doğru seçilen gıdalar ile hem sağlıklı, hem fit, hem de genç kalmanın mümkün olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi Diyetisyeni Nilay Keçeci, sofralardan eksik edilmemesi gereken 9 süper gıda önerisi ve bunların faydalarını sıraladı:

Brokoli: Özellikle cilt sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan brokoli, antioksidan özelliği ile cilt yenilenmesini hızlandırır ve yaşlanmayı geciktirir. Cildimizi esnek tutar, morarma ve çürümenin önüne geçer, kansere karşı korur. Akne oluşumunu önler, cilt kuruluğunu azaltır. Bunun yanında mide ve bağırsak sistemimizin düzenlenmesinde de olumlu etkileri vardır.

Havuç: A vitamini içeriği de yüksek olarak bilinen havuç, hem sinir sistemi hem göz hem de cildimiz için oldukça önemli bir gıdadır. Cilde parlaklık verir, nem kazanmasını sağlar ve yenilenmesine yardımcı olur. Kabızlığa iyi gelir, kalp dostudur ve iltihabik hastalıklarda etkilidir.

Kivi: Kivi hem vücudu mutluluk veren seratonin hormonunun salgılanmasına yardımcı olur hemde cildi güzelleştirir ve besler, kolestrerol düşürücü ve tansiyon düşürücü etkileri bulunmaktadır. C vitamini içeriği yüksek olan kivinin içeriği hücre DNA sını korur, kan şekeri regülasyonuna yardımcıdır

Düşük yağlı yoğurt: Yoğurtta bulunan faydalı bakteriler barsakları ve sindirim sistemini düzenliyor ve rahatlama sağlıyor. Bunun yanında kadınlarda mide ülseri ve vajina enfeksiyonu risklerini azaltıyor. Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, haftada üç ila beş kez tüketilen az yağlı yoğurdun kadınlarda göğüs kanseri riskini azalttığı yolunda görüşler var.

Yağlı balıklar: Balıkların en faydalı yeri olan omega-3 yağ asitlerini haftada iki üç kez yiyerek almak mümkün. Somon, sardalye vb. gibi balık çeşitleri, hücre zarını güçlendirdikleri gibi, kalp hastalığı, hipertansiyon, depresyon, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklara karşı korunmaya katkıda bulunuyorlar.

Fasulye: Protein ve lif açısından son derece zengin olan fasulyeyi haftada üç dört kez tüketmekte fayda var. Fasulye kalp krizi ve göğüs kanseri riskini azaltmakla kalmıyor ayrıca kadınlık hormonlarının dengeli ve istikrarlı olmasına da katkıda bulunuyor. Uluslararası kanser araştırmalarına yer veren International Journal of Cancer adlı bilimsel makale dergisi araştırmacıların fasulye türlerinin ve mercimeğin göğüs kanserini önleyici etkileri olabileceğine dair bazı çalışmalar bulunduğunu duyuruyor.

Tüm kırmızılar: Kadınların domates, kan portakalı ve karpuz gibi likopen zengini gıdaları haftada üç – beş kez tüketmeleri tavsiye ediliyor. Güçlü bir antioksidan olan likopenin erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığı gibi, kadınlarda da meme kanseri riskini azalttığını ortaya koyan yeni araştırmalar var.

D vitamini ile takviye edilmiş az yağlı süt veya portakal suyu: Kadınların günde belirli miktarlarda D vitaminine ihtiyacı bulunuyor. Kalsiyumun kemiklere faydalı olabilmesi için barsaklardan emilmesi gerekiyor. D vitamini alımı kadınlarda kalsiyum kaybı nedeniyle kemik kırılmalarına kadar olumsuz sonuçlara yol açabilen osteoporozun yanı sıra şeker hastalığı, multipl skleroz (MS), göğüs, kolon ve yumurtalık kanseri risklerini de azaltıyor. Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar D vitaminin barsak ve yumurtalık kanserini önleme potansiyeli olduğunu ortaya koydu.

Çilek ve böğürtlen: Çilek, böğürtlen, kızılcık ve ahududu gibi meyveler aynı şarapta olduğu gibi anti kanserojen özelliklere sahip ve hücre onarıcı olduğu bilinen antokyan maddesini içerirler. Antokyanlar meme, mide ve bağırsak kanseri risklerini azaltan önemli antioksidanlar arasındadır. C vitamini ve folik asit açısından çok zengin olan bu meyveler, cildin yaşlanmaya karşı korunmasına da katkıda bulunuyorlar.